Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çözüm sürecinde doğru bilinen yanlışlar

Ne söylenirse söylensin, ne yapılırsa yapılsın ikna olmayan bir kitle var.

Hükümet adım attığında Türklere dönüp ‘taviz veriliyor’ eleştirisi yapıyor.
Süreç yavaşladığında örgüte dönüp ‘amaç çözüm değil seni oyalama’ diyor.
Her hal ve şartta endişeli ve karamsar…
Son on aydır şehit haberinin gelmemesi onu mutlu etmeye yetmiyor.
Örgütün ‘eylemsizlik kararı alması’ onda karşılık bulmuyor.
Otuz yıldır ‘düşük yoğunluklu savaşta’ dile getirmediği kaygıları, çözüm sürecinde söylüyor.
Yüzyıllık sorun, yüz günde çözülsün istiyor.
Bu nasıl olacak diye sorulduğunda ise susuyor…

PEMBE TABLO MU ÇİZİLİYOR?
Sürecin zorluğu aktörler tarafından her defasında ifade ediliyor.
Çözüm sürecine önceki 10 (on) müzakere arayışının sonunda gelindi.
Düşünün tam on defa devlet, Öcalan’la anlaşma konusunu gündemine aldı.
Konu Bakanlar Kurullarında ve MGK’larda konuşuldu, tartışıldı.
Özal’la başlayan ‘arayış’, Çiller, Erbakan, Ecevit ve Erdoğan’la sürdü.
Bu konuda söylenmedik söz, yazılmadık cümle kalmadı.
Bürokratlardan, siyasetçilere; askerlerden istihbaratçılara herkes sürecin içinde oldu.
Bu süreçte yeni olan devlette tekliğin sağlanması ve kararlılıktır.
Onun dışında arşivlere bakıldığında kimin ne dediği ortadadır.

TOPLUM ALDATILIYOR MU?
Çözüm süreci toplumun gözü önünde cereyan ediyor ve herkes herşeyi görüyor.
Devlet, Oslo’da örgütle görüştüğünde ‘Öcalan sürece dahil edilmeli’ diyenler.
Öcalan’la görüşmeler başladığında bu defa ‘Kandil’de sürece dahil edilmeli’ diyorlar.
Oslo’da masayı devirenler bu defa hem Öcalan’ı, hem Erdoğan’ı tasfiye etmek istiyorlar.
Geçmişte PKK’yı ‘vesayetin aracı’ olarak kullanan bazı derin yapılar deşifre edildi.
Ancak özellikle son dönemde bu yapının uluslararası unsurları yeniden devredeler.
Çözümü istemeyen derin yapı açık biçimde PKK’nın silah bırakmasını istemiyor.
Öcalan bu yapıya ‘Türkiye’nin paralel devlet’ örgütlenmesi diyor.

GERİ ÇEKİLME KONUSUNDA SORUN MU VAR?
Kandil’in geri çekilme konusunu yavaştan almak istediği herkesçe biliniyor.
Örgüt, pazarlık masasında güçlü kalmak için silahı hemen bırakmak istemiyor.
Öcalan’ın ‘geri çekilme Haziran sonunda tamamlanacak’ demesine rağmen süreç uzadı.
8 Temmuz’lu son mektubunda yeniden ‘çekilmenin hızla tamamlanmasını’ ifade etti.
21 Mart’taki ‘silahın devri bitti’ sözüne ikna olmayanlar, yeni bir sihirli formülün peşindeler.
Sürecin doğasından kaynaklanan bazı pratik sorunlar var.
Ancak bu ana statejiden vazgeçildiği anlamına gelmiyor.
Asıl sorun PKK’nın dördüncü aşamada yapmak istediklerinden kaynaklanıyor.
Kalıcı barış sağlandığında ‘PKK bölgeyi yönetmek’ istiyor ve buna göre yapılanıyor.

SİHİRLİ FORMÜL VAR MI?
Aslında bir parça geriye gidip hafıza tazelense olay daha net görülecek.
DTP, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldığında PKK ve DTP ‘sinei millete dön’ dedi.
Öcalan ‘hayır mecliste kalmalısın’ uyarısını yaptı ve BDP olarak yoluna devam etti.
Açlık grevleri sürecinde PKK ve BDP ‘grevi sürdürme kararı’ aldı
Öcalan ‘artık sonlandırın’ talimatını verdi ve açlık grevleri son buldu.
Kandil, geri çekilmenin iki yıl süreceğini ve sorunlar olduğunu söyledi.
Öcalan ‘geri çekilme hızla tamamlansın’ dedi…
Bunları hatırlatmamdaki amaç sürecin PKK veya BDP üzerinden değil, Öcalan üzerinden okunmasını gerektiğidir.
PKK isimler ve yapılar üzerinden değil, ideoloji ve Öcalan üzerinden okunur.

SEN NE ÖNERİYORSUN?
Bu konular konuşulduğunda sorulan klasik bir soru var.
‘Velevki bu eleştiriler doğru, sen ne öneriyorsun’ denildiğinde aynı cevaplar alınıyor.
Bu süreçte gözden kaçan iki temel olgu var.
Birincisi çözümü artık toplum talep ediyor.
Halk, ‘kan dursun ve analar ağlamasın’ istiyor.
İkincisi devlette paradigma değişti.
Sonuç olarak artık bu mesele ülkenin kendisiyle imtihanına döndü.

hyayman@hurriyet.com.tr
Twitter.com@HuseyinYayman

X