Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Bir Ahmet Necdet Sezer analizi

Cüneyt ÜLSEVER

BİLİYORUM, bu memlekette dostu düşmanı Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer'i kimlik olarak çok merak ediyor. Bu merakında herkes haklı, zira bu kadar önemli bir görevdeki insan hakkında çok az şey biliyoruz.

BM-Milenyum Toplantıları nedeniyle Sezer'i New York'ta bir nebze olsun tanıdım. Bugün kendisi hakkındaki izlenimlerimi aktarmak istiyorum.

* * *

Sezer ile ilgili ilk intibam, onun mahcup bir kişiliğe sahip olduğudur. İnsanlarla, hele hele insana hangi anda, nereden vuracağını tahmin edemediği gazeteciler ile görüşmekten keyif almıyor. Biz gazeteciler bu duruma çok şaşırdık; zira alıştığımız cumhurbaşkanları, medyayla oynaşmaktan büyük keyif alırlardı. Sezer bu gezide ayrıca hiçbir ‘‘önemli gazeteciyi’’, tüm gayretlerine rağmen, özel olarak kabul etmeyerek bir ilki başlattı. Kimse Sezer'in özel gazetecisi olamayacak!

Tamam tecrübesi eksik, ama Sezer gerçekte mahcup bir insan. İnsanlarla haşır neşir olmayı sevmiyor.

İnsanlara tam anlamıyla güvenmedikçe onlarla yakınlaşmayı istemeyecek.

Ben Sezer'in bu mesafeli tutumunundan hoşlandım. Son iki cumhurbaşkanı döneminde, medya ile köşk arasındaki ilişkilerin suyu çıkmıştı.

* * *

Kendisinin en fazla gülen gözlerini sevdim. Sezer yakından tanımadığı insanlara uzak ama soğuk bir kişilik değil. Gözler, insan istese dahi yalan söyleyemez. Benim indimde Erbakan'ın fıldır fıldır gözleri samimiyetsizliği, Demirel'in gözlerinde dışarı doğru hamleler yapacakmış gibi patlamalar ise gizli bir kibiri yansıtır.

Sezer içten gülen gözleriyle samimi ve katiyen kibirli değil. Sadece mesafeli. Hatta mütevazı.

* * *

Sezer'de karizma arayanlar gözlerine çok dikkat etmek durumunda.

Zira hitabet gücünde ve vücut dilinde karizma bulmak zor.

Belki de bu eksiklik onun en önemli engeli. Bir cumhurbaşkanı olarak, hele hele Türkiye gibi bir ülkeyi hukukun üstünlüğüne taşımak gibi çok ama çok zor bir görevi yüklenmiş bir kişi olarak, bu şevkini zaman zaman da olsa; BM konuşmasında da belirttiği gibi, en büyük değer kabul ettiği milletle paylaşmak zorunda.

Milleti ‘‘oyuna’’ katmak için, milletin kalbine hitap edebilmeli. Bu haliyle Sezer millete mesajlarını, KHK direnişinde yaptığı gibi, dolaylı vermeyi tercih edeceğe benziyor.

New York'ta yerleşik Türklerle konuşurken heyecan veremedi.

Sezer'le ilgili, bana en büyük şevk veren son iki gözlemim ise onun mahcup yaklaşımına rağmen inatçı, hatta cesur bir karaktere sahip olduğudur. Bu gözlemim bir çelişki gibi gözükebilir. Sezer tam güvenemediği insanlar yanında mahcup ama davasında inadı inat bir insan.

Gözü de kara!

Gazetecilerle soru sorulmamak şartıyla yaptığı sohbette bütün ısrarlı suallerden uzak durdu. Ancak, ben ‘‘Anayasa'yı unutmayın, bu bize yeter’’ deyince ilk kez heyecanlandı ve ‘‘Anayasa'yı hiç unutmayacağım!’’ diye cevap verdi. Ben de bu cevabını hiç unutmayacağım.

Sezer hakkında taşıdığım büyük beklentiler bu gezide benim açımdan büyük bir umuda dönüştü. O hukuku kutsayan tavizsiz bir devlet adamı olacak.

X