Gündem Haberleri

    Cumhuriyet davasında 2. gün...

    Özden ATİK(DHA)
    25.07.2017 - 11:55 | Son Güncelleme:

    'FETÖ/PDY, DHKP-C ve PKK/KCK terör örgütlerine üye olmamakla birlikte, örgüt adına suç işlemek’le suçlanan 11’i tutuklu 17 Cumhuriyet gazetesi çalışanı 9 ay sonra dün ilk kez Gazeteciler ve Basın Bayramı’nda hâkim karşısına çıkarak savunma yapmıştı. Davanın 2. duruşması bugün başladı.

    İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, gazeteci Ahmet Şık, Akın Atalay, Bülent Utku, Kadri Gürsel, Mehmet Murat Sabuncu, Önder Çelik, Musa Kart'ın da aralarında bulunduğu 12 isim katıldı.  CHP'li milletvekili Mahmut Tanal, Can Dündar'ın eşi Dilek Dündar ile birlikte sanık yakınları ve yabancı basın temsilcileri duruşmayı izledi.

    SABUNCU'NUN ARDINDAN BÜLENT UTKU SAVUNMA YAPTI

    -Sabah savunmasını yapan Murat Sabuncu'dan sonra Cumhuriyet Gazetesi'nin tutuklu avukatlarından Bülent Utku savunma yapmaya başladı. 

    Utku, operasyonun başladığı tarihe kadar Aydın Engin'in "Cihanda Sulh Peki Yurtta Ne” başlıklı yazısı dışında Cumhuriyet gazetesine karşı FETÖ ve PKK ile ilgili olarak operasyon başlatmaya elverişli hiçbir yazı ve haberin olmadığını savunarak, şöyle konuştu:

    "Operasyona başlamak için Aydın Engin’in yazısı ile 15 Temmuz darbe girişiminde bulunanlar arasında ilişki kurabilmek, ancak yasa, hukuk ve de mantık ile bir irtibatın kalmamasıyla olanaklıdır. Aydın Engin’in yazısı AKP’nin dış ve iç politikasını eleştiren bir yazıdır. AKP hükümeti, barışa yönelmeyen politikaları nedeniyle eleştiriliyor." Utku'nun savunmasını sürdürdüğü sırada araya giren duruşma savcısı İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Hacı Hasan Bölükbaşı, "45 dakikadır iddianameyle alakasız konuşuluyor." dedi.

    Sanık avukatı söz alarak 9 aydır tutuklu bulunan müvekkilinin ilk kez hakim karşısına çıktığını belirterek, savunmaya müdahale edilmemesini talep etti.

    Mahkeme Heyeti Başkanı Abdurahman Orkun Dağ'ın, "Savcı bey, esasa ilişkin şeyler duymak istediğini belirtiyor" demesi üzerine sanık Bülent Utku, "Savcı bey savunmamda 'Allah'ın sopası' başlıklı bölüm var. Sizinle ilgili. Biz nasıl FETÖ'nün ipliğini pazara çıkardıysak, siz de Fethullah Gülen'i nasıl koruyorsunuz onu anlatacağım. Sabredin." diye cevap verdi.

    Savunmasına devam eden Utku, Cumhuriyet gazetesinin FETÖ ile ilişkilendirilmesine kimsenin inanmadığını öne sürerek, daha inandırıcı olmak
    için FETÖ suçlamasının yanına PKK ve DHKP/C ile ilişkili suçlamaların da eklendiğini iddia etti.

    İMZA YETKİM NEDENİYLE HEDEF ALINDIM

    Bülent Utku, Cumhuriyet Vakfı'nın yönetim kurulu üyesi ve Yenigün Haber Ajansı AŞ'de 2. derece imza yetkilisi olmasının yanında 1992 yılından bu yana Cumhuriyet gazetesinin aralıksız avukatlığını yaptığını belirterek, operasyonun başlangıcında, Yenigün AŞ’nin 2. derece imza yetkilisi olması nedeniyle hedef alındığını savundu.

    BALBAY GELDİ, GÖRÜŞMEDİM

    İddianamede, CHP Milletvekili Mustafa Balbay'ın “Cumhuriyette FETÖ’cülükten Kürtçülüğe kadar her şey serbest, CHP milletvekilinin yazı yazması yasak" tweetinin de delil olarak sunulduğunu anlatan Utku, 2 Haziran 2017'de Silivri'de kendisini ziyaret eden Balbay'la görüşmediğini öne sürdü.

    Utku, ByLock kullanıcıları ve haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünden dolayı soruşturma bulunan 6 kişiyle iletişim kaydının bulunmasından dolayı da suçlandığını anlatarak, "Telefonla aranmak, bir kişinin iradesine bağlı değildir. Kişi iradesinden bağımsız olarak herkes tarafından aranabilir. Arayan kişinin statüsünün önceden bilinmesine imkan yoktur. Telefonla aranan kişi, arayan kişinin FETÖ şüphelisi olduğunu veya ByLock kullanıcısı olduğunu bilemez.
    Bu durum aradığımız kişi için de geçerlidir. Bu tür iletişimlerin delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir." ifadelerini kullandı.

