"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Cumhuriyet karşıtları ‘yağmacılarla’ el ele

TÜRKİYE demokratik açılımın ne olduğunu tartışırken, Mimarlar Odası’nın Mersin ve Alanya şubeleri, imar ve kentleşmede ‘yeniden Cumhuriyet açılımı’nı gündeme getirdi. Bir ‘çağdaş mimarlık kültürü’ ve buna bağlı ‘kimlikli kentleşme’yi sağlayacak ‘planlı imar düzeni’ ile kamu yararı nedir? Mersin’deki toplantı geçen temmuz ayındaki Alanya toplantısının devamıydı.

‘Kent Kültürü ve Cumhuriyet’ adını taşıyordu panel-forum... Oktay Ekinci, Tuncay Mollaveisoğlu, Prof. Zekai Geray, Ataol Behramoğlu ve bizler konuştuk.

Toplantıda, CHP İstanbul Büyükşehir Meclis eski üyesi Hüseyin Sağ’ın bir notu da okundu. Ne yazıktır ki, İstanbul’un ‘öncelikli’ sorunu deprem değil; parsel bazında plan tadilatının olduğu anlaşılıyor Sağ’ın tespitinde. İmar Komisyonu’na 7 ay içinde havale edilen dosya sayısı 2.185 olmuş; bu bir alarm olmalı İstanbul için.... Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener örgütlenme çalışmaları nedeniyle Adana ve Mersin’deydi. Geçenlerde Galataport konusunda Ofer-Erdoğan ilişkileri konusunda basına verdiği ağır sözler içeren demeci konusunda kendisinden bilgi alınmak istendi, ancak Şener’in zamanı toplantıya denk gelmedi. Şener, iktidara ve Erdoğan’a yönelik eleştiriler yöneltmeye devam ediyormuş toplantılarında.


Toplantıda, Türkiye’de Antalya Mimarlar Odası Başkanı Osman Aydın ile Mersin Mimarlar Odası Başkanı Sabri Konak’ın konuşmaları çok çarpıcıydı... Özetle, kent planlamasının ve kimlikli mimarinin Cumhuriyet döneminde başlatıldığı... Ancak Cumhuriyet’in ilkelerinden uzaklaşıldıkça, planlamadan, şehircilikten ve mimarlıktan uzaklaşıldığını, bunun bir tesadüf olmadığını ve kent yağmasının Cumhuriyet’i tehdit eden siyasi örgütlenmelere de rant sağladığı vurgulandı. En önemlisi de Atatürk düşmanları ile yağmacıların tarihsel ittifak içinde olduklarının altının çizilmesiydi.

 

Kent yöneticilerine uyarı

 

Aysel Çetinsoy (Mimarlar Odası Genel Saymanı): “Kent ve kentlilik bilinciyle eğitilmemiş yöneticilerin davranış ve eylemlerine karşı sessiz kalmamalıyız. Kent kültürünün yaratılması için iyi eğitilmiş kentliler ve çağdaş bilgilerle donatılmış kent yöneticilerine ihtiyacımız vardır. Kent yöneticileri bilsinler ki, hiçbir demokratik yetki, kenti kuşaktan kuşağa yaşanabilir kılacak değerleri yok etme hakkını onlara vermez.”

 

Hükümete bir hatırlatma

 

KAT Mülkiyeti Kanunu’nda yapılan değişiklikle, kat irtifakı ile konut sahibi olan milyonlarca malik, 27.11.2009 tarihine kadar kat mülkiyeti pozisyonuna geçmezlerse 1.000.-TL ceza ödeyecekler! Bu konuda hükümet bu cezanın alınmayacağını açıklamıştı. Ancak kanunda değişiklik yapılmadı. Hükümetin ne yapacağı belli olmaz, yurttaş okkanın altına gidebilir.

Fikret Kemal YILDIRIM

 

Mimarlıkta yozlaşma nasıl gerçekleşiyor

 

PANEL-forumda konuşulan önemli satır başları şöyle:

* Toplum, ulus ve ülke çıkarlarının gözetilmesinden verilen ödünler, kentlerin ve kültür değerlerinin daha da hızla tahrip olmasına neden oluyor; rant projeleri giderek çoğalıyor.

