Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cuma’nın ‘ilk 10’ jürisini takdir ettim

Geçen hafta cuma günü en iyi iftar yapılacak lokantalar sıralamasında Çırağan Tuğra birinci gelmişti. O hafta ben de Çırağan Tuğra’da iftardaydım. Jüriyi kutlarım, gerçekten de doğru seçim yapmışlar.

Çırağan’ın muhteşem manzarasını bir tarafa bırakacak olursak Tuğra’nın Osmanlı Türk sentezi muhteşem.

Şef Aydın Demir sanat eseri kıvamında yemeklerle ustalığını konuşturmuş. Önce çorba seçiyorsunuz. Kuzu gerdan çorbası ya da şehriyeli ve domatesli tavuk çorbası. İkincisini denedim. Anlatılacak gibi değil, şahane.

Sonra mantı, menemen, kol böreği, erişte ya da sucuklu yumurtadan birini. İtiraf ediyorum ‘hoca’ hakkımı kullanarak iki seçim yaptım, mantı ve sucuklu yumurta... İkisi de bitince yalanmamı görenler, boğazın kedileri ile yakın arkadaş olduğumu bile sanabilirlerdi.

Daha sonra kuzu, tavuk kavurma ve balık alternatiflerimden de ‘Bademli pilavlı çoban kavurma’yı istedim. Sonuç yine muhteşem. Tatlı büfesini, isterseniz hiç anlatmayayım, kafadan gidip büfeye dalabilirsiniz.

Bu arada yemek boyunca çay, yayık ayranı, meyve suyu, nar, vişne ve demirhindi şerbeti, için içebildiğiniz kadar. Ve isteyen boza, sahlep... Daha ne istiyonuz? Falaka! Fiyatı tabii ki Çırağan Tuğra fiyatı.

40 yaşında bakir

‘40 Yaşında Bakir’ filmi bir seks komedisi. İnce mizah içeriyor. Tam benim türüm anlayacağınız. O yüzden de çok sevdim. Çok da güldüm.

Düşünün 40 yaşındasınız ve henüz hiç seks yapmamışsınız. (Benim türüm dediysem bu nedenle değil! Durun biraz. Acaba Amerikan standartlarında mı düşünüyorum ki! Türkiye’de böyle bir durum normal kabul ediliyor olabilir. Türkiye’de sizce kırk yaşına gelmiş ve hiçbir şekilde seks yapmamış kaç erkek vardır ki? Hürriyet’in cinsellik araştırmasını bir inceleyelim ben siz haber veririm.)

İş arkadaşlarınız size mutluluğu tattırmak için hummalı bir yarış içine girmişler. Ama sizin aceleniz yok. Arada sevgi, aşk gibi şeyler olmadan da bakirliğinizi hiçbir kadına vermek istemiyorsunuz. Biraz da bu işi yapıp yapamayacağınız konusunda endişelisiniz. (Konuya bakar mısınız, nerdeee böyle erkekler.)

Birden hayatınıza üç çocuklu dul bir kadın giriyor (Trish) ve onunla ‘bir süre seks yok’ kuralı çerçevesinde çıkmaya başlıyorsunuz. Bu durumdan da arkadaşlarınızın haberi oluyor. Ne yaparsınız? Ya da filmin kahramanı Andy’nin yaptığı gibi çıktığınız ve bir şeyler hissetmeye başladığınız kadınla kaç hafta birlikte olmadan sabredebilirsiniz?

Gördüğünüz gibi senaryo çok ilginç. Başroldeki Steve Carell’in oyunculuğunu da çok beğendim. Ancak senaryo yazarlarından biri olan yönetmen Jude Apatow için aynı şeyleri söylemem mümkün değil. Bu filmin çok daha komik olabileceğini, çok daha iyi anlatılabileceğini düşünüyorum. Örneğin Andy ile Thris’in çeşitli buluşma sahneleri... Andy’nin arkadaşları ile ilişkisini içeren sahneler.... Bunlar yapılmamış, yapılsa daha iyi olurmuş.. Amaaa ortaya da kötü film çıkmamış.

İnce mizahtan hoşlanıyor, seks komedileri sizi rahatsız etmiyorsa mutlaka gidin. Ama yanınızda kimi götürdüğünüze de dikkat edin. 13 yaş altını bence denemeyin bile.

The İmam’ın ablak suratları

Hafta içinde yazdım ama İmam’la ilgili bir iki teknik konuya değinmeden geçemeyeceğim. Yönetmen İsmail Güneş’in temel sorunu televziyon ile sinemayı birbirine karıştırması. Film boyunca bir sürü ablak surat önümüzde dans ediyor. Sanki sinema değil de sıradan bir televizyon dizisi izliyormuşuz gibi. Bazı sahnelerde bu ablak suratlara bir de ilkokul müsameresindeki gibi konuşmalar eklenince filmi izlemek keyiften çok ıstırap vermeye başlıyor. İsmail Güneş sinema yapmak istiyorsa, mesajın büyüsüne kapılıp, sinematografiyi unutmamalı.

CUMA LAKIRDISI

‘Doğru ve iyi olanı bilmek ile doğru ve iyi olanı yapmak arasındaki en önemli bağlantı doğru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmaktır.’ (Russel Gough)

CUMA TAKINTISI

Sevgili Necati Tosuner 1972 ve 2005 yılları arasından Türk Dili, Soyut ve Yaşasın Edebiyat, Virgül dergilerinde değişik aralıklarla yazdığı denemeleri ‘Elde Kitap’ ismiyle kitaplaştırmış. Necati Tosuner’in ‘Sancı. Sancı’sını okuyanlar ne kadar kıvrak bir dile ve beyne sahip olduğunu bilirler. Her bir denemede bu kıvraklık apaçık ortada. Tosuner’in reklamda metin yazarlığı geçmişi olduğunu da unutmayalım. Bazı anılar reklam sektöründen. Umuyorum ki ‘Hopstar’ yazısını benim ‘Bu toprağın türküsü’ jüri üyeliğimi kastederek yazmamıştır. Bu haftasonunu keyifli keyifli düşünerek geçirmek istiyorsanız Tosuner’in denemeleri iyi bir alternatif.

CUMA İTİRAFI

witchhhhh; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 40; İl: İstanbul

Eşimle severek evlendik. Bir gün eve bir telefon geldi. Bir bayandı. Eşimi sıkıştırınca evlenmeden önce beraber yaşadığı kadın olduğunu, tesadüfen karşılaştıklarını ve sadece nasıl olduğunu hatırlamak için beraber olduklarını söyledi. Kabullenmek çok zordu. Sadece kızımla paylaştım. Aradan aylar geçti. Eşime inat olsun diye biriyle tanıştım. Uzaktaydı. Sadece konuşarak kendimce eşimi aldatıyordum. Pazar günü telefon etti ve ‘İstanbul’dayım’ dedi. Dün bütün günü onunla geçirdim ve hayatımda bir daha olmayacağını sandığım bir duyguyu tekrar yaşadım. Ben ona aşık oldum!

Yorum: Bu itiraftaki bayanın ‘sıkışınca’ (ne demekse!) konuşan eşini gerçekten kutlamak istiyorum. ‘Aldatan erkek’ modelinin en önemli kuralını çiğnemiş. Neydi bu kural! Yatakta yakalansan bile inkar edeceksin! Bu kuralı çiğneyen sonuçlarına da katlanır! Sonuç ortada, geçmiş olsun!
X