Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: BM-milenyum toplantısı gözlemleri

Cüneyt ÜLSEVER

NEW YORK

NEW York dünyanın bir özetidir. Nasıl insanlar İstanbul'a ‘‘bir dilim ekmek’’ uğruna kopar gelirse, bu şehre de dünyanın her santimetrekaresinden insanlar ekmek, sanat, şan, şöhret uğruna ulaşırlar.

Çoğunluk şehrin sokaklarında yiter gider, ancak kalan sağlar New York'lu olur.

Bu kez ise New York bir dünya panayırı. Dile kolay, 188 ülkenin böyyüğü 21. yüzyıla şekil verecek. Onların neler söylediğini bir dizi düzeninde sizlere anlattım.

* * *

Milenyum zirve toplantısını dünyanın her bir ülkesinden gelmiş 5.000 basın mensubu izliyor. Bu insanların Birleşmiş Milletler binasına giriş-çıkışlarını denetlemek için, kendilerine özel bir kimlik kartı veren büro var. Binanın önü miting meydanı gibi! Burada medyanın yaşadığı sessiz sıkıntı da derviş sabrı istiyor.

Nihayet sıra bana geliyor. İngiliz dilini kendi aksan yorumundan katiyen taviz vermeden konuşan yetkili, hangi ülkeden olduğumu soruyor. ‘‘Türküm’’ diyorum, ama adam bir türlü anlamıyor. Üstüne üstlük hangi gazetede çalıştığımı da soruyor. Ben, ‘‘Hele bunu hiç anlamaz’’ diye düşünürken ‘‘Hürriyet’’ diyorum. Aynı somurtkan adam birden gülümsüyor, ‘‘Aaa Hurrıyet!’’ diyor ve pasaportumdaki isme bakarak, özel bir dosyadan kimlik kartımı çıkarıyor. Genel kültürü, Türkiye'nin adından anlam çıkarmaya zorlanan bu Latino, Hürriyet'in adına ezber çekmiş.

Bana o anda büyük bir gurur duygusu yaşatan, yıllar boyu sarf ettikleri emekleriyle bu gazetenin ismini New York'ta bir İspanyol asıllının aklına nakşeden herkese çok teşekkür ederim. 30 yılını New York'a hasretmiş Doğan Uluç Ağabey'in payını da ayrı tutarım.

* * *

Açık konuşalım. Tüm Türk medya mensupları burada en çok Ahmet Necdet Sezer'i merak etti. ‘‘Acaba nasıl davranacak?’’, ‘‘Ona nasıl davranacaklar?’’ diye yandık tutuştuk. Onun yerinde olmak istemezdim. İlk defa kamuoyu önüne çıktığınızda neler hissetmiştiniz? Ben sadece bir prova için kamera önünde elime mikrofon verildiğinde adımı unutmuştum!

Ömrü hayatımda ilk kez burada gördüğüm Sezer'in özünde ‘‘mahcup bir insan’’ olduğundan artık şüphem yok.

Yok, mahcup tavrı sadece bir tecrübe eksikliği değil, bu insan böyle!

Sezer'i Amerika'da yaşayan Türklere seslenirken izledim. İlk kez bir kalabalığa konuşuyordu. Kuru, heyecansız bir sesle önüne uzatılan bir káğıdı okudu. Uzun süre kuyrukta bekleyen, sırf Cumhurbaşkanı'nı dinlemek için New York'un tüm çevrelerinden gelen insanlar sadece 10 dakika süren bu sönük şovdan hiç etkilenmediler.

‘‘Hepsi bu mu?’’ diye sormaktan kendilerini alamadılar.

Cumhurbaşkanı'nın karakter tarifi olmaz, ama bir lider olarak görev tarifi içinde; kitlelere mesaj verirken, onlara heyecan da vermek gerekliliğinin bulunduğunu Sayın Sezer kavramak durumunda.

* * *

Clinton, Chirac, Schröder tarafından büyük övgüler alan Sezer'in, Türkiye'de istifasını bekleyenler artık avuçlarını yalasınlar. Zira onun demokrasi vurgusu dışarıda heyecanla karşılanıyor ve galiba o, Batı'da bu konuda samimiyetine inanılan ilk Türk lider.

İşte size Ahmet Necdet Sezer:

‘‘... Bu bağlamda halkın iradesine güvenmeyi ve ona saygı göstermeyi her şeyin üzerinde tutulacak en önemli değer olarak görmekteyiz. Diğer değerler yalnız bu kaynaktan doğabilirler ve hukuk devleti böyle egemen kılınır.’’ (BM konuşmasından).

X