* Son zamanlarda imar yağmasına yönelik yasa tasarıları artıyor. Örneğin, kıyılardaki imar yetkilerinin merkezi hükümetin yetkisine alınması ve zeytinlikleri imara açan yasa tasarısının hazırlanması... Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun, meslek odalarına “Hükümeti eleştirmeyin” şeklinde rapor düzenlemesinin ‘demokratik açılımın’ nasıl anlaşıldığına en somut örnektir.

* ‘Ortak akıl’, ‘uzlaşma’, ‘beraber yürüme’ gibi söylemler dillerden düşmezken, bir yandan da uzmanların, bilim insanlarımızın, hukukçuların ve meslek kuruluşlarının ‘yanlış, hatalı’ dedikleri ‘hayır’ dedikleri hemen tüm karar ve uygulamaların ardı ardına sanki inadına yürürlüğe sokulması siyasi bir karakter olmuştur.

* ÇED ve demokratik denetim ve süreçleri devre dışına çıkartılıyor. Halkın, geleceklerini doğrudan ilgilendiren proje ve planlar hakkında ‘bilgisiz’ kalmaları için her türlü bürokratik gizlilik artıyor.

* Mimarlıkta yozlaşma ile kentleşmedeki yasadışılık ve plansızlık, laik demokratik, sosyal hukuk devleti ilkeleriyle çatışan çağdışı eğilimler ile besleniyor.

 

‘Kıskaca alınıyorum’

 

MERSİN’e geldiğimizi öğrenen Adana Belediye Başkanı Aytaç Durak aradı, “Bizi de dinleyin” dedi; “Belediye’de 7 aydır müfettiş eksilmiyor.”

Anladığım kadarıyla müfettişlerin ‘talimatla’ geldiklerini belirterek şu ilginç sözleri söylüyor:


“Mutlaka bir şeyler bulmaları gerekiyor. Bu garipleri boşa yoruyorlar.


Benim her şeyim açık. Bir prensibim var; ‘yaptığım işi gizlemem, gizleyeceğim işi yapmam’. Bu kadar basit. Sayın Başbakan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Sayın Ali Müfit Gürtuna’ya ‘Aday olma’ dedi, Sayın Gürtuna çekindi, olmadı. Uğraşılırsa, Türkiye’de açığı olmayan belediye pek azdır; herhalde ben de onlardan biri olmalıyım ki, ‘olma!’ sözünü duymadım.


Daha sonra, ‘Adana’yı istiyorum!’ talimatı da boşa çıktı.


İşte, aylardır Adana’da, belediyemizde, dişe dokunur bir suiistimal, görevi kötüye kullanma vesair kusurlara rastlayamayan müfettişler, nihayet buldular!..

Belediyemizin -Seyhan kıyısında- yaptırdığı ve halkımızın çok beğenisini alan kır kahveleri. Yasal boşluk varmış... ‘Yıkılması gerekir’ diye rapor ettiler. Sanki Adana’da yıkılacak hiç başka bir yer yokmuş gibi bu özellikleri yıkarak yok etmeye başladılar. Oysa; yeşil alanlar ve kıyıdaki rekreasyon alanlarının, hukukumuza göre Milli Emlak tarafından Büyükşehir Belediyesi’ne terki gerekir. Bu alanlar için, Milli Emlak’a, yazdığımız resmi yazılar işlem görmediği gibi, aylardır da cevapsız kalmakta. Hal bu iken, Milli Emlak, halkın beğenisini alan ve Büyükşehir Belediyemizden ruhsatlı bu yapıları Valilik aracılığı ile yıkma gayreti içindedir.


Herhalde ‘Özrü kabahatinden büyük’ ifadesini burada kullanmak yerinde olur.”


Durak
“Beni de kıskaca almak istiyorlar” diyor. Baskının amacı belli AKP’den ayrıldıktan sonra MHP adayı olması...

(Aytaç Durak’la konuşmamızı, bu arada Mersin’deki Tulumba adlı üstgeçidin öyküsünü, gündemin elverdiği ölçüde yazmak istiyoruz.)

 

Hangisi doğru

 

TELEKOMİNİKASYON İletişim Başkanı Fethi Şimşek; “Ülkenin Başbakan’ı 6 yıldır dinleniyor ve kimsenin kılı kıpırdamıyor” diyor.

Başbakan Erdoğan ise, “6 aydır dinleniyorum” diye açıklama yapıyor. Peki hangisi doğru, hangi dönemler için? 

X