Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çok ünlü isimler, not uğruna neler yazmıştı

Bugün uyum yasalarıyla, batık banka hikáyeleriyle yahut satanist oldukları söylenen gençlerin intiharlarıyla dolu gündemin dışına çıkıp bundan 34 sene öncesine ait bazı hoş belgeleri yayınlayayım dedim:

Günümüzün bazı tanınmış siyasilerinin, 1968 yazında Ankara'da, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde girdikleri bir ‘‘Devrim Tarihi’’ imtihanında verdikleri cevapları... İşte, Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler, Kültür Bakanı İstemihan Talay ve eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu gibi bazı siyasilerimizin 1968'deki imtihanda Atatürk ve Atatürkçülük hakkında yazdıkları.

BİR zamanlar hepimiz öğrenciydik. Okula gittik, derslerimizi dinledik, sonra hem yazılı, hem sözlü imtihanlara girdik, çalışmış olanlarımız geçti, çalışmayanlarımız kaldı, derken yeniden imtihanlara girildi ve diplomaya kadar, bu hep böyle devam edip gitti.

Neticede okullarımızı bitirip hayata atıldık ve seneler boyu girdiğimiz yüzlerce imtihanın hatırası, hafızalarımızdan yavaş yavaş silindi. Oysa iyi bir not alabilmek için nasıl uğraşmış, imtihan sonuçlarını nasıl bir merak ve heyecan içinde beklemiştik...

Sokaktaki vatandaştan devletin en tepesindeki kişilere kadar imtihan macerası hep aynıydı, hiç değişmemişti ve geçenlerde bir dostumun bulduğu seneler öncesinden kalma bir tomar imtihan káğıdı bana bu heyecanlı günleri hatırlattı.

Tomar, 1968 yazında Ankara'da, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde yapılan bir ‘‘Devrim Tarihi’’ imtihanının káğıtlarıydı.

Dersin hocası, Türk tarihçiliğinin büyük ismi Prof. Dr. Halil İnalcık'tı ve Halil Bey, imtihanda üç soru sormuştu: ‘‘Milli h*akimiyet’’ kavramı anlatılacak, öğrenciler Atatürkçülük'ten ne anladıklarını sadece beş satırla tarif edecekler ve okudukları Atatürk'ü konu alan kitapların isimlerini yazacaklardı. Notlar numarayla değil, ‘‘geçer-geçmez’’ şeklinde veriliyordu ve Halil Bey hiçbir öğrenciyi bırakmamış, hepsini geçirmişti.

Öğrenciler arasında kimler vardı, kimler... Bugünün bakanları, siyasetçileri, profesörleri, yazarları... Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler, Kültür Bakanı İstemihan Talay, eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, DSP milletvekili Uluç Gürkan, Özal döneminin Çankaya Belediye Başkanı Erdoğan Yavuzlar, büyükelçilerden Cem Duna, Prof. Baskın Oran, Prof. Cevat Taylan, vesaire, vesaire...

İşte, bugünün meşhur isimlerinden bazılarının, bundan 34 sene önce girdikleri Devrim Tarihi imtihanında yazdıklarından bazı cümleler... Ama küçük bir hatırlatma yapayım: Yandaki kutularda yeralan metinlerin cümle düşüklükleri yahut Türkçe hataları bendenize değil, isimleri o metnin hemen başında yeralan devletlularımıza aittir. Ben, ‘‘büyüklerimizin’’ yazdıklarını aynen nakletmekle yetindim.

Kim, hangi kitabı okumuş?

Mülkiye'de 1968 yaz dönemi Devrim Tarihi imtihanında son olarak ‘‘Atatürk üzerinde hangi kitapları okudunuz?’’ diye sorulmuş ve öğrenciler bildikleri, okudukları kitapların isimlerini sıralamışlar. En ilginç cevabı Mehmet Keçeciler vermiş: Keçeciler bazı kitapların isimlerini saydıktan sonra Nutuk'tan da sözetmiş ve bu eseri ‘‘Atatürk'ü Atatürk'ten öğrenmeme yardım eden Nutuk’’ diye tanıtmış.

İşte bugünün bazı politikacılarının 1968'de okudukları Atatürk'le ilgili kitaplar:

2607 MEHMET KEÇECİLER:

Tek Adam (Şevket Süreyya Aydemir), Anadolu İhtiláli (Sabahattin Selek), Atatürk (Lord Kinross), Atatürk'ten Anılar (Prof. Afet İnan), Atatürk'ü Atatürk'ten öğrenmeme yardım eden Nutuk.

2240 ABDÜLKADİR AKSU:

Kutsal İsyan, Tek Adam, Mustafa Kemal ve Çetecilik, Anadolu İhtiláli, Söylev ve Demeçler, Çankaya, Atatürk'ün Sosyal Görüşleri.

2414 İSTEMİHAN TALAY:

Bir Milletin Doğuşu (Lord Kinross), Atatürk'ün Sosyal Görüşleri (Çetin Altan), Tek Adam (Şevket Süreyya Aydemir), Nutuk, Çankaya (Falih Rıfkı Atay), Babamız Atatürk (Falih Rıfkı Atay), Atatürk ve Atatürkçülük (Tarık Zafer Tunaya), Anadolu İhtiláli (Sabahattin Selek).

Beş satırla Atatürkçülük

Devrim Tarihi imtihanındaki sorulardan biri ‘‘Atatürkçülüğü sadece beş satırla kendinize göre tarif ediniz’’ şeklindeydi ve o zamanın öğrencisi olan bugünün bazı tanınmış isimleri, soruyu bakın nasıl cevaplamışlardı:

2414 İSTEMİHAN TALAY

Atatürkçülük, dogmalardan ziyade memleketin gerçeklerinden kaynak alan, hürriyete ve bağımsızlığa büyük kıymet veren bir prensipler bütünüdür. Laiklik, devrimcilik, halkçılık, cumhuriyetçilik, milliyetçilik ve devletçilik temel prensipleridir.

2426 ULUÇ GÜRKAN

Atatürkçülük, herşeyden önce tam bağımsız Türkiye'nin savunucusu olmak ve iç yapıya ilişkin olarak da unsurları berraklaşmamış bir batıcılık anlayışı çerçevesinde halkçılık esaslarını ve çağdaş uygarlık güzeyi hedefini benimsemektir.

2607 MEHMET KEÇECİLER

Atatürkçülük, bence, Türk milletine büyük bir sevgi ve saygı, milletimizi çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmak için yılmayan bir mücadele, laik, devrimci ve cumhuriyetçi bir anlayışı yurt ölçüsünde hákim kılmaktır.

2542 BASKIN ORAN

Atatürkçülük, TC'nin emperyalist baskıdan tamamen kurtulması ve kalkınması için gerekenin yapılmasıdır. Yani Atatürkçülük milliyetçi bir harekettir. Fakat buradaki milliyetçilik sımuttur. Yani özellikle ekonomiktir. Yoksa bazılarının sandığı gibi çarşaf ve fesi kaldırmakla ilgisi yoktur. Buna ‘‘gardrop Atatürkçülüğü’’ diyoruz ki, ancak uyutmaya yarar. Bugün gereken, siyasi bağımsızlıktan sonra iktisadi bağımsızlığı elde etmektir. Bunu hangi fikir ve eylem sağlayacaksa, bugün için Atatürkçülük odur.

2240 ABDÜLKADİR AKSU

Atatürkçülük ne bir doktrin, ne bir ideolojidir. Memleketin içinde bulunduğu duruma göre ülkemizin siyasal, ekonomik ve kültürel bağımsızlığına, muassır medeniyet seviyesine yüceltmeye yönelmiş pragmatik bir hayat görüşü.

2568 ERDOĞAN YAVUZLAR

Hayat demek mücadele demektir. Türk milleti haklarını hiçbir yabancının kanatları altında elde etmeyi gururuna sığdıramaz. Her zaman hür ve mağrur olan bu millet başkalarının himayesinde yaşamaktansa ölümü tercih eder. Millet her türlü güçsüzlüğünü kendisi çözmeğe muktedirdir. Kendi milli hudutları içinde muasır medeniyet seviyesine çıkmak asıl hedeftir.

Sakın inanmayın, Ecyad bir daha yapılmayacak!

Suudi Arabistan, Mekke'de yıktığı Ecyad Kalesi'ni aynı yerde yeniden inşa edeceğini duyurdu. Şimdi açıkça söylüyorum: Bu vaade sakın inanmayın! Suudi kepçelerinin dümdüz ettiği Ecyad Kalesi geri gelmemecesine gitmiştir ve kalenin tekrar inşa edileceği masalı, bir proje kandırmacasından ibarettir.

HAFTALARDIR, Mekke'de Türk döneminden kalan Ecyad Kalesi'nin Suudiler'in bize olan nefreti ve Dışişleri ile Kültür Bakanlıklarımızın aczi yüzünden yerle bir edilmesini yazıyorum.

Suudi Arabistan hafta içinde bir açıklama yaptı ve kalenin aynı yerde yeniden inşa edileceğini duyurdu. Ecyad'ın yıkıldığını Riyad'daki büyükelçisinden değil, günler sonra basından öğrenen hariciyemiz bu defa hiç vakit kaybetmedi, Suudiler'in açıklamasından nasıl olduysa ánında haberdar oldu ve bizlere müjdeyi verdi: ‘‘Başardık! Yıkılan kalemiz yeniden yapılacak!’’

Dışişlerimize ve yapılan açıklamalara kulak verenlere duyuruyorum: Bu vaade sakın inanmayın! Suudi kepçelerinin dümdüz ettiği Ecyad Kalesi bir daha geri gelmemecesine gitmiştir. Kalenin aynen inşa edilmesi ihtimalini bir yana bırakın, tek bir burcu bile dikilmeyecektir. Ecyad, Suudi Kralı Fahd'ın 24 yaşındaki en küçük oğlu Prens Abdüláziz ile Suudi Veliahdı Prens Abdullah'ın aynı adı taşıyan oğluna otel ve iş merkezi yapmaları için peşkeş çekilmiştir ve ‘‘Ecyad'ı aynı yerde yeniden inşa edeceğiz’’ diyen Suudi hariciyesi yalan söylemekte, bizim hariciyemiz ise bu yalana kanmaktadır.

Riyad'da bu hafta yapılan açıklamanın arkasında yatan şudur: Ecyad Kalesi'nin yerine dikilecek olan 11 kuleli otel ile iş merkezini Bin Ladin ailesinin şirketi inşa edecekti ve proje kalenin sadece bir bölümünün kalmasını ve bu tarihi mekánın alışveriş merkezi olmasını öngörüyordu. Derken bu proje değişti, kalenin tamamının yıkılmasına karar verildi ve ecdad yadigárımız kepçelerle yıkıldı. Suudi tarafı Türkiye'den gelen -ama devletten değil, halktan yükselen- tepkiler üzerine ilk projeyi gündeme getirdi ve ‘‘Ecyad'ın aynen inşa edileceği’’ yalanını işte buna dayanarak ortaya attı. Maksatları bizi sakinleştirmek değildi ama hac zamanı yaklaşmış, kafileler gelmeye başlamışlardı ve hac öncesinde diplomatik bir gösterisi yapmak istemişlerdi, o kadar.

Fotoğraftaki maket, kalenin yerine dikilecek olan kulelere aittir ve kulelerin arasında Ecyad'ın sadece bu kadarı yer alacaktır.

Dolayısıyla, tekrar söylüyorum: Suudiler'in ‘‘Ecyad'ı yeniden ve aynen yapıyoruz’’ demelerine sakın inanmayın! İnanmayın, zira resmi mezhepleri olan Vehhabilik'in kurucusu Abdülvehhab'ın çöken mescidini bile çöplüğe çevirenlerin ‘‘Türk Kalesi'ni tekrar inşa ediyoruz’’ demeleri sadece bir kandırmacadan ibarettir.
X