"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Çok geç olmadan ezberlerimizi değiştirmeliyiz

DUBAİ Prensi’nin yapacağı yatırımların Türkiye’nin işsiz insanları için ne kadar önemli olduğunu, bizler gibi bir işi olanların anlayabilmelerinin zorluğunun farkındayım.

Dünkü yazımda 5 milyar dolarlık bir ‘inşaat’ yatırımının istihdama ve ekonominin canlanmasına yapacağı katkıyı anlatmaya çalıştım.

Bu benim ‘kişisel görüşüm’ değil. ‘Ekonomi’ adı verilen bilim dalının bir gerçeği; getirecekleri götürecekleri kolayca hesaplanabilir.

Ama ‘işsizlik’ sorunu ile ilgili kişisel bir deneyimim var, onu anlatabilirim:

12 Eylül’den hemen önce şimdi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğretim üyesi olan bir başka arkadaşımla birlikte bir sendikada ‘uzman’ olarak çalışıyordum.

Sendikalı işçilerin katıldığı bir eğitim seminerinde ‘ücretli emek, sermaye, artı değer’ konularının işlendiği bir ders anlattım.

Dersin sonunda emekliliğine yaklaşmış bir dozer operatörü bana şunu söyledi:

‘Hoca, benim iki oğlum var, biri sanat okulunu, öteki liseyi bitirdi. İkisi de işsiz. Sen bunlara bir iş bul da ziyanı yok artı değerleri de başkası sömürsün.’

Kaç seçimdir, seçim sonuçlarına bakınca şöyle yorumlar yapılıyor: ‘İşsiz ve gelecekten umutsuz kitleler marjinal partilere, uç siyasi görüşlere daha çok eğilim duyuyorlar. Siyasetin normal dengesine kavuşabilmesi önce bu insanların gelecekle ilgili beklentilerinin olumlu olması ile mümkün olabilir.’

Bu değerlendirmeler, Türkiye’yi sonu belirsiz maceralara kolayca sürükleyebilecek bir toplumsal sorunu yaşadığımızı ortaya koyuyor.

Ve bu durumu değiştirmek yeni yatırımlarla yeni iş alanlarının açılması ile mümkün olabilir.

Ezberlediğimiz klişelerle bugün Türkiye’nin geldiği nokta bu. Bundan memnunsanız mesele yok, değilseniz sorunun çözümü de belli: Ezberlerimizi değiştirmek zorundayız.

Kuşkuları gidermek Topbaş’ın görevi

DUBAİ Prensi’nin İstanbul’da gerçekleştireceği yatırımla ilgili olarak yükselen itirazların temel bir nedeni var: Ne olduğunu kimse bilmiyor!

Dubai Prensi’ni, İstanbul’a 5 milyar dolar yatırım yapmaya ikna etmek ne kadar önemli bir başarıysa, bununla ilgili olarak kamuoyunu aydınlatamamak da o kadar önemli bir başarısızlıktır diye düşünüyorum.

Neler yapılacağı, nasıl yapılacağı yeterince açık anlatılmadığı içindir ki ‘kuşku, aklın önüne geçiyor’.

Söz konusu yatırımın yapılacağı arsalar nasıl seçildi, bu arsalar bugün geçerli fiyatla kaç lira ediyor, kurulacak ‘yatırım ortaklığında’ İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ve dolayısıyla İstanbul halkının payı nedir, projeden beklenen gelir nedir, yatırım kendisini kaç yılda geri ödeyecek, aynı koşullarla yatırım yapacak başka bir yatırımcı var mı? Bunların hiçbiri bilinmiyor.

Yapılan bölük pörçük açıklamalar tatmin edici değil. Hatta açıklamalara topluca bakınca şöyle bir duygu da uyanıyor: Bütün bunlardan Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bile haberi yok!

Kadir Topbaş, bu konuda da iyi bir sınav veremedi.

Akıllı kamu yöneticisi, yapacağı işleri halka doğru ve iyi anlatıp, onun desteğini arkasına alan yöneticidir.

Bilal Erdoğan’ın maaşı 5 bin dolar

BAŞBAKAN Erdoğan’
ın kendisi ve çocukları için İstanbul’da 3 villa aldığı ile ilgili haberlerin mürekkebi kurumadan bir ‘emlak haberi’ daha geldi.

Dünkü Hürriyet’te yer alan habere göre Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan, Maryland’da 261 bin 500 dolara bir ev satın almış. İyi günlerde otursun.

Habere göre 146 metrekarelik dairenin satın alınması için 8 bin dolar peşin olarak ödenmiş. Gerisi 30 yıl vadeyle, aylık 1523 dolarlık taksitler halinde ödenecek. Bu durumda Bilal Erdoğan’ın vergi, sigorta, ortak giderler de dahil olmak üzere ayda 2213 dolarlık bir ödeme yapması gerekiyor.

Washington D.C
. ve civarında emlakçılık yapan bir eski dostumu aradım. Ödenecek aylık rakama bakarak Bilál Erdoğan’ın ayda beş bin dolar civarında bir gelirinin olması gerektiğini söyledi ki, Dünya Bankası’nda çalışan biri için bu normal bir rakammış.

Amerikan ‘mortgage’ sisteminin mükemmelliği işte burada. Kira öder gibi ev sahibi olabilirsiniz. Darısı Türkiye’deki öteki Bilál’lerin başına!

Orhan Pamuk nasıl aday olabildi?

ORHAN Pamuk’un ‘Nobel adaylığı’ ile ilgili olarak ödül jürisinin ikiye bölünmesinin nedeni Pamuk’a verilecek ödülün ‘siyasi’ tartışmalara yol açma olasılığı. Bu tablonun ödülün saygınlığına gölge düşüreceği itirazları var.

Geçenlerde bu konu konuşulurken bir arkadaşım ‘Orhan Pamuk siyasi tavrını edebiyatçı kişiliğinin önüne geçirerek hata etti. Ödül alamazsa adeta kendi ayağına ateş etmiş olacak’ yorumunu yaptı.

Ben ise tam tersini düşünüyorum.

Pamuk, bilinen siyasi görüşleriyle Türkiye karşıtlarının gönlünde taht kurmamış olsaydı, Nobel’e aday dahi olamayacaktı.

Milan Kundera, Amin Maalouf, Yaşar Kemal, Paulo Coelho
gibi yazarlar dururken Pamuk’un jüriye ikiye bölecek kadar güçlü bir aday olmasını başka türlü açıklamanın olanağı yok.
X