Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Ahmet Necdet Sezer'e açık mektup

Cüneyt ÜLSEVER

SAYIN Cumhurbaşkanım; Kısmetse, 16 Mayıs günü cumhurbaşkanlığı görevine başlayacak, olağanüstü bir durum olmaz ve Allah ömür verirse bu görevi 7 yıl sürdüreceksiniz.

Bu şerefli makama seçilmiş olmanızdan büyük memnuniyet duyan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, bazı düşüncelerimi sizinle paylaşmak isterim.

Sayın Sezer; ülkede sizin seçilmenizden mutluluk duyan vatandaşlar sizi tanıdıkları için değil, sizin şahsınızda değişim talebi fırsatı yakaladığı için memnunlar. Lütfen, devlet girdabında derviş edanızdan vazgeçmeyin! Bizi size bağlayan fikirleriniz, zikirlerinize de hákim olsun. Ne kaybedebilirsiniz ki? Siz bu ülkenin en şerefli makamına oturdunuz, daha fazla yükselecek dünyevi bir makam yok. Emanetinizde olan ‘‘can’’ı da zaten her fani gibi bir gün terk edeceksiniz.

Siz o makama sadece bayramlık gömleğiniz ile seçilmiyorsunuz.

Sizin az konuşmanızla ilgili eleştirilere kulak asmayınız. Ben sizi esasen çağdaş bir ülkede olması gereken gibi, az ve öz konuşan bir Anayasa Mahkemesi Başkanı olduğunuz için sevdim. Siyasi tecrübenizin azlığı eleştirisine de kulak asmayınız. Siyaset bir kariyer değildir. Üstelik bu ülke, siyaseti uzun yıllar icra eden politikacıların hep sonunda statükoya teslim olmasından çekiyor. Ben şahsen geçmiş kariyerinizdeki performansınıza dikkat ettim. Kimse; gerek hákim, gerek mahkeme başkanı olarak icraatınıza kelam edemedi. Demek ki, siz başarlı bir insansınız.

Sayın Sezer; ne olur Anayasa yemini gibi Kopenhag kriterlerine de sadık kalacağınıza dair namusunuz ve şerefiniz üzerine yemin ediniz. Siz bu ülkenin değişimine talipsiniz. Eğer, Anayasamız ile Kopenhag kriterleri arasında bir çelişki görürseniz, yetkinizi Kopenhag kriterlerinin üstünlüğü için kullanmak zorundasınız. Bize bu konuda ümit, hatta zımni söz verdiniz.

Sizin cari görevleriniz arasında en kritik olanların Anayasa'nın 104. maddesinde yer alan, ‘‘...devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir’’, ‘‘...Milli Güvenlik Kurulu'na başkanlık eder’’ ibareleri olduğunu hepimiz biliyoruz. Siz, belki de MGK'nın görev tarifinin ve yapısının değişeceği bir dönemin başkanısınız. Kopenhag kriterleri size bunu emrediyor. Ancak, bu değişim dönemine dek; yine Anayasa'nın 118. maddesi gereği, MGK'nın tavsiye kararları aldığına dair hükme uyunuz ve uyulmasını sağlayınız. Devlet organlarının uyumlu çalışmasının ise ancak her kurumun sadece kendi görev tarifini yerine getirmesiyle mümkün olabileceğini siz bizden iyi bilirsiniz.

Sayın Cumhurbaşkanım; kutlamalara, açılışlara, törenlere, düğün ve derneklere boş veriniz. Bunlara birer mesaj veya telgraf göndermek yeter de artar bile. Lütfen, herkesin yakını olun ama hiçbir gazeteci, işadamı, siyasetçi sizin yakininiz olmasın. Hele hele kapıkulu olmaya aday kişilere ve yalakalara dikkat ediniz. Onlar kapının ardında yatan cukkaların farkındalar ve bedava yalakalık yapmazlar.

Hukuk adamlığını da önünüze konan resmi raporlar çerçevesinde hareket etmek olarak algılamayınız. Bu raporların vardığı sonuçlar, devletin yüksek menfaatlerinden çok resmi kurumlar içine sızmış menfaat çetelerinin veya birbiriyle itişen kliklerin ‘‘yönlendirme gayretleri’’ olabilir.

En derin saygılarımla.

X