Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Çözüm Kandil'i işgal

    İhsan DÖRTKARDEŞ, (DHA)
    30.08.2006 - 13:39 | Son Güncelleme:

    İngiliz Daily Telegraph gazetesi PKK'nın tasfiyesi için tek çözümün Kandil’in işgal olduğunu yazdı.

    ABD’nin etkili gazetelerinden Christian Science Monitor, İran’ın PKK ile mücadelede Türkiye ile işbirliğine gitmesinin arkasında Ankara ile Washington’un arasını açma amacının bulunduğunu öne sürerken, İngiliz Daily Telegraph gazetesi, Türkiye açısından PKK ile mücadelede tek çözümün Kandil Dağı’nın işgali olduğunu, ancak bunun kolay olmadığını yazdı.

    CSM’de yer alan Yigal Schleifer imzalı haberde, Türkiye’de son günlerde meydana gelen bombalı saldırıların arkasında PKK’nın bulunduğu belirtilirken, Kuzey Irak’taki PKK kamplarının Washington ile Ankara arasında sorun yarattığı vurgulandı. Son dönemde, İran ve Türkiye’nin Kuzey Irak’taki PKK kamplarını hedef alan operasyonlar yaptığına dikkat çeken gazete şöyle devam etti:

    "Amerika açısından bakıldığında PKK ile mücadelede İran’ın devreye girmesi işleri daha da karıştırıyor. Gözlemciler, İran’ın Türkiye’yle girdiği işbirliğinin kendi güvenlik endişelerinden çok, Washington ile Ankara’nın arasını açma niyetiyle ilgili olduğunu düşünüyor."

    ABD’nin bir diğer etkin gazetesi Los Angeles Times ise PKK ile bağlantılı bir grubun üstlendiği son saldırıların Türk turizmine darbe vurmak ve Türk hükümetini PKK’yla masaya oturmaya zorlamayı amaçladığını kaydederek, "Türk yetkililer bu yıl turizmden 20 milyar dolar gelir bekliyordu, ancak PKK saldırıları ve kış aylarında yaşanan kuş gribi salgını, bir çok turistin Türkiye’de tatil planını iptal etmesine neden oldu. PKK, Türkiye’nin masaya oturmamasını gerekçe göstererek 2004 Haziran’ında daha önce ilan ettiği ateşkesten vazgeçmişti ve bütün ülkenin bir savaş alanına döneceği tehdidinde bulunmuştu" dedi.

    DAILY TELEGRAPH: TEK ÇÖZÜM KANDİL’İN İŞGALİ

    İngiliz Daily Telegraph ise Türkiye’nin PKK ile mücadelesini, ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkileri açısından ele alırken, patlamaların Türk hükümetini köşeye sıkıştırdığını, tek çözümün Kuzey Irak’ın işgali olduğunu, ancak bunun da kolay olmadığını yazdı. Yazıda şöyle denildi:

    "Saddam iktidardayken, Türkler canları istediğinde sınırı geçip Irak’a girebiliyorlardı. Ancak ABD bu konuda farklı düşünüyor. Ayrıca teröristleri kuşatmak için yoğun güç kullanımı, Türkiye’nin AB’ye girme hedefini de riske atabilir. PKK militanlarına ev sahipliği yaptıkları gerekçesiyle Güneydoğu’daki köylerin ordu tarafından yakıldığı dönem geride kaldı. Zira artık yakacak köy kalmadı. Ancak hükümet ordunun zorlamasıyla yeni bir Terörle Mücadele Yasası çıkardı. Bu yasa, şüphelilerin işkence görme ihtimalleri en fazla olan gözaltındaki ilk 24 saatte, avukatlarıyla görüşmesini yasaklıyor. Bu durum Brüksel’de hoş karşılanmayacaktır. Ancak Türkler, ABD ve İngiltere’nin de terörle mücadele konusunda yasaları bir kenara bıraktığını savunuyor. Türkiye’nin PKK ile mücadelede müttefiklerinden alacağı yardımın pek bir işe yaramayacak.

    ABD, eski Genelkurmay Başkan Yardımcısı Joseph Ralston’ı PKK ile mücadele koordinatörü olarak atadı. PKK’ya yönelik çabaları koordine etmek için yapacağı her girişim, son derece milliyetçi olan Türk vatandaşlarının nefretinden başka bir şey kazandırmayacaktır Ralston’a. ABD’nin Kürtler’in kendi rızaları ile silah bırakmasını öngören bir aftan ve sorunun müzakere ile çözümünden yana olduğu tahmin ediliyor. Ancak gelecek yıl yapılacak seçimler arifesinde Türkiye’de hükümet zayıf bir görüntü sergilemekten kaçınacaktır. Birçok Türk için PKK ile yapılacak herhangi bir anlaşma ihanet demek. Yeni Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt da geçen cuma günü yaptığı konuşmada bunun altını çizerek, demokrasi ve kültürel hakları içeren savların, devleti istikrarsızlığa sürükleme girişimlerini mazur göstermeyeceğini söyledi."

    FT: EKONOMİK KOŞULLARI İYİLEŞTİRME GERİ PLANDA

    İngiliz Financial Times gazetesi de Türkiye’deki son saldırıları üstlenen PKK’nın bir kolu olduğu söylenen "Kürdistan Özgürlük Şahinleri" adlı grubun daha sonra Antalya’daki eylemi de üstlendiğini duyururken şunları yazdı:
    "Şu andaki Türk hükümeti, Avrupa Birliği kriterleri doğrultusunda Kürtçe yayın ve dil okullarının önünü açan yasaları çıkardığından bu yana, sayıları 15 milyon olarak tahmin edilen Kürt azınlığın ekonomik koşullarını iyileştirme amaçlı düzenlemeler geri plana itildi. Birçok kişiye göre, Türkiye’nin batısında yaşanan ekonomik mucizenin yoksul Güneydoğu illerine de yayılmasında başarısız kalınması Kürt terörünü körüklüyor. Ancak Kürtlerin yaşam koşullarını iyileştirmenin anahtarı olabilecek ekonomi, şimdi bizzat büyümenin kilit sektörlerinden turizmi hedef alan PKK ve diğer grupların tehdidi altında. Kürt ağırlıklı Güneydoğu’da yatırımı engellemeyi başaran PKK ve ona bağlı gruplar, artık ekonominin geneline darbe vurmayı hedefliyor olabilir."

    The Times gazetesi ise Türkiye’deki son terörist saldırıların geçmiştekilerden çok daha ciddi olduğunu saldırıları üstlenen grubun çok daha yıkıcı bir değişimi tetikleyerek, Türkiye’nin ABD, İsrail, NATO ve Avrupa’daki müttefikleri ile ilişkilerine zarar verebileceği savunuldu. Gazetedeki makalede, son saldırıların Türkiye’nin dış dünya ile ilişkilerinde zor bir dönemden geçtiği günlere denk düştüğüne dikkat çekilirken, özetli şu görüşler savunuldu:

    "Türkiye’nin kararsızlığını artık bir huy haline getirdi. Türkler’in, üyeliği ne zamandır şiddetle arzuladığını varsayan Avrupa Birliği, şu tehlikeyi yeni fark etmeye başladı ki; kamuoyu yoklamalarının gösterdiği gibi, iş bedelini ödemeye gelince aslında o kadar da hevesli değiller. Bu konuda başka bir sınav, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Lübnan’a asker gönderme konusundaki tartışmalı kararı parlamentoda oylanırken verilecek. AKP’nin çoğunluğu nedeniyle kararın geçmesine kesin gözüyle bakılıyor. Ancak bu ihtimal, kamuoyunu şimdiden ikiye bölmüş durumda.

    Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Türkiye’nin Ortadoğu’da olan bitenlere uzak bir ülke gibi seyirci kalamayacağın söyledi. Ülkeyi Avrupa Birliği’nde görmek isteyenler de bunun gerekli olduğunu düşünüyor. Ancak bazıları bunu ’yeni-Osmanlı’ bir girişim ve saldırgan bir tutum olarak niteliyor. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer geçen hafta, koşulların asker göndermeye uygun olmadığını dile getirdi. Lübnan’a asker gönderme girişiminin, askerin de bu kararın tam olarak arkasında olup olmadığını ortaya koyacak, Ancak çıkan homurtular öyle olmadığını gösteriyor."
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı