|
|
| Cumartesi |
|
Her kuruş bir gülüş için Şehriban OĞHAN Fotoğraf: Levent ARSLAN Önce ismi yakalıyor insanı: Çocuklar Gülsün Diye. Ne mi yapılacak çocukların gülmesi için? Anasınıfları. Evet; bu “alçak gönüllü” bir eğitim kampanyası. Kendisi kabul etmiyor ama baş kahramanı üç çocuk annesi sanatçı Gülben Ergen.
İletişimci Feride Edige ve Elvan Oktar da yol arkadaşları. Üç kadın üç aydır harıl harıl çalışıyor. Bir hattan Milli Eğitim Bakanlığı ile konuşuluyor, diğer hattan Dernekler Dairesi Başkanlığı ile. Sonunda ilk etapta 5 köyde 5 anasınıfı yapmak için izinler alınıyor. Puzzle’ı tamamlamak yardımseverlere kalıyor. “Bu çocuklar yarın belki öğretmen, doktor, avukat olacaklar ama bir daha hiç çocuk olamayacaklar. Biz kiralık değil, sürdürülebilir sevinçler için çıktık yola. Önce yürekleri eğitmek için. Zira Aristo’nun dediği gibi: Yüreği eğitmeden beyni eğiten bir eğitim eğitim değildir.” BAKANLIĞI ARAMAK ARANJÖRÜ ARAMAK GİBİ DEĞİL O an kararını verdi. Şöhretini, belki çocuklarıyla da özdeşleştirdiği için 0-6 yaş çocukları için kullanacaktı. Ayrıca Anne Çocuk Eğitim Vakfı’nın (AÇEV) okul öncesi eğitim için başlattığı “7 Çok Geç” kampanyası da derinden etkilemişti onu. Hedefini iletişim uzmanları Feride Edige ve Elvan Oktar ile paylaştı. AÇEV Başkanı Ayşen Özyeğin’den de destek aldı. İş prosedüre kalmıştı. Ancak vakıf kurmanın kolay olmadığını işe başlayınca anladı: GİTTİĞİM KÖYDE KEDİ BİLE YOKTU Sonra başlıyor projeyi anlatmaya: “Şimdilik 5 anasınıfı yapmak için yola çıktık. İhtiyacı olan 5 köyü Milli Eğitim Bakanlığı belirledi. Trabzon, Mardin, Hatay, Erzurum ve Tokat’ın gidilmesi en zor köyleri bunlar. Daha önce de anaokulu yapmış iki inşaat firmasıyla anlaştık. Ama yetmedi tabii. Önceleri filmlerde, haberlerde seyrettiğim, köye gidince de tanık olduğum, çocukların okula giderkenki dere tepeli, yokuşlu uzun yürüyüşleri bana çok dokunuyordu. Niye onlara servis almıyoruz, dedim. Evlerinden servisle alınsalar, servisle bırakılsalar. Köyde okul servisi! Milli Eğitim de şaşırdı buna. Şoförü ve benzini Milli Eğitim’den garantiledik. Minibüsleri biz alacağız. Yaz aylarını da düşünüyorum, servis boş mu duracak. Tiyatrolar, geziler. Minibüsü bırakıp dönmem oradan, her kilometresini kontrol ederim.” GÖNÜLLÜ ABLA-AĞABEY AĞI Projenin belkemiği için gençlere güveniyor Gülben Ergen. Onun için önce güçlerini önemsediği gençleri ayaklandırmak istiyor. Enerjik olmaları ve anında organize olmalarından çok etkileniyor. Kurulacak anaokullarını da onlara emanet etmek istiyor. Bunun için üniversiteleri dolaşacak. Gençlerden gönüllü ablalar, ağabeyler, öğretmenler olmalarını isteyecek. Buna da, planlamada bir aksilik olmazsa Eskişehir’deki üniversitelerden başlayacak. Bu arada bu projeyle hayatına giren, “11 fırlama” adını taktığı üniversiteli gençleri hatırlıyor: “Her biri birer Serdar Erener olmak isteyen, anaokuluna gidemeseler de eksiklerini hayatın başka zorluklarıyla kapatmış bu gençler, bir haftada bize müthiş bir sunum hazırladılar.” WEB’DE YAYINLANACAK Kampanyanın en etkili yanı da her yapılanın veya yapılacak olanın www.cocuklargulsundiye.org internet sitesinde denetim altında tutulacak olması. İnşaatların aşamaları da paylaşılacak siteden, ilk öğrencilerin mezuniyeti de. Öğretmenler eksiklerini, öğrenciler fikirlerini bu siteye gönderecekler. Bu hem o köye projenin sürdürülebilir olduğu güvenini verecek, hem bağışçıya bağışının nereye kullanıldığı bilgisini. Ayrıca dışarıdan bir uzman denetçi de görev yapacak projede. Ergen’in üzerine basa basa vurguladığı tek şey var: “Bu projede ‘ben’ yok, ‘biz’ var. Bu nedenle bu projenin kahramanı ben değilim. Nil müziği yaparım dedi, Nil kahraman, siz röportaj yapıyorsunuz sizsiniz kahraman. 10 lira bağış yapan da bizim kahramanımız, 100 bin lira bağışlayan da. Kim kat yapıyorsa o kahramanımız. O yüzden tek kahraman yok, kahramanlar ordusu var burada. Ve herkesi bu ordunun neferi olmaya çağırıyorum.” KAMPANYANIN KAHRAMANI OLMAK İSTEYENLERE: HESAP NO IBAN NO KAŞEME BAKSAM İYİ PARA KAZANMIŞTIM Çok fazla reklam anlaşması yapamıyorum. Çünkü benim için sloganı çok önemli. Son altı aydır anne-bebek ürünleri, hijyen, beslenme, temizlik ürünleriyle ilgili çok teklif aldım. Eğer sadece kaşeme bakıyor olsam en az dört reklam filmi anlaşması imzalamış ve çok iyi para kazanmıştım. Sloganı bana uymuyorsa yapamıyorum. Çünkü ben o sloganla insanları ikna ediyorum. Benim en son yaptığım reklam anlaşmasında yüzümün altında ‘Alkışları haketmek için terleyeceksin’ yazıyordu. Bunda varım. Şimdi de beni her gördüğünüz ilanda ‘Çocuklar Gülsün Diye’ yazacak, benim her yaptığım anlaşmanın, atıyorum bir yüzdesi belirlenecek, o yüzde oraya aktarılacak. Yapıştık, beraber yürüyoruz. YABANCI SANATÇILAR KADAR TOK DEĞİLİZ Bizim sanatçılarımız yurtdışındaki sanatçılar kadar tok ve çok değiller. Ve çok büyük paralar kazanmıyorlar. Oradaki telif haklarının işleyişi, sahne-sinema kaşeleri, sanatçıya verilen değer çok farklı. Gerçekten el üstünde tutuluyorlar ve canı gönülden bu yardımları yapıyorlar. Biz ise kendimizi zor kurtarıyoruz ve üstüne bir şeyler koymaya çalışıyoruz. Kendi markasını güçlendirmeye çalışan var, kendisine ev almak için, ailesini garantiye almak için çalışan var. Yine de ellerinden geldiğince çok şey yapmaya çalışıyorlar.
|
| 6 Mart 2010 |