Cumhurbaşkanı ortaya çıktı

BİR süre önce Türkiye’nin çok kritik ve önemli gündem maddeleriyle dolu günler geçirirken Cumhurbaşkanımızın nerelerde olduğunu sormuştum.

Ne çıkıp bir fikir beyan ediyor, ne bir toplantı yaparak kurumların görüşlerini topluyordu.

Benim ardımdan bazı gazeteler de Cumhurbaşkanı’nın nerede olduğunu merak edip sordular. Ses seda çıkmadı.

Cumhurbaşkanı sırra kadem basmıştı.

Allah biliyor ya, sağlığından şüphe eder hale gelmiştik. Sakıp Sabancı’nın cenazesinde de ortaya çıkmayınca ‘Hayırdır inşallah’ dedik.

Çankaya Köşkü ‘boş’ gibiydi.

Ben yine de iyi niyetli bir yorum yaparak, ‘Belinde sorun var. Bu yüzden İstanbul’a gelememiştir’ dedim.

Gazeteciler aynı gün Köşk’te Cumhurbaşkanı’na cenaze törenine katılmayışı ile ilgili bir soru sormak isteyince, Cumhurbaşkanı tarafından sert bir şekilde geri çevrildiler, hatta azarlandılar.

Geçenlerde Zeki Alasya, bir Cumhurbaşkanı’nın yaşamını konu alan filminin çekiminde köşkün bir bölümünü görüntülemek istedi. Cumhurbaşkanımız buna da izin vermedi.

İyice şaşırdık. Cumhurbaşkanımız insanlardan ve insani her şeyden kaçıyordu.

Neyse ki, Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer sonunda dün ortaya çıktı.

İstanbul’da Harp Akademileri’ndeki bir toplantıda görüldü. Anladık ki sağ ve esen ve anladık ki belinde ortaya çıkmasını, seyahat etmesini, iş yapmasını engelleyecek kadar büyük bir sorun yoktu ki İstanbul’a gelebilmişti.

Bakalım Cumhurbaşkanı Sezer bugün Ankara’ya dönebilecek mi? Çünkü bugün Başbakan Erdoğan’la olağan görüşmesi var. Ve Erdoğan, Cumhurbaşkanı ile görüşeceği için Meclis’te Denktaş’ı dinlemeye gidemeyecek.

NOT: Bu yazı Sezer’in, Başbakan Erdoğan’ı kabul edemeyeceği açıklamasından önce yazılmıştır.

Yine yanlış anlayanlar var

BANA
ağır eleştiriler yapan kesime yönelik olarak bazı yazılar yazmamı ve okurlardan gelen faksları yayınlamamı eleştiri konusu yapan aynı kesim, ‘Bak gördün mü, kendini savunmak zorunda kalıyorsun’ demeye başladı şimdi de. Yine yanlış anlama, yine değerlendirme hatası.

Ben kendimi savunmuyorum.

Ben sadece onlara herkesin onlar gibi düşünmediğini, farklı düşüncelere saygı duymaları gerektiğini göstermeye çalışıyorum.

Fakat görüyorum ki, beyhude bir uğraş içindeyim. Ben Türkiye’nin aydınlık geleceği için yazmaya devam edeceğim.

Onlar istese de, istemese de.

İmam hatip liseleri kapatılsın

SİYASİ
gelişmelere bakarak gördüğüm kadarıyla Türkiye yakın bir zamanda yine bir imam hatip gerginliği yaşayacak.

Başbakan Erdoğan’ın meslek liselerine üniversite kapısını kapayan düzenlemeyi değiştirme kararlılığı tartışma başlatacak.

Ben imam hatiplilerin önünü kesmek için üniversite sınavlarında meslek lisesi mezunlarına yapılan haksızlığa karşı uzun süre yazılar yazdım.

O zaman ne bu iktidar vardı, ne de bu iktidarın başa geleceğine dair bir işaret.

Ama ortada büyük bir haksızlık vardı.

Ve ben o zaman YÖK Başkanı Kemal Gürüz’e, ‘İmam hatipliler yüzünden herkesi kurban etmeyin’ diye defalarca seslendim.

Şimdi aynı sorunu yaşayacağız. Bu haksızlık giderilmek istenecek ama bu kez de Başbakan’ın eğitim kökeni ve siyasi geçmişinden dolayı imam hatip liseleri gündeme gelecek.

Ben bu köşede aylar önce yaptığım bir öneriyi tekrarlamak istiyorum.

Türkiye’nin bu gerginlikten kurtulmasının çaresi, imam hatip liselerinin kapatılması.

Çünkü bu okullar kuruluş amaçlarına hizmet etmediler. Ki asıl kuruluş amaçları da dönemin iktidarlarının dini kullanarak siyaset yapma isteğiydi.

Daha sonra bu okulların varlık nedeni olarak, ‘Dinini öğrenmek isteyen çocuklar nereye gidecek’ yaklaşımı gösterildi.

Oysa Türkiye’de inananlar, imam hatip liseleri yokken de dinlerini öğrenebiliyorlardı.

Bu okullar kapatılırsa da sorun olmaz, kimse dininden eksik kalmaz.

Tam aksine, bu okullar ciddi bir bölücülük unsuru haline geldi.

Bu okulların mezunları, yerine göre pozitif veya negatif önyargılarla karşı karşıya kalır oldular.

İmam hatiplerin kapatılması, sorunun tek çözümüdür.

Bütün lise düzeyi okullarda seçmeli din dersi konulması ve bunun tatminkár bir noktada olması, sorunu kökünden çözer.

Bunun detayları konuşulur, ama imam hatipler Türkiye’yi bölmeden, Türkiye bu okulları kapatmalıdır.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Siyasi körlüğün tedavisini tıbbın değil, insanın kendi aklının bulacağını anladığımız zaman.
Yazarın Tüm Yazıları