    Cumhuriyet davasında 2. gün...

    Başsavcıvekili ile  "iddianame" diyaloğu

    GÜLEN’İN SALYA SÜMÜK AĞLAYAN HALLERİNİ GÖRDÜM"

    Utku, soruşturma aşamasında savcının kendisine, "Fethullah Gülen’in kitaplarını okuyup okumadığını, haberlerini takip edip etmediğini" sorduğunu anımsatarak, "Savcı ifademi alırken hangi ülkelere gittiğimi sordu. Amerika’ya gidip gitmediğimi merak ediyordu sanırım.Savcı bana, Fethullah Gülen’in kitaplarını okuyup okumadığımı, haberlerini takip edip etmediğimi sordu. Kitaplarını okumadım. Okusaydım da beni kandıramazdı kimileri gibi. Fethullah Gülen’in kitaplarını okumadım ama Cumhuriyet'e, Cumhuriyet yazarlarına açtığı çok sayıda davasının, şikâyetinin dilekçelerini okudum. Savcı,Gülen’i takip edip etmediğimi sordu. Sosyal medyada, TV'de, ne dediği anlaşılamayan, salya sümük ağlayan hallerini gördüm." cevabını verdiğini söyledi.

    Daha sonra Fetullah Gülen’in gazeteye açtığı onlarca davadan örnekler veren Utku, Mine Kırıkkanat’ın Gülen hakkındaki bir köşe yazısından dolayı davalık olduğunu, söz konusu iddianameyi de şuan duruşmanın savcılığını yapan Hacı Hasan Bölükbaşı’nın hazırladığını söyledi.

    Bunun üzerine Başsavcıvekili Bölükbaşı da sanık Bülent Utku’ya hitaben, verdiği binlerce kararın içinde bir kararı çıkarıp mahkemede delil olarak sunduğunu vurgulayarak, "Biz de yasal mevzuat çerçevesinde karar verdiğimizi düşünüyoruz. Diğer görev alan savcıların da ellerinden geldiğince yasal mevzuat çerçevesinde görevlerini yaptığını düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Utku da, "Hasan Bölükbaşı’nın makamına çok gittim centilmen bir savcıyla karşılaştım. Söylediklerim savcının kişiliğiyle ilgili değil. Ancak savcının iddianamedeki suçlamalara cevap vermediğimiz yönündeki görüşüne katılmam mümkün değil" dedi.

    Utku, '12 Eylül darbecilerine karşı ilk çıkış olan Aziz Nesin’in öncülüğünde hazırlanan Aydınlar Dilekçesi’ne bakarsanız imzamı görürsünüz. Bundan yıllar sonra, 27 Nisan Muhtırası’na karşı düzenlenen bildiriye baktığınızda da öyle. Yaşamım darbeye,darbecilere karşı mücadele ile doludur. Darbecilik kimden gelirse, kime karşı olursa olsun değişmez. Çünkü önemli ve gerekli olan demokrasidir, hukuk devletidir, insan haklarıdır' diye konuştu

    Bülent Utku’nun savunmasını tamamlamasının ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

    Cumhuriyet Davası Koordinasyonundan açıklama...Cumhuriyet Davası Koordinasyonu'ndan açıklama...

    MURAT SABANCI'NIN SAVUNMASI

    Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu sabah savunma yaptı. Sabuncu savunmasına, "Bu dava bütün gazetecilere bir gözdağı davasıdır. Türkiye'de bağımsız gazeteciliğin bedeli tutuklanmaktır" diyerek başladı.Bu davanın savcısı, bizi tutuklatan kişi FETÖ'den ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyor ama tutuksuz. FETÖ şüphelisi savcı Murat İnam bize FETÖ iftirası atıyor. Müebbetle yargılanırken tutuksuz, biz dokuz aydır tutukluyuz. 4 yılda bin 400 manşet atılır. Bilirkişi içinden cımbızla çekip rapor yapıyor. İddianameyi hazırlayan savcılar adetaları çok seviyor. Adetalarla dolu adeta bir iddianame sayın başkan. Siz gazetenin %10'u dışında tüm gazeteyi, ailelerimizi dokuz aydır mağdur ediyorsunuz.

