Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: ‘Bir arada yaşama sanatı’

Cüneyt ÜLSEVER

Benim demokrasi için bulduğum en iyi tarif bu!

Önemle ekonomik düzenlemelerin bir arada yaşamayı mecbur kıldığı dünyamızda insanların iş bölümünün nimetlerinden, ancak aynı zamanda da külfetlerinden kaçması mümkün değil.

Demokrasi bir arada yaşayabilmek için bulunmuş ehveni şer bir siyasal örgütlenme modeli. Bir araç. Amaç, onsuz yapamadığımız, ancak bizden tavizler de isteyen ‘‘bir arada yaşamayı’’ mümkün, daha doğrusu tahammül edilir kılmak.

Birey olarak insan kendi çıkarlarını maksimize etmek ister. Ancak, yaşamı yoğaltmak tüm bireylerin her biri için mümkün olmadığından, demokrasi bireylerden bazı konularda fedákarlık yapıp, optimum bir yaşama razı olmalarını bekliyor.

Fedakárlık. Söylendiği kadar kolay değil. Bunun için de ben demokrasiyi emek ve eğitim isteyen, icrası zor bir sanat olarak görüyorum. Üstelik genetik biliminin son gelişmeleri ışığında, bir benzetme ile, demokrasinin sosyal genler ile ilgili olduğunu da düşünüyorum. Demokrasi, tıpkı bisiklete binmeyi öğrenmek gibi, yılların tecrübesi ile yakından ilgili.

Biliyorum, herkes demokrasi istiyor! Ancak demokrasi talep edenlerin çoğunluğu hálá demokrasiyi kendi menfaatlerinin çoğaltılması zannediyor. İnsanların çoğu optimum bir dengeye razı değil. Bu sonucu da insanların siyasi davranışlarından değil, günlük yaşamdaki tavırlarından çıkarıyorum.

Sahi siz ne kadar demokratsınız?

Siyasal tercihlerinizi sormuyorum, günlük, basit yaşamdaki davranışlarınızı sorguluyorum. Esas meramım da demokrasinin sosyal genlerinize ne kadar yerleştiğini öğrenmek! Doğal olarak, kendiliğinden ne kadar demokratsınız?

İnsan ilişkilerine bakıyorum. İnsanlar sosyal yaşamlarında bir konuyu tartışırken etlerinden et koparılırmış gibi bir tavır sergiliyorlar. Kişi kendisinden aykırı bir görüş sergileyen dostuna kızıyor, onun kendisine göre ‘‘doğru’’ olanı görememesine içerliyor, tartışma sonunda şahsiyetlerin irdelendiği bir ortama çekiliyor. TV'lerdeki hamasi tartışmalarda durum daha beter! ‘‘Atatürk’’ adını ilk önce kullanma şansını yakalayan şahıs aksi görüştekini hemen ‘‘kökü dışarıda’’ olmakla suçluyor, rahmetli Atatürk'ün kendisine, gece rüyasında, ‘‘memleketi bu çapulculardan kurtarmak’’ için özel görev verdiği zahabına kapılıyor.

Bu insanlar demokrat olabilir mi?

Hadi, fikir aykırılıklarını bir kenara koyun. ‘‘Bir arada yaşamaya’’ ne kadar razısınız? Otobüste sıra beklerken, trafikte bir aracı sollarken, umumi tuvaletleri kullanırken, maçta takımınız yenildiğinde, maşuk sizi terk ettiğinde, patron başkasını terfi ettirdiği zaman ne kadar demokrat davranıyorsunuz? Kendi rızanız ile ödediğiniz vergilerden ne haber? Ev işlerine bakıp dışarıda çalışmayan eşiniz, kendi seçimini yapmak isteyen mahdumunuz ile bir arada yaşamaya, hayatı paylaşmaya ne kadar razısınız?

Necip Türk milleti! Bu ülkeye demokrasi niye yerleşmiyor, biliyor musunuz?

Sizler, ezici bir çoğunluk olarak, demokrat değilsiniz de, ondan!



X