Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cumhuriyet için

Zeynep ATİKKAN

Hâlâ çok önemli Cumhuriyet modeli.

1923'ün işaret ettiği rota hâlâ doğru yönü gösteriyor. Ve de yetmişdört yıl öncesinin öngörüleri hâlâ tutarlı.

Yanlış ve tutarsız olan ise kendi döneminin bu büyük çağdaşlaşma projesinin, kaskatı kalıplara sıkıştırılıp nefessiz bırakılması.

Cumhuriyet bir modernite projesi olarak sahiplenilmedi hiçbir zaman.

Ama sahiplenilmeyen bu Cumhuriyet her zaman ‘korundu’. Birşeyler adına ‘korundu’. O birşeyler'in ne olduğu hiçbir zaman anlatılmadı.

Herkesin, kendi hezeyanları ve kendi cumhuriyet tanımına göre ‘korundu’ Cumhuriyet.

İş, Susurluk Cumhuriyeti'ni ‘korumaya’ kadar vardı. Tetikçiler de çeteler de ‘koruma ordusuna’ gönüllü katıldılar. Hiçbir zaman da terhis olmadılar.

Sahiplenilmeden korunan Cumhuriyet'in hep bekçileri oldu.

Her birimiz, ilkolunun birinci sınıfına adım atar atmaz önce ‘daha dün annemizin kollarında’yı söyledik sonra ‘Cumhuriyet’in bekçiliği' görevine atandık.

Sanırım bu yıl, sekiz yıllık temel eğitime başlayan çocuklara da özel bekçilik nişanı takıldı. Ve de fener alayları düzenlendi...

Cumhuriyet'i, nedense öğretmenler değil, ‘öğretmen ordusu’, korudu. Cumhuriyet'in hep ‘neferleri’ oldu. Ve Cumhuriyet'i koruma ruhu her zaman, ordu, nefer, bekçi sözcükleriyle ifade edildi. Cumhuriyet'i ‘koruduğunu’ sanan tepedeki zihniyet, bu ülkede öğretmenin önce birey, hemşirenin ise önce insan olduğu her zaman unuttu.

Ve bugünkü noktaya gelindi.

Cumhuriyet'i ‘sahiplenmeyen’ ama çok iyi ‘koruyanlar’, yetmişdört yıl sonra rejimi ‘korumaya muhtaç’ hale getirdiler.

Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmadıkları için.

1923 zihniyetinin, bütün tepeden inmeciliğine rağmen ‘değişimi’ yaratacak ortamı sağladığını anlamak istemedikleri için.

Oysa, Cumhuriyet'i ‘korumak’ yerine sahiplenmek ve de ileri götürümek gerekiyordu.

Yirmibirinci yüzyılın kalp atışlarının hissedilmeye başlandığı şu günlerde nedir sahiplenilmesi gereken Cumhuriyet değerleri?

Bu soruya, alışageldiğimiz ‘korumacalık zihniyetinin’ prangalarıyla yanıt verilemez artık.

1923 yılından miras kalan Cumhuriyet değerleri, bize Avrupa'ya girme perspektifini getirmişti. Bu, çağdaş uygarlığı yakalama fikrinin pratikteki uygulaması oldu.

Bugünün Cumhuriyet değerleri ise ileri dünyada yer almak için gerekli ‘dönüşümleri’ yapma zorunluluğunu dayatıyor.

‘Meclis’im var, yasalarım işliyor, Borsa keyif çatıyor, kızlarımız da mini etek giyiyor'la gerçekleştirilecek ‘dönüşümler’ değil bunlar.

Bugünün Cumhuriyet değerlerinin şu sorular tartışılmadan şekillenmesi mümkün olamaz.

Nasıl bir sosyal hayat tarzını benimsiyoruz?

Nasıl bir ekonomik işleyişten yanayız? (Örneğin, Borsa'daki manipülasyonlara daha ne kadar göz yumacağız? Bunları denetleyen kurumlar olacak mı? vs.)

Cumhuriyet'i yeni çağla kucaklaştırabilmek için kurumları ne yapacağız? (‘Yani Meclis’im var ama fiili işleyişi yok', ayıbından ne zaman kurtulacağız?)

Demokrasi ve insan hakları kavramlarını ne zaman Cumhuriyet'in vazgeçilmez ilkeleri olarak görmeye başlayacağız?

Ve en önemlisi, Cumhuriyet'in sadece bekçisi gibi görmeye alıştığımız bireyi, rejimin özgür ve bağımsız düşünen insanları yapmak için ne yapacağız?

Cumhuriyet'i ve bu Cumhuriyet'in bireylerini çağa entegre etmenin anahtarı bu sorulara verilecek yanıtlarda.

Cumhuriyet, değişim rüzgarlarına yelken açtıkça sağlamlaşır. Toplumun rejimi olur.

X