    Yoksa bu da bir deja vu olayı mıYoksa bu da bir deja vu olayı mı

    Arkadaşımızın 5 yaşındaki çocuğunun mal varlığı bile sorgulanmış. Türkiye'de bağımsız gazeteciliğin bedeli tutuklanmak, cezaevine konmak ve savunma için 9 ay beklemek. Biz bunların hepsini yaşadık. Benim hiç MASAK raporum yok. Ama savcı 'zengin göstersin diye' iddianameye MASAK raporu da var diye eklemiş. 28 yıllık gazeteciyim. En son Cumhuriyet'te çalıştım. TGC ve IPI üyesiyim. Üyesi olduğum örgütler gazeteci örgütleridir. Ben gazetede 2014 yılında çalışmaya başladım. Ama siz 2013 yılında vakıfta olanları bana soruyorsunuz. O tarihte vakıf çalışanlarını tanmıyordum. Çay içmişliğim yoktur.Tanımadığım insanlarla çalışmadığım gazetenin vakfını ele geçirmişim. Bir gazeteci herkesle temas eder ama mesafesini korur. 'Bylock' kullanan 18.000 kişi varken 13 kişiyle görüşmüşüm. Bir gazeteci olarak binde birine bile temas etmemişim. Az olmuş. Cumhuriyet Vakfı Türkiye'nin en saygın isimlerinden oluşan ve tek amacı Cumhuriyet'i yaşatmak olan bir vakıftır.

    Mehmet Ekinci ile konuştum. Odatv yargıcı idi. Ömürlerinden iki yıl çaldığınız, dokunanın yandığı arkadaşlarımızın görüşmecisi idim. Biz ağır tecritteyiz. "Görmek istersen denizi yukarıya çevir yüzü" derdi Sabahattin Ali. Biz tecritte yukarıyı da göremiyoruz. Bizim gökyüzümüz deniz gibi değil sayın başkan. Herkes Ahmet Şık'ın kitabı İmamın Ordusu'nun peşindeydi. Korkusuz 100 kişi tarafindan basıldı. O 100 yayıncıdan biri de benim. Eskiden gazeteciler haberin ve tarihin tanığıydı artık meslektaşlarının yargılandığı davada tanıklıklar. Bu da tarihe geçecek.

    BANA EN AĞIR GELEN SUÇLAMA

    Zaman zaman ailem ya da milletvekili arkadaşlar 'Süreçte sana en ağır gelen neydi' diye sordular. Evimin basılması mı? Terörle mücadelede bodrum katında bekletilmem mi? Çocuğu olan 47 yaşında bir adam olarak Silivri Cezaevi'nde pantolonumu çıkarmaya zorlanmam mı? Bir gazeteci olarak manşetlerin üstünden geçmem bana ağır geliyor. Burada yargılananlar 28 ile 60 yıl arasında gazetecilik yapmış kimseler. Cumhuriyet gibi laikliğin, demokrasinin savunulduğu gazetedeki insanlara FETÖ suçlaması yöneltilmesi bana zor geliyor.

    Sabuncu, "Terör örgütleriyle araya mesafe koyma kriteriniz nedir? Ara dönemde kim sorumluydu? “Devlet tarafından kaybedilmiş kişiler için analar 644 haftadır nöbet tutuyor” dediniz. Devlet kaybetti bilgisi sizde var mı?" sorusu üzerine şöyle dedi.

    Eylülden itibaren atılan her başlık, yayın sorumlusu olan benim sorumluluğumdur. Ben üstlenebilirim. Hiç sorun değil. Ben cevap verebilirim...İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Musa Anter, Hrant Dink, Metin Göktepe'nin yolundan dönmeyiz. Vakıf yönetim kurulunun belirlediği çerçeveye göre bütün şiddet eylemleri terör olarak tanımlanır. FETÖ, PKK veya başka örgüt olsun. Bu konuda devletin bilgisi olmalı. Recep Tayyip Erdoğan da Cemil Kırbayır'ın annesi Berfu Anne'yi kabul etti, onda da bilgi vardır.

    'Pensilvanya'ya hiç gitmedim'

    Ben Pensilvanya'ya hiç gitmedim. Gülen bana koku hediye etti, kalem hediye etti diyen gazeteci olmadım. Gülen'i öven tek yazım yok. Bizler namus ve şerefle gazetecilik yapmış; geçmişi belli gelecegi de belli olan kişileriz...

    Ayrıntılar geliyor

    İlk duruşmada Cumhuriyet İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, gazetenin Yayın Danışmanı Kadri Gürsel ve karikatürist Musa Kart savunmalarını yapmıştı

    Basın Bayramı’nda Cumhuriyet davası: 9 ay sonra ilk savunmaBasın Bayramı’nda Cumhuriyet davası: 9 ay sonra ilk savunma

     İLK TUTUKLAMADAN BU YANA 9 AY GEÇTİ

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu'nca "FETÖ/PDY ve PKK/KCK terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ve karikatürist Musa Kart'ın da bulunduğu 9 kişi, 5 Kasım 2016'da tutuklandı. Hakkında yakalama kararı bulunan gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay ise yurtdışından geldiği gün gözaltına alınarak 12 Kasım'da tutuklandı. Ayrıca yurt dışında bulunan Can Dündar hakkında yakalama kararı çıkarıldı. "Aksilahlanma" etiketiyle başlattığı kampanya 22 Ekim'de Cumhuriyet Gazetesi'nde manşet yapılan ve "JeansBiri" kullanıcı adıyla bilinen Ahmet Kemal Aydoğdu 22 Kasım'da, gazeteci Ahmet Şık ise 30 Aralık 2016'da tutuklandı. 

     

    SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı