Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: AB standartları mı dediniz? O halde hep beraber

Cüneyt ÜLSEVER

30 Ağustos 2000 tarihli ve ‘‘TSK'nın Rolünü de Tartışalım’’ başlıklı yazımda şu cümleye yer vermiştim:

‘‘TSK, değişime ayak uyduracak mı, yoksa sonuna dek direnecek mi; Türkiye'nin geleceğini saptayacak en müphem konulardan birisi bu!’’

Sağ olsun; hemen o gece Genelkurmay Başkanı Sayın Hüseyin Kıvrıkoğlu benim soruma cevap verdi ve mealen ‘‘Hayır, ayak uydurmayacak’’ dedi.

Kıvrıkoğlu'nun gazetecilerle yaptığı sohbet hemen ertesi sabah, bir yanda Nuh Mete Yüksel'in Fethullah Hoca aleyhine açtığı davayla, öte yanda ülkede kopan gürültü ile hedefini bulmuştur.

Ancak, anlayamadığım bir konu var. Aynı sohbette Kıvrıkoğlu, ‘‘İlk önce siyasiler AB standartlarına uysunlar’’ diyor.

Yürütme erkinde görevli bir komutanın, Anayasal emre rağmen, hem yasama hem de yargı erkine müdahale etmesinin ardından siyasilerimizden çıt çıkmadığına göre, Kıvrıkoğlu'nun bu saptaması yerden göğe kadar haklıdır.

Ancak eksik! O zaman ben de kendisine sormak istiyorum. Peki Sayın Genelkurmay Başkanı, siz AB standartlarına uymayı düşünüyor musunuz?

AB, güvenlik konusunda iç siyaseti ön plana çıkarmayı artık Batı normu saymıyor. Bize yazdığı mektuplarda açıkça ‘‘asker siyasete müdahale etmesin’’ diyor.

Siz bu standartlara uymayı düşünüyor musunuz?

* * *

Bu ülkede herkes açık konuşsun. Kimse Avrupa Birliği'ne uyum göstermeye mecbur değil. İsteyen statükoyu tercih eder, isteyen değişimden yana tavır koyar. Ancak, bir insanın veya kurumun aynı anda birbiri ile çelişen standartlar kullanması kabullenilemez.

Ya birisi, ya da ötekisi!

Ben değişimi tercih ediyorum. Zira, hayatımı bazı insanların iki dudağı ucunda yaşamaktan bıktım. Korkmamak ve korkutulmamak istiyorum. Vatandaşları arasında 1. sınıf, 2. sınıf ayrımı yapan bir düzeni benimseyemiyorum. Hukuka güvenmek ihtiyacındayım.

Statükodan utanmaya da başladım. Statükonun, TSK'yı dünyanın 6. büyük ordusu yaparken; o orduya sahip ülkenin insani yaşama endeksinde dünyadaki 174 ülke arasında 86. sırada yer almasını hazmedemiyorum.

Üretimde bir ülkenin motoru olması gereken 500 en büyük sanayi kuruluşunun 1999 kárlarına faizler % 219 katkı yaparken, üretimin katkısının - % 34 olması midemi bulandırıyor. İşbirlikçi kapitalizmin daniskasını yaşayan bir ülkenin vatandaşı olmak acıtıyor.

Nüfusunun % 40'ı tarımda çalışırken, nüfusunun % 1.5'i tarımda çalışan AB ülkelerinden daha az tarımsal üretimde bulunmak da statükonun eseri. Hele hele, toprak alanı Konya'dan küçük Hollanda'nın tarımsal ihracatının bizim toplam ihracatımızdan fazla olması traji-komik.

‘‘Bunlardan bana ne, ben sadece bir askerim’’ demeyiniz Kıvrıkoğlu. Madem geleneksel yoldan siyasete karışıyorsunuz, statükonun bu yönlerini de düşünmek zorundasınız.

* * *

Ben ayrıca uluslararası literatürde Türkiye'nin ‘‘askeri vesayet altında demokrasi’’ yaşayan ülkeler listesinde yer almasını da kabullenemiyorum.

AB standartları mı? Herkes önce kendi kapısının önünü temizlesin.

X