Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

ÇOK DEĞİL, BİLİNÇLİ İLAÇ KULLANIN

Bu hafta konumuz ‘Akılcı İlaç Kullanımı...’ Bilindiği gibi isteyen herkesin istediği ilacı reçetesiz satın alması, hem hasta sağlığı açısından hem de ilaçlara güvenli erişim açısından önemli bir sorundur.

İlaç bir kimyasal olduğu için, yararlarının yanısıra pek çok yan etkisi de vardır. Bir hastalığın önlenmesi, kontrol altına alınması veya tedavi edilmesi için, doğru ilacın hekim önerisiyle, gereken zamanda, gerektiği miktarda kullanılması çok önemlidir. Ticari bir işletmenin yöneticisi değil bir sağlık uzmanı olan eczacıların temel görevi, ilaçların en doğru şekilde kullanılması ve bu amaçla hastaların bilgilendirilmesidir. Bu da tedavi sonucunu olumlu yönde etkiler.
Tedavinin ekonomik maliyetini etkileyen, halkın sağlığını ve toplumun çıkarını gözeten ‘Akılcı İlaç Kullanımı’ nedir, ‘bu konuda eczacılara ne gibi görevler düşer’, ‘hastanın ilaçtan ve tedaviden maksimum faydayı sağlayabilmesi için neler yapılmalıdır’, ‘yanlış ilaç kullanımının sonuçları nelerdir’ gibi soruları konunun uzmanı Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bülent Gümüşel’e sordum, o da cevapladı.

- Hocam önemli bir soruyla başlayalım. Toplum olarak en çok hangi ilaçları kullanıyoruz?
SGK tarafından Ekim 2010-Mart 2011 kamu indirimli fiyatı üzerinden ödeme yapılan ilaç gruplarına bakıldığında sırasıyla sistemik antiinfektifler (enfeksiyona karşı kullanılan ilaçlar), sindirim ve metabolizma ilaçları, solunum ilaçları, kalp-damar sistemi ilaçları ve sinir sistemi ilaçları gelmektedir. Dünyada ise antibiyotikler 9’uncu sırada yer almaktadır.

- Peki ‘Akılcı İlaç Kullanımı’ ne demektir?
Dünya Sağlık Örgütü’nün 1985 yılında Nairobi’de yaptığı toplantıdaki tanımıyla Akılcı İlaç Kullanımı (AİK), hastaların ilaçları klinik ihtiyaçlarına uygun şekilde kişisel gereksinimlerini karşılayacak dozlarda, yeterli zaman diliminde, kendilerine ve topluma en düşük maliyette almalarını gerektiren kurallar bütünüdür. Ancak bu tanımdan kesinlikle ucuz ilaç, ucuz tedavi anlaşılmamalıdır. Hastanın gereksinimlerine uygun tedavi için öncelikle doğru teşhis koyulmalı, sonrasında da ilacın gereken dozda, uygun yoldan ve yeterli süre kullanılması sağlanmalıdır. Bunlarla birlikte hastanın tedavi başarısını değerlendirmek, varsa kullandığı ilaca bağlı yan etkileri izlemek ve hastanın ilaca uyuncunu takip etmek, Akılcı İlaç Kullanımı demektir.

ASLINDA BİR TAKIM OYUNUDUR

- ‘Akılcı İlaç Kullanımı’nda en büyük rol kime düşer?
Akılcı İlaç Kullanımı aslında bir takım oyunudur. Yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı, tek başına hekimin, tek başına eczacının ya da tek başına hemşirenin işi değildir. Dolayısıyla bunu geliştirmek ve yaygınlaştırmak için başta hekimler ve eczacılar olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının eğitimi şarttır. Ayrıca hizmeti alan kişilerin yani hastaların da bu konuda eğitilmesi gerekmektedir.

- Peki ‘Akılcı İlaç Kullanımı’ ilkeleri açısından eczacı kimdir ve hastanın ilaçtan ve tedaviden maksimum faydayı sağlayabilmesi için neler yapılmalıdır?

Hastanın tedavisini düzenleyen kişi doktor olmakla birlikte, tedaviye başlamadan önce hastanın son muhatap olduğu kişi genellikle eczacıdır. Eczacı, tedavi ile hasta arasındaki son basamağı oluşturur. Özellikle serbest eczacılar tüm dünyada sağlık sistemlerinin temel unsurlarından birisidir. Eczane çalışanları her çeşit sağlık problemi hakkında sıklıkla danışmanlık hizmeti verirler. Hekim tarafından yazılan ilaçlar ancak doğru kullanıldığında güvenilir ve etkindir. Aksi takdirde etkisiz ya da tehlikeli olabilir. Bu bakımdan eczacının ilacı sunumu ve hastaya yaklaşımı, Akılcı İlaç Kullanımı’nın yaygınlaştırılması ve buna bağlı olarak hastanın tedaviye uyuncunun artırılması bakımından büyük önem taşımaktadır. Yetersiz bilgilendirme ya da yanlış ilaç temini ilacın getireceği yararı ortadan kaldırabilir hatta ölümcül sonuçlara yol açabilir. Eczacı eczanesine gelen hastasına hastalık, ilaç, kullanım talimatları, ilacın yan tesirleri, ilaç etkişimleri ve kullanmaması gereken durumlar hakkında bilgi aktarımı yapmalı aynı zamanda hastasının da bunları doğru anlayıp anlamadığını doğrulatmalıdır. İşte tüm bunlar yapılırsa, yani hastaya zaman ayırıp ona tedavi ve ilaçları hakkında bilgi aktarılırsa, ilaçtan ve tedaviden maksimum fayda sağlanmış olur.

- Sonuç olarak, hastanın doğru tedavi edilmesi ve bu tedaviden yarar görebilmesi için neler gerekir?
Hastanın doğru tedavisi için; doğru hastaya, doğru ilaç, doğru talimatlarla, etkin dozda ve yeterli süre kullanımı sağlanarak verilmeli, uygun ambalaj ve saklama koşullarıyla sağlanması gerekir. Hastanın tedaviden yarar görmesi için ise, doğru teşhis ve doğru tedavi ile uyunç ilkelerine uyulması gerekir. Bu aşamalardan herhangi birinde olan aksama ilacın getireceği faydayı değiştirir. İlaç sağlama ve akılcı kullanılmasının sağlanması işinin aslında bu işin eğitimini almış sağlık personeli yani eczacı tarafından yapılması gerekir.

EKONOMİYE BÜYÜK ZARAR VERİYOR

- Gelelim yanlış ilaç kullanımına.. Nedir yanlış ilaç kullanımının sonuçları?
Yanlış ilaç kullanımının hem hastanın sağlığına, hem de ülkenin sağlık ekonomisine büyük zararlar verdiği bilimsel çalışmalar ile ortaya konulmuştur. Yurt dışında yapılan çalışmalarda ilacın kullanımına bağlı istenmeyen etkilerden dolayı oluşan hastane maliyetlerinin yaklaşık 80 milyar USD olduğu bildirilmektedir. Yine hastanın verilen tedaviye uyunç eksikliğinden dolayı sağlık ekonomisine direk ve indirek maliyetlerinin 100 milyar USD/yıllık olduğu düşünülmektedir. İlaçların sadece uygun olmayan tedavilerde kullanılmasına bağlı 7.2 milyar USD’lik sağlık ekonomisine bir yük olduğu bilimsel yayınlarda bildirilmiştir. Birde akılcı olmayan ilaