Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Dinin bireyselleşmesi

Cüneyt ÜLSEVER

Bu yıl 2'ncisi tertip edilen Abant toplantıları ‘‘ilahi’’ ile ‘‘beşeri’’ olguları soğukkanlılıkla ve akla dayanarak ilişkilendirmeye çalışıyor.

Eminim ki İslam, büyük ihtiyaç duyduğu içtihatları bu tip tartışmalar sonunda kazanacaktır. Zira, İslam'ın reforma değil, ancak Abant'ın sonuç bildirgesinde yer aldığı gibi ‘‘vahyin bildirdiğinin anlaşılmasında asıl görev akla düşmektedir’’ cümlesini yeniden değerlendirmeye her zamankinden fazla ihtiyacı vardır.

Türkiye'de taraflar meseleye, İslam'ın dünyevi hayata ne kadar uyum gösterebileceği sorusu ile bakıyorlar. Hal böyle olunca da İslam'ın cumhuriyet rejimi ve hatta demokrasi ilkeleri ile ne kadar uyuşup uyuşmadığı tartışması çıkıyor.

Benim cevabım basit! Müslümanlar isterse bu uyum gerçekleşecektir, istemezlerse gerçekleşmeyecektir. Zaten İslam da, her din gibi, yaşanan İslam kalıbına girdiği andan itibaren dünyevi açıdan yoruma tabidir ve insanlar yaşadıkları şartların çerçevesinde beşeri hayatı tarif ederler.

* * *

Görüşüme göre, laiklerin organize İslam'dan, ‘‘Müslümanlar'ın’’ da dayatan laiklikten ürktükleri Türkiye'de iki tarafın da beklemedikleri, ummadıkları bir gelişme meseleyi her geçen gün yumuşatıyor. Hatta iddia ediyorum, sonuçta nihai bir çözüme de ulaştıracak!

Bu olgu da İslam'ın bireyselleşmesidir.

Biz istesek de istemesek de birey olmanın -şahsiyet kazanmanın- son yıllarda kazandığı baş döndürücü sürat bizim insanımızı da derinden etkiliyor.

Sonuçta tarikatların denetleyemediği, devletin de dayatamadığı bir nesil ortaya çıkacak. Böyle bir gelişimden çıkacak toplumsal örgü de, hakkında kim hangi yargıya sahip olursa olsun, Fethullah Hoca cemaati türü gevşek ve dünyaya dönük örgütlenmeler olacak.

İnsanların ilahi olanları kendi bireysel akılları ile yorumlamak isteyecekleri bir toplumda cemaatler ancak sivil baskı örgütleri olarak var olma, ya da talep edildiğinde referans verme şansına sahip olabilirler.

* * *

Türkiye'de de bireyselleşme olgusu muazzam bir hızla yaşanıyor ve bu gelişme, baskıcı devlet kadar şahsiyete yer vermeyen tarikatları da tedirgin ediyor.

Bireyselleşmenin İslam'a da yansıdığını bugün için Nilüfer Göle, Elizabeth Özdalga gibi ancak bir avuç bilim insanı görse de durum böyle.

İngiliz sosyoloğu Graca Davis, dönemi ‘‘inancın devam ettiği ama aidiyetin sorgulandığı’’ bir dönem olarak özetliyor. (Newsweek, 12 Temmuz 1999.) Bireyselleşen toplumlarda din bir zihinsel harita olarak yol gösteren ama gündelik hayatta kendisini fazla belirlemeyen bir olgu olarak çıkıyor karşımıza.

Mesele dinde değil, insanda! Bunun böyle olduğunu da Hz. Muhammed yüzlerce yıl önce söylemiş: ‘‘Ne isen öyle yönetilirsin!’’

Duverger de yüzlerce yıl sonra teyit etmiş: ‘‘Milletler layık oldukları idarelere kavuşurlar!’’



X