"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Çok üniversite az bilim

Doğan HIZLAN

Üniversitelerimizi dünya standartlarına göre değerlendirdiğimizde ortaya şu sonuç çıkıyor: Üniversitelerimizde 10 bin eleman açığı var.

Bir öğretim üyesine 45 öğrenci düşüyormuş, UNESCO standartlarına göre bu rakamın 12 olması gerekiyormuş.

İki gönül bir olunca samanlık seyran olur, herhalde mekân ve anlam değiştirdi, iki öğretim üyesi bir araya gelince, orası üniversite oluyor.

Politikacılarımız, yerel yöneticilerimiz de, üniversite açmakla övünüyorlar, adeta bir hizmet ölçüsü.

Bir zamanlar özel üniversiteler çoğalmış, ancak düzen kurulamayınca bundan vazgeçilmişti. Şimdi de her yerde özel ve resmi üniversitelere rastlayınca, geçmişteki bu acı deneyleri hatırlıyorum.

Her şeyin çoğuyla övünüyoruz. Bizim için nicelik önemli, nitelik'e aldırış etmiyoruz.

Batıdan doğuya,kuzeyden güneye çektiğimiz çizgideki üniversite sayısı biçimsel olarak bizi sevindirebilir. Kütüphanelerine, laboratuarlarına girdiğinizde ise bu sevinç üzüntüye dönüşür.

Kaç üniversite gerekli yayın ödeneğine sahip? Kaçının yeterli bir kütüphanesi var? Hangileri gerekli yerli ve yabancı periyodikleri alabiliyor? Yeterli öğretim elemanına sahip kaç üniversitemiz var?

Bu soruların cevabı ortadayken, yeni üniversiteler açmanın anlamını kavrıyamıyorum.

***

ÜNİVERSİTELERARASI Kurul Başkanı ve Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Osman Çakır'ın yaptığı açıklama beni irkiltti:

'Özel birimler oluşturuldu, eylemci öğrenciler ve potansiyel suçlular tesbit edilmeye çalışılıyor. Öncelikle, ideolojik ve din istismarına yönelik faaliyetlerde lider konumunda olanları belirliyoruz.'

Araştırarak, okuyarak ideolojik seçimini yapacak bir üniversite öğrencisine getirilen bu kısıtlama niye? Demek ki fikri olmayan öğrenciler yetiştirmek istiyor. Her söyleneni kabul eden, hocalarının anlattıklarını tartışmadan onaylayan.

Potansiyel suçlu sözü de beni son derece rahatsız etti. Aklınıza, bilginize göre değil de, uysallık derecenize göre muamele görme demek bu. Demek ki kurulun yetiştirmek istediği, halim selim, etliye sütlüye karışmayan, suya sabuna dokunmayan bir kuşak.

Bu tür birimlerin başka bir tehlikesi daha vardır, uygulamada evdeki hesap çarşıya uymaz.

Herkes bu kararı kendi meşrebince uygular. Diyelim ki şimdiki yöneticiler dünyanın en demokrat, en laik ve en özgür üniversite anlayışına sahipler. Peki arkalarından gelenler bunun tam tersiyse ne olacak?

***

ÜNİVERSİTELER özgür düşüncenin tapınaklarıdır. Buna da kısıtlama getirirsek, genç kuşaklardan ne umabiliriz?













X