"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Çöpçünün kaderi, geyiğin bedeli...

Yılbaşı gecesi saat 03.00 sıralarında, işinin başında olan ve Haliç kıyısında yolları temizleyen bir temizlik işçisine minibüs çarptı.

Akif Özmüş...
Çoğumuz eğlencedeydik, o ekmeğinin derdinde...
Eğlenceden dönen ve alkollü olduğu söylenen minibüstekiler, temizlik işçisine çarptıktan sonra olay yerinden kaçtı.
Fatih Belediyesi’ne bağlı çalışan temizlik görevlisi, yeni yılın ilk saatlerinde boylu boyunca caddede hareketsiz kaldı.
Minibüs şoförü evine gitti.
Tam üç gün sonra, polis Mobese’deki görüntülerden plakayı tespit ederek sürücüyü yakaladı, savcıya teslim etti.
Savcı ne yaptı?
Kaza sonucunda temizlik işçisinin ölmediği gerekçesiyle minibüs sürücüsünü hemen serbest bıraktı!
Ölmüş olsa, sürücüye adam öldürmekten işlem yapılacak ve tutuklu yargılanacaktı.
Bu ülkede birine çarparsanız aman öldürmemeye dikkat edin. Adamı hastanelik etmişsiniz, komaya sokmuşsunuz, sakat bırakmışsınız önemli değil, hiçbirinin suçu yok.
Hoş, öldürseniz bile suçu yok ya...
Minibüs şoförü elini kolunu sallayarak hayatına devam ediyor, çarptığı temizlik işçisi ise o günden beri Haseki Hastanesi’nde yoğun bakımda.
Yataktan kalkamadı daha, belki de hiç kalkamayacak.
Doktorlar durumunun ciddi olduğunu söylüyor.
Akif Özmüş’ün tek suçu gariban olmak mı? Minibüs ünlü birine ya da bir işadamına çarpmış olsa, savcı aynı şekilde davranabilir miydi?
Hani yasalar önünde bütün yurttaşlar eşitti?
‘Çöpçünün’ hakkını bu ülkede savcı bile aramayacaksa kim arayacak?
Bu arada gazetelere bir haber yansıdı.
Berber dükkanındaki televizyonda izlediği Anayasa Mahkemesi üyeleriyle ilgili yorum yapan bir vatandaşa, o sırada berberde bulunan savcı tarafından dava açıldı.
442 gün hapis cezası aldı vatandaş.
Şimdi adalete bakın...
Ülkemin savcıları yılbaşı gecesi bir garibana çarpan, muhtemelen alkollü sürücüyü adam öldürmediği için serbest bırakıyor...
Öte yandan berber dükkanında geyik muhabbeti yapana dava açıyor, 442 gün hapis cezası aldırıyor.
Vicdanınız sızlamaz mı?
Bu nasıl adalet?
Benim yaptığım da iş ha! Hizbullahçılar, mafya liderleri patır patır serbest kalırken, yıllardır Ergenekon yüzünden hapiste olan gazeteciler ne için yattıklarını bilmezken, ben de kalkmış bir ‘çöpçünün’ derdini anlatıyorum size...

Trafik lambasına reklam

Mecidiyeköy Meydanı’nda, tam köprünün altında, Şişli istikametine doğru giden yolda İstanbul’un belki de en uzun süre yanan kırmızı ışığı var.
Dijital sayaç olduğu için görüyorsunuz, tam 95 saniye kırmızı, sonra 20 saniye yeşil yanıyor.
Geçtin geçtin.
Araçlar kırmızı ışıkta bu kadar uzun süre bekleyince, trafik levhasının üzerine ufak boylarda ışıklı bir reklam panosu kondurmuşlar.
Bir hastanenin reklamı dönüyor.
İstanbul’da başka kavşaklarda rastlamadım, trafik lambasının reklam panosuna çevrildiğini ilk defa görüyorum.
Bu iş kimin sorumluluğunda merak ettim.
Kim izin veriyor, reklam geliri nereye gidiyor, uygulama çoğalacak mı?
Ve en önemlisi, bu uygulama sürücülerin dikkatini dağıtmaz mı?

İki protestonun anatomisi

Benim için “Muhteşem Yüzyıl” dizisini protesto edenlerle, Said-i Nursi filmi “Hür Adam”ı protesto edenler arasında hiçbir fark yok.
Hatta fazlasıyla ortak yönleri var. Sıralayayım:
1- Her iki taraf da yapımı izlemeden önyargılarıyla celalleniyor. “Kanuni karalanıyor” diyenlerle, “Atatürk karalanıyor” diyenler keşke önce yapımları izleme zahmetine katlansalardı.
2- İki taraf da aynı bağnazlıkta. Kanuni’nin de Atatürk’ün de insani zaafları olabileceği ihtimali bile tüylerini diken diken etmeye yetiyor.
3- İki taraf da film/dizi denilen şeyin bu kadar abartılacak bir olay olmadığının farkında değil.
4- Kanuni üzerine tek film çekilemeyeceği gibi Atatürk üzerine de tek bir film çekilemez. Kimi yönetmen kalkar yüceltir, kimi yönetmen kalkar zaafını anlatır.
5- Sanat ve sinema denilen şey özgürlükler alanıdır, protestolar değil.
Not: Bazı aklıeveller “Muhteşem Yüzyıl”ı Show TV gösterdiği için, Karamehmet şirketlerine boykot kampanyası başlatma çabasında.
“Turkcell, Digiturk, Superonline aboneliklerini iptal ediyoruz” diyorlar.
Merak ediyorum, elektrik aboneliklerini de iptal edip karanlıkta oturacaklar mı?
Malum, TEDAŞ özelleştirmesinde elektrik dağıtım ihalesini kazanan Karamehmet, İstanbul ve Ankara da dahil olmak üzere Türkiye’nin pek çok bölgesinin elektriğini sağlıyor.

Demet’ler karıştı

Dünkü “Eyyvah Eyvah 2”yle ilgili yazımda, usta oyuncu Demet Akbağ’ı ısrarla Demet Akalın diye yazmışım.
Ama hatam, Akbağ’ın filmdeki muhteşem oyunculuğuna gölge düşürmez. Mutlaka bu filme gidin. Salondan çok keyifli ayrılacaksınız.

X