Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Ahmet Necdet Sezer'e bir hatırlatma

Cüneyt ÜLSEVER

13 Eylül 2000 tarihinde yazdığım köşe yazısında kendimce ‘‘Bir Ahmet Necdet Sezer Analizi’’ yapmıştım. Bu analizde Sezer'in gülen gözleri ile insana güven verdiğini, mesafeli durduğunu ama esasında sıcak ve samimi olduğunu vurgulamıştım. Tam güvenemediği insanlara karşı uzak, mahcup bir kişiliğe sahip olduğu ise aşikár.

Tabii, bu yargıların hepsi amatör gözlemlerime dayanıyor.

Aynı yazıda, onu New York'ta ilk defa halka seslenirken izlediğimde, vücut dilini ve hitabet gücünü eksik bulduğumu da kaydetmiştim.

Ana tema ise onu, hukuku kutsayan tavizsiz devlet adamı olarak tarif ediyordu.

Bu yazıyı yazdıktan sonra bu analizde bir şeylerin eksik kaldığı duygusuna kapıldım.

* * *

Galiba eksik kalanın ne olduğunu, Sezer ‘‘banka KHK'sını’’ da veto ettikten sonra şimdi buldum ve sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sezer tam anlamıyla bir hukuk adamı. Bu ülkeyi hukuk devleti yapmak için büyük hayalleri var, ama o geleceğe dair bir yol gösterici olarak davranmıyor.

İnsanların önüne hedefler koyup, insanları bu yönde motive etmiyor.

Cumhurbaşkanı'nın görevleri arasında, yukarıda tarif ettiğim, yol göstericilik var mı diye de bir süre düşündüm.

* * *

Anayasa'nın 104. maddesinde, Cumhurbaşkanı'nın görev ve yetkileri arasında ‘‘... Türk milletinin birliğinin temsili’’ yer alıyor.

Ayrıca Anayasa'nın dibacesinde ‘‘Topluca Türk vatandaşlarının milli gurur ve iftiharlarında, milli sevinç ve kederlerde, milli varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu’’ yazılı.

Bir gerçekten çok bir dileği yansıtan dibacenin bu bölümü, milli ortaklık duygusuna vurgu yapıyor. Anayasa bu ortaklığın temsilini de Cumhurbaşkanı'na veriyor.

Ortaklık duygusu ise, sevinç ve kederlerin paylaşılması kadar geleceğe dair olumlu beklentilerin yeşertilmesine, yapılanın neden yapıldığının doğrudan izahına dayanır.

Bu konuda Cumhurbaşkanı'nın önderlik etmesi gerekmez mi?

Özetle, Cumhurbaşkanı millete vizyon vermek durumunda değil midir?

Hele hele, Türk insanının gelecekle ilgili beklentilerinin dibe indiği bu dönemde!

* * *

Alışveriş yaparken halkla çok sıcak ilişkiler kurduğunu duyduğumuz Cumhurbaşkanı, ‘‘banka KHK’’sını neden iade ettiğini, hükümete yazılı bildirme yanında, TV'ler vasıtasıyla millete de anlatsaydı daha iyi olmaz mıydı?

Bir gazeteci dostum parmak bastı: Bilişim Fuarı'nı ziyaret etse, bilgi teknolojisindeki son gelişmelerle ilgilense, gençlere interneti anlatsaydı, insanımız bundan olumlu etkilenmez miydi?

* * *

Anadolu'dan Rusya'ya erotik kadın çamaşırı satan hacı amca, bir tarihte bana ‘‘Esasında sahip olduğum gücü ortaya çıkaran rahmetli Özal oldu’’ demişti.

İnsanımızın bir yönü çok ezik. Kendi gücünü dahi bir başkasının ortaya çıkarmasını bekliyor. Morali çabuk bozuluyor, ancak çabuk da moral buluyor.

Doğru dürüst söyleyemese, anlamını tam olarak bilmese, hatta kelimeye mistik bir anlam yüklemeye kalksa bile, Anadolu insanı ‘‘vizyon’’ kelimesini çok sevdi.

* * *

Galiba Türk insanı, tevazusuna bayıldığı, doğru bildiği yoldaki cesaretine hayran kaldığı, namusuna iman ettiği Ahmet Necdet Sezer'den vizyonerlik görevi de bekliyor.

X