Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Başkalarının hakkını savunmak

Cüneyt ÜLSEVER

GEÇEN cumartesi günü Necmettin Erbakan'ın bazı gazetecilerle yapmış olduğu toplantıdan sonra, gazeteler ve TV kanallarında çıkan kimi yorumlar, bana demokrasi mücadelesinde en önemli eksiğimizin ne olduğunu çok açık bir şekilde gösterdi.

Türkiye ile demokrasi arasındaki en büyük engel ne 312, ne Anayasa, ne de diğer kanunlardır. Türkiye'nin önündeki en büyük engel, aydınlarımıza büyük çapta hákim olan zihniyet yapısıdır.

Türk aydını demokrasinin en zor, ancak en önemli kriterini benimsemiyor.

Türk aydını kendilerinden başka türlü düşünen veya davrananların da hakları olabileceğini, hele hele onların haklarını da savunmak durumunda olduğunu zihnen çözebilmiş değil.

* * *

Gazete kupürlerinde yer alan çoğu görüşler ‘‘Ben orada olsaydım şu soruları sorardım’’ mantığı ve Erbakan'ın ayıplarını yakalama kurgusu ile ifade edildi.

O toplantıda bulunmuş bir kişi olarak baştan belirteyim: Erbakan'ın çelişkilerini yakalamak ve özeleştiri yapmasını sağlamak için epey gayret sarf edildi. Muhakkak ki unutulan çok soru da var.

* * *

Ancak, benim dikkatimi çeken nokta şudur:

Kimse Erbakan'ın vahim iddialarını dikkate almadı. Varsa yoksa, demokrat olmadığı ayan beyan belli bir kişinin açıkları aranıyor.

Pazartesi günkü köşemde yazdım. Erbakan aynı toplantıda, 28 Şubat döneminde Hizbullah'ın hiç gündeme gelmediğini (salı günü Can Ataklı da bu konuya parmak basmış); mahkemede maddi delil olarak, 1994 yılında yaptığı bir konuşmanın 1997 yılında üretilmiş bir ses bandındaki kaydına dayandırıldığını; hükümet komiserinin resmi raporda ‘‘20 dakika sürdü’’ dediği konuşmanın bantta 45 dakika yer aldığını iddia etti.

Erbakan'ı bir an unutun! Bu iddialar, hepimizin özlemini çektiğimizi ifade ettiğimiz hukuk devleti açısından vahim değil mi?

Ancak, hemen hiç kimse o günkü görüşmenin bu boyutuyla ilgilenmiyor.

Bu iddialar doğru mu?

Doğru ise tavrımız ne olmalı?

Erbakan yalan söylüyorsa, hukuk devletinin zedelenmesine engel olmak için bile ‘‘gerçeği’’ ortaya çıkarmak gerekmiyor mu?

Hatta, iddiaları yalan ise, yargı erkini töhmet altında bıraktığı için Erbakan kovuşturulmamalı mı?

* * *

Erbakan, o gün, tüm gayretlerine rağmen demokrasiyi benimsediğine kimseyi ikna edemedi.

Onun demokrasisi ‘‘benim demokrasim’’ boyutundan ‘‘bizim demokrasimiz’’ boyutuna çıkamıyor.

Ancak, ona karşı çıkanlar farklı mı?

Onlar hukukun üstünlüğünün rakip, hasım, kendi yaşam tarzını tehdit ettiğine inanılan, sevilmeyen, nefret edilen vb. kişilerin haklarını da kapsadığının farkındalar mı?

Demokrasiler, demokrat olmayan kişileri de koruması altına alır!

En zor yönü de bu gerçeğin hazmedilmesidir.

X