’Hadi’leyen anneler unutkan erkekler

Güncelleme Tarihi:

’Hadi’leyen anneler unutkan erkekler
Oluşturulma Tarihi: Şubat 16, 2008 00:00

Büyüklerin tüm davranışlarında, çocukluk yıllarının izlerine rastlamak mümkün. Bugünün işini yarına bırakan erkeklerin geçmişinde de, "Hadi"leyen anneler var. Çocuklara çok sık "hadi" dendiğinde ileride ya telaşlı, her an bir şeyi kaçıracakmış gibi koşturan aceleci yetişkinler, ya da bugünün işini yarına bırakan "unutkan büyükler" haline geliyorlar.

Tembellik ya da sorumsuzluk diye adlandırılan birçok davranışın arkasında "hadi"leyen anneler var. Açık açık "yapmak istemiyorum" diyemeyen çocuk, uyumlu gibi görünüp gerekeni unutarak, erteler veya tam tersini yapar. Bütün bu unutmalara da "Pasif direniş" deniyor.

Bu düşünceler 30 yılı aşkın meslek hayatı olan çocuk ve yetişkin uzman psikoloğu Fatma Torun Reid’in "Unutkan Erkekler, Hadileyen Anneler" kitabından. Reid’in ikincisi baskısı da biten kitabında hadileyen annelerin ortak yönleri, "sabırsız, mükemmeliyetçi ve titiz" olmaları.

"Hadi"leme ilk olarak çocuğun yemek düzeninde başlıyor. Anne "hadi"ledikçe çocuk ağzında yemeği tutuyor, yemiyor. Sofra savaş alanına dönüşüyor, çarpık ilgi mekanizması başlıyor. Çünkü, yemek ve doyurma konusunda hassas toplumuz. Bunun da nedenleri var. Geleneksel ailelerde "bir çocuğa bakamadı" baskısı nedeniyle ya da annenin bir an önce bitsin sabırsızlığı, etrafa bir şey dökülmesin titizliği buna neden oluyor.

"Hadi"leme çocuk okula başlayınca da sürüyor. "Hadi uyan, hadi ders çalış" şeklindeki itekleme geliyor. Ergenlikte ise "üstünü başını topla, yerlere atma, masana otur dersini çalış" hadilemesi geliyor.

Bu üniversite bitirene kadar sürüyor.

’Hadi’leyerek büyüyen çocuğu bu kez eşi ’hadi’liyor

Uzman Psikolog Fatma Torun Reid

Bugünün yetişkinin kişilik yapısında geçmişin izleri, deneyimleri, anne babanın yaklaşımı etkin. Biz, "hadi" sözcüğünü çok kullanan bir toplumuz. Özellikle anneler çok kullanıyor. Telaşlı ve mükemmeliyetçi annelerin kullandığı bir sözcük "hadi",

Herhalde bu sözcüğü kullanmayan yoktur. Hadileme, küçük çocuğun dünyasında ve daha sonraki delikanlılık ve genç kızlık döneminde görülüyor, pasif bir direnişi besliyor.

Hadilemenin tipik örneği unutmak. Her unutan mutlaka pasif direnişte değil, ama pasif direnişe tipik bir örnek de unutmak.

Hadileyerek büyüyen yetişkini ve özellikle erkeği bu kez eşi "hadi"liyor. Her şeyi hatırlatan eş, kocasını unutkan erkek yapıyor. Akşam eve dönerken kuru temizleyiciden bir şeyin alınmasını unutan erkeğin arkasında "hadi"leme var. Hatta tekrar tekrar hatırlatılan durumlarda daha çok unutma oluyor. Çocuk da ev ödevini, paltosunu, kazağını unutuyor okulda. Anne de, çocuğu öğretmene mahcup olmasın veya kırık not almasın diye sürekli hatırlatıyor. Bir süre sonra da çocuk unutmaya dönük direniş ve alışkanlık geliştiriyor. Çünkü, nasıl olsa birisi ona hatırlatacak.

Toplumumuzda çocuğun yetişmesinde daha çok anneler ön planda. O nedenle "hadi"leyen anneler var diyoruz.

Biz telaş toplumuyuz. Bir an önce işler bitsin istiyoruz. Kişilikte mükemmeliyetçilik varsa karşı tarafın hata yapmasına tahammül edemez, onu düzeltmek ister. Ama büyüklerinin bu hızına çocuklar yetişemez, tempoları farklı olabilir.

Bazen annelerin yapacak çok işi oluyor. Çocuğu okula gönderirken işine yetişmesi ya da evini temizleyip, yemek hazırlaması, bebeğine bakması gerekebiliyor. Eğer ortam sakin değilse, evde üç çocuk varsa biri giydirilip, diğerleri yedirilecekse o zaman da haliyle bu anne "hadi"liyor. Çoğunlukla ev işine dönük titizliklerin getirdiği durumlarda da "hadi"leme oluyor. Çocuklar ayak altından çekilip okullarına gitsin, evdeki işlerini yapsın isteyen geleneksel tipteki anne de "hadi"liyor.

ANNELERE ÖNERİ

Hadi sözcüğünü azaltın.

Hadi sözcüğü karşı koymayı, "yapma" sözcüğü direniş kadar hareketliliği getirir. Çocuğunuza "yapma" demek yerine ne yapabileceğini söyleyin.

Açıklamalarınızı kısa ve sakin biçimde yapın. Israr ve ikna gayretiniz uzarsa, çocuğunuz karşı koyma, ilgi çekme ve size hükmetme yollarını öğrenir.

Bırakın arada bir çocuğunuz, hırkasını giymediği için üşümeyi, yemeğini yemediği için acıkmayı, okula geç kalırsa sorun çıkabileceğini fark etsin. Sorumluluk ancak sebep-sonuç ilişkisini görme fırsatı olursa gelişir. Sebepsiz yere kurtarıcı olmayın.

Bırakın bazı şeyler eksik olsun. Unutmayın ki, huzurlu ortam, mükemmel ortamdan daha sağlıklı olur.

EŞLERE ÖNERİLER

Evde herkesin nefes aldığı bir alan olsun. Özgürce, gönlünce kullanabileceği bir oda, bir köşe. Unutmayın ki, o ev ikinize ait.

Karşı tarafa seçme hakkı, reddetme özgürlüğü tanıyın. "Hayır" da meşru bir cevap olabilir.

Sürekli yapılması gerekeni hatırlatma yerine, yapılmış olanları görün. Eleştiride değil, takdirde cömert olun.

Zevkler ortak olmayabilir. Israrcı olmayın. Her şeyi birlikte yapmak zorunda değilsiniz.

Sürekli talep eden veya talep bekleyen biri olmayın.

Eşinizin hatırlatmasını beklemeden, size düşeni yapın. Unutmayın, evlilik ortak bir paylaşımdır.

Huzurlu bir ortam, mükemmel bir ortamdan daha sağlıklıdır.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!