Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Düğmeye basma lobisi

Cüneyt ÜLSEVER

SİZ buna düğmeye basma fobisi de diyebilirsiniz. Her ülkede paranoya, tedavi edilmesi gerekli bir hastalık olarak görülür. Bizde ise paranoya ya bir yönetim tarzı haline gelmiştir, ya da çapsız siyasilerin sığınacağı bir kaledir.

Bir konuda ipin ucu mu kaçtı, ya da önerilen değişimin birilerinin kendilerine peyledikleri konuma halel getirme ihtimali mi var; gelsin paranoyak çağrışımlar:

- Vay Kürtler, Kürtçe TV mi istedi, bunun sonu nereye gider?

Dikkat edin, bu ülkede PKK'ya karşı verilen başarılı mücadelenin en fazla vurgusunu yapanlar, aynı zamanda ‘‘ya daha fazla isterlerse’’ korkutmacısının başaktörleridirler.

Türkiye'de bazı insanlar hep bir korku saçarak ve kendilerini de o korkunun panzehiri göstererek yaşamayı adeta bir ideoloji seviyesine çıkarmışlar.

* * *

Öte yanda, okulda tembelliğimizi ‘‘hoca bana taktı’’ tiradına indirgeyen, maçta mağlubiyeti hakeme fatura eden, evdeki hırgürü kaynanaya bağlamayı hüner sayan, işteki başarısızlığını amirin cinsel tercihleriyle izah eden kültürel yapımız, ülke yönetimini de yüzüne gözüne bulaştırınca düğmeye basan bir parmak aramayı pek sever.

Bu mantığa göre, bu ülke o kadar zavallıdır ki, bir parmak, evet sadece bir parmak her şeyi bir anda altüst edebilir.

- Başbakanım, acaba düğmeye basan bir parmak mı var?

- Hıı! Olabilir, araştırıyoruz.

- Bakanım, polisleri sokağa kim saldı?

- Dış mihraklar!

- Peki efendim, içteki uzantıları...

- En kısa zamanda iç mihrakları da tespit edip adalete teslim edeceğiz.

* * *

Bir an varsayalım ki, böyle bir parmak var. Şöyle hafif bir bükülüp bize doğru sallandı mı, Türkiye'deki tüm ama tüm güçler emrine giriyor ve çocukken ‘‘tıp’’ oyununda yaptığımız gibi herkes onun bir salvosu ile apışıp kalıyor.

Peki, böyle bir parmak, onikibağırsak parmağı mıdır ki, kimse bu parmağı önceden göremez?

Başbakan, İçişleri Bakanı, emniyet müdürleri, istihbarat birimleri ve dahi komplo uzmanı aydınlar, bu parmağı neden önceden fark edemezler?

Harekete geçmek için, illa ki bu parmağın bizi yekten pandiklemesi mi lazım?

* * *

Şimdi tek bir parmağın marifetlerine bakın! Önce ABD, Fransa, İtalya'da Ermeni lobisini kışkırttı, sonra F tipi cezaevleri konusunda Hikmet Sami Türk'ü efsunladı, doymadı Rahşan Hanımefendi'nin af konusunda aklını çeldi, yetmedi Nuriş'i azdırdı, mahpustaki teröristlere toplu kararlar aldırdı, açlık grevlerini başlattı, Kürtlerin aklına Kürtçe TV soktu, borsadan yabancı sermayenin kaçmasına neden oldu, iki polisimizi şehit etti ve nihayet Çevik Gücü sokağa saldı!

* * *

Tabii ki bir ülkede çelişkiler, tabii ki diğer ülkelerin o ülkeyle ilgili politikaları vardır.

Peki bizim hükümetin parmağı nerede, dolama mı olmuş? Sıcak bir yere mi sokulmuş?

* * *

Bu ülkede ne kadar çapsız, basiretsiz, iradesiz yönetici varsa, onlar kendimi bildiğimden beri, iktidarsızlıklarına birer kulp ararlar.

Bence son kulp, parmaksız Salih'in işaret parmağı olarak tescil ve ilan edilmelidir!

X