Geçen haftanın en büyük Hollywood olayı Türkiye, Antalya’daydı biliyorsunuz. Sınırlı davetli listesine o kadar çok Hollywood yıldızı sıkıştırılmıştı ki, mutat Anadolu sosyetesine yer kalmamıştı. Kendimi darı ambarında aç tavuk gibi buldum. İşte o müthiş galadan Hiperaktif notları.
BU GALA DAŞLI GALA
Galada kim nereyi boş bulursa oraya oturuyor. Biz Cengiz’le (Semercioğlu) yanyana oturduk. Olaylar zinciri salata servisiyle başladı. Galiba garson havyar servis ettiği kaşıkla tabağıma Rus salatası koydu. Kokusundan bir midem bulandı, bir daha ağzıma bir şey koyamadım. Dayandım aç-bilaç şaraba. Sahnede İbo var. Yusuf İslam’ın şu meşhur ilahisini okuyor. Mevleviler dönüyor. Elimde şarapla kendimi ilahi mırıldanırken buldum. Artık o mu Allah’ın gücüne gitti, yoksa aç-bilaç şarap mı çarptı ama benim için asıl gala ondan sonra başladı.
EN BOŞ ADAM
RUSYA’NIN TARKAN’I
Partide bir tane bile boş adam yok. Böyle şey görmedim. Bir tek bizim masada dalga geçilecek bir adam var. Cengiz’le makarasını yapıyoruz. O da tuttu,
Rusya’nın Tarkan’ı çıktı: Philipp Kirkorov. Serdar Ortaç’ın saçlarını uzatın, 20 kilo alsın, daha da kadınsı olsun, bir de çamaşır makinesine at-çıkar, işte Philipp. Ama o bile koyu takım giymişti, gecenin tek beyazı İbrahim Tatlıses’ti.
SÜSLEMELER BAŞ AĞRITIYOR
Mardan Palace için Akdeniz’in en lüks oteli deniyor ama henüz ellerinde böyle bir belge yok. Kendi kendilerine atfediyorlar. Zaten ben lüksten her yanın varak varak parlamasını anlamıyorum. Arap otelleri gibi, işlemeden-süslemeden insanın başı ağrıyor. Size şöyle söyleyeyim Topkapı Sarayı daha sade. Otelde 3 ayrı mimar çalışmış. Topkapı Sarayı gibi ek, ek, eklektik bir yapı. Sanki her kafasına esen yeni bir şey kondurmuş gibi.
HAVUZDA KÖPEKBALIKLARI VAR
Fakat havuzuna bittim. İnce uzun bir havuz, ortasında Kızkulesi var, iki yanı da Boğaz kıyıları. Haydarpaşa iskelesi çaprazıma geldiğine göre benim odam ya
Beşiktaş ya da Ortaköy’e denk geliyordu. Havuzun etrafını şerit halinde bir başka havuz daha dolaşıyor, içinde saltanat kayığı yüzüyor. Kız Kulesi’nin altı olduğu gibi köpekbalığı akvaryumu. Havuzda yüzerken yanınızdaki camın hemen öte yanından köpekbalığı geçiyor.
PARANIN BABASI AYNI KARZAİ
Otelin sahibi Azeri kökenli bir Musevi. Galanın en büyük dedikodusu krizden dolayı bütün Rus oligarkları 50 cent’e muhtaçken bu adamın bu yatırımı nasıl yaptığı. Otelin ismi Mardan, Telman İsmailov’un babasının adı. Kalpağıyla falan
Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai’nin kopyası. Niyeyse etrafta onun tabloları asılı. Mardan Palace’ın en sevdiğim yönü, bütün kapalı alanlarda sigara içilebilmesi. İçtiğim her sigaranın cezasını ödesem İsmailov’un serveti bile yetmez.
PARIS TAMAM MONICA BİR DAHAKİ SEFERE
Paris’in yanına gidiyorum, tetikte ol deyip arkadaşımı fotoğraf için tembihledim. Korumalardan aşırtıp zınk diye kızın dibinde bittim. “Paris
Antalya’ya hoşgeldin. Elbisen çok yakışmış. Büyük hayranınım. Benim de
İstanbul’da büyük bir otelim var (sallıyorum.)
İstanbul’a gelsene...” falan filan ağzıma ne gelirse atıyorum. I’d like tooo (çok isterimmm) deyip gülücük attı. “Gel beraber bir fotoğraf çektirelim” dedim, tetikteki arkadaşım hazır, bastı deklanşöre. Fotoğraf bahanesiyle ahtapot gibi bir sarıldım Paris’e... Allah senden razı olsun İsmailov, sayende
Paris Hilton’u da mıncıkladım. Ama beğenmedim. Hiç et yok, hep kemik hep kemik... Öyle taciz etmişim ki, kızcağız sonra beni nerede görse fellik fellik kaçacak delik aradı. Paris tahta gibi ama asıl kadın Monica Belluci. Ona da güzel bir taaruz planlamıştım ama gerçekleştiremeden araya
Antalya valisi girdi. Nefret ettim validen.
MEDYA-MAGAZİN-İNTERNETPerez Hilton OUT
Hollywood ünlülerinin başbelası eşcinsel dedikodu blogu yazarı. Tüm dünyadan hergün milyonlarca tık alıyor. Dilinin kemiği yok. Hem çirkin hem kötü kalpli, hırsını ünlülerden alıyor. Britney Spears’ı intiharın eşiğine onun getirdiğini düşünenler az değil. Amy Winehouse’un kokain çekişini yayınlıyor, Hugh Jackman’ı eşcinsel olduğunu açıklamaya davet ediyor. Hakkında milyonlarca dolarlık tazminat davası açıldı. www.perezhilton.com.
Madi Clara IN
Birkaç hafta önce açıldı. Perez Hilton’un yerli versiyonu. Ama iki kat daha zeki, dört kat daha komik, sekiz kat daha kötü. Başta eşcinseller olmak üzere, herkese, herşeye saldırıyor; en çok da ünlülere. “Madi Clara”, Çakma Marie Claire anlamında. Mesela yılın çıkış yapan aktrisi yarışması düzenledi, Ali Poyrazoğlu kazandı. Şu sıra en büyük derdi homo-ofisim dediği gay kafe Sugar’ın kaybolan tuvalet fısfısları. Okuyun gülmekten öleceksiniz. www.madiclara.blogspot.com
HAFTANIN KAZANANINazan Eckes
1976, Köln doğumlu. Eskişehirli bir ailenin kızı, boğa burcu. 1999’da özel Alman televizyon kanalı RTL’de hava durumu sunuculuğundan başladı, ana
haber sunuculuğuna kadar yükseldi. Başarısının ardında Almanya’nın en büyük reklamcılarından Claus Eckes’le evli olması gösteriliyordu ama geçen yıl ayrıldıktan sonra da yükselişi devam etti. Sıkı bir Mondragon hayranı. Son olarak Alman bulvar gazetesi Bild tarafından hazırlanan, yaşayan en seksi 100 Alman listesine 14’üncü sıradan girdi.
YENİ LAF
Genetik iş başvurusu
Genler yalan söylemez! Adaptasyon yeteneğiniz, öğrenme kabiliyetiniz, sık sık izin isteyen hastalık hastası bir çalışan olup olmadığınız genetik referans kağıtlarında. Artık iş verenler başvuruda bulunan kişilerin gen haritalarına bakarak o göreve hangi adayın daha uygun olacağına karar verebilecek. Arbita gibi gelişmekte olan şirketler bu işe alma yöntemi üzerinde çalışmaya başladı bile. Neyse ki uluslararası Genom Projesi’nde elde edilen bulgular genleriniz iyiyse krizde işsiz kalmaktan korkmamanız gerektiğini ortaya koyuyor.