Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Daha ne istiyorsunuz?

Cüneyt ÜLSEVER

Bayramlık ağzımla değil (2):

BENİ hep kötümser yazı yazmakla suçlayan arkadaşım dünkü ‘‘bayram yazımı’’ okuyunca telefonla aradı. Doğru yola girmişim ama yeterli değilmişim!

O, Türkiye'nin son 75 yılı ele alınırsa ve millete rakamlarla nereden nereye geldiğimiz gösterilirse, insanımızın daha fazla moral bulacağı kanısında:

- 75 yılda traktör sayısı şu iken şu oldu diyebilirsin, diyor.

Kişi başına düşen patates sayısının, döşenen demiryolu miktarının, seyredilen kanal sayısının hesabını dökmeliymişim.

* * *

Bugün de onun önerdiği yolu izleyeceğim:

IMF reçetelerinden zerre kadar taviz vermeyen yüce iktidarımız, aynı zamanda 1999'da 60 bin, 2000'de 40 bin insanı devlete kazandırarak, ekonomiye muazzam bir katma değer eklemiştir. 2.5 milyon memurun ülkemizde canla başla traktör sayısını artırmaya çalıştığı bir ortamda, istihdama ilave edilen 80 bin yeni insan üretim meselesine yeni ve basit çözümler getirecektir.

Zaten, her Türk genci devlete memur olmak için yetişir. Ne mutlu ki onlara, 80 bin kişi bu murada ermiştir!

Örneğin, özelleştirilmesi için hükümetin özel gayret gösterdiği Telekom'a geçen yıl 3.000 adet yeni çalışan kazandırılınca, Telekom'un insan sermayesi değeri bir o kadar daha artmıştır. Şimdi elimizde gavurların daha fazla para ödemeye ısrarlı olduğu bir Telekom var. İlave para da şu kadar ilave traktör, şu kadar fazla patates demektir.

* * *

MEB'e bağlı okullardaki öğrenci sayısı 1923-24'te 361 bin iken 1999-2000'de 34 kat artarak 12 milyona çıkmıştır. Bir kere bu rakamlar, hiçbir şeyi göstermese dahi, Türk milletinin zürriyet konusunda nasıl bir ırkın ahfadı olduğunu; Yunan'ın, Ermeni'nin ve dahi Arap'ın bizden neden bu kadar ürktüğünü açıklar. Üstelik; Türkiye Cumhuriyeti bu kadar çok öğrenciyi bütçesinde eğitime her yıl daha az pay ayırarak yetiştirmektedir.

Daha az paraya, daha çok öğrenci!

Bu kural ekonominin temel kuralıdır. Mümkün olan en fazla çıktıyı (öğrenci), mümkün olan en az girdi (para) ile sağlayan ülkelerin sırtı katiyen yere gelmez.

Ayrıca, ülkemiz örneği verilen rakamlardaki artışı, siyasi lider sayısında bir artış olmadan sağlamıştır. Milletimiz, iki yıl içinde TV'lerini bile yenilerken, liderlerini yenilemekten imtina etmektedir. Görüyorsunuz, yine girdi miktarı artmıyor, ama üretim miktarı artıyor. Lider konusunda tasarrufa riayet eden toplumlar, diğer konularda bu kadar hassas olmasalar dahi, en azından öbür dünyanın girdilerini azalttıkları için, muhakkak bir gün Yaradan'ın dikkatini çekerler.

* * *

75 yıllık bir süreç içinde; katil sayısı artarken mahkûm sayısının azalması; elin adamı ancak liseden sonra araba kullanmaya ehil olurken necip milletin ehliyet konusunu ilkokul diploması ile çözmesi; fukaraların gelirdeki payı azalmaya devam ederken, doğum oranlarındaki payının sürekli artması; ortalama 3.5 yıl eğitim ile ortalama 12 yıl eğitim alanlarla aynı kulübe üye olmaya soyunmak; insani gelişim endeksi açısından dünyadaki 184 ülke arasında 97 ülkeyi sollamak (86. sıradayız); 40 milyar doları çarçur ettikten sonra 10 milyar dolar borç bulabilmek; yüksek tansiyona olmasa bile yüksek enflasyona 20 yıl direnebilmek her millete nasip olmaz.

- Bre münafıklar! Daha ne istiyorsunuz?

X