Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: En kritik dönemeç: Tarım reformu

Cüneyt ÜLSEVER

Türkiye, IMF ile imzaladığı stand-by antlaşması çerçevesinde ‘‘enflasyonla mücadele’’ başlığı altında ‘‘yeniden yapılanma’’ odaklı bir program uygulamasına girişti.

Türkiye'nin uygulamak zorunda olduğu tedavi yöntemleri, şayet IMF diye bir kurum olmasa idi bile; kaçamayacağı acılı, sıkıntılı ancak mecburi bir süreçtir. Zira, deniz çoktan bitmiş, kumsal bile tükenmiştir. Türkiye'nin üretmeden, sadece borç alıp borç ödemeye mahkûm olduğu bu süreç, tıpkı akrabalarını dolandırarak bakkal borçlarını kapamaya çalışan işsiz-güçsüz insanların içine düştükleri sefil hayatın devlet katındaki izdişümüdür.

Şu ana dek işçi sendikalarının uygulanacak programa ne tepki verdiklerini bilmiyoruz. Dilerim, hükümet önce kendi tasarruf programlarını ortaya koyarak, ivedelikle sendikalar ile bir konsensüs arayışına girer. Zira, böyle bir programın başarısı teknik tutarlılığı kadar, ülkede her kesimin enflasyon ile mücadeleyi kendi sorumluluk alanı içinde görmesine ve taşın altına elini uzatmasına bağlıdır.

Kişisel görüşüme göre programın en kritik noktası ise tarım reformudur. Zira, şayet bu reform başarılı olursa, işte o zaman Türkiye gerçek bir transformasyondan geçecektir. İşte o zaman bu ülke zihni yapısından tutun, kültürel bakışı, şahsiyet gelişimi, idrak ve tavır değişimi yaşayacaktır.

Bu ülkenin temel sorunu; kılık kıyafetini, kullandığı tüm aletleri, yaşamda görüntüye yansıyan tüm maddeleri modernleştirmiş olsa dahi köylü zihniyettir. Üretimde planlamaya cevaz vermeyen bu zihniyet, doğası gereği kaderini tamamen aşkın güce terk eden; topraktan çalmayı hüner zanneden; tapınmayı veya biat etmeyi yücelten; edilgen ve analiz yapmaya ihtiyaç duymayan bir düşünce, daha doğrusu düşünmeme sistematiğidir.

Bu ülke sadece çiftçisi ile değil; şehirdeki modern vatandaşı, Kemalisti, İslamcısı, Kürt'ü, Alevisi ile aynı mantığın değişik versiyonları ile haşır neşir olmakta; köylü kurnazlığından medet umarak ‘‘kurtuluşu’’ beklemektedir.

Neden Türkiye böyle bir acz içindendir? Zira, köylülüğü baş tacı eden, köylülüğe prim ödeyen nadir ülkelerden birisidir!

Yıllardır bu ülkede fukara çiftçiye destek çıkma palavrası altında zengin ama feodal köylü efendiler finanse edilmektedir. Devlet uyguladığı destekleme alımları ve beleş krediler ile büyük toprak sahibi köylüyü baş tacı etmektedir. Üstelik, toplayabildiği ve bize ait vergilerle!

Bu durum da sadece faktör fiyatları zıvanadan çıkarmamakta, ekonomik dengeleri altüst etmemekte; aynı zamanda köylülüğün statükoya daha beter sarılmasına zemin hazırlamaktadır. Tıpkı, devlete verdiği borçların faizi ile beleş yaşama dünden razı, enflasyon canavarından memnun şehirli zenginler gibi, köylü zenginler de hiçbir riske girmeden, yeni olan her şeye karşı çıkarak yaşamlarını her geçen gün bir asalak olarak sürdürmeye devam etmektedirler. 10 dönüm toprağının ürününden alacağı destekleme fiyat ile sadece fukaralığını idame ettirme durumunda olan fukara köylü de suça alet edilmekte, hatta paravan olarak kullanılmaktadır. Tıpkı, şehirdeki emekli Ahmet Efendi'nin repodan nemalandığını zannetmesi gibi!

Bugüne kadar bu abuk sistem yaşadı. Neden? Zira bu sistem alaturka demokrasinin bütün abukluğuna rağmen çarkını çevirmesine yardım etti. Milletin parasını nüfusun oy deposu olan köylüye peşkeş çekenler karşılığını iktidar olarak aldırlar.

‘‘Kim ne verirse ben size 5 bin TL fazla vereceğim’’ zihniyeti bu ülkede başbakanlar, hatta cumhurbaşkanları yarattı, hatta belki de tekrarını nasip edecek!

Şimdi hükümet destekleme alımlarından vazgeçeceği, sadece fukara köylüyü, ürün bazında değil; geçim standardı seviyesinde destekleyeceği bir programın hazırlıkları içinde. Bunun için ülkede zengin ve fukara köylüyü ayırt edecek bir envanter çıkarılıyormuş.

Şayet hükümet, kendi kuyusunu kazmayı bile riske ederek böyle bir reformu hayata geçirebilirse, rahmetli Özal'ın özlediği transformasyonun daniskasını gerçekleştirmiş olur! Böyle bir hükümetin de tadına doyum olmaz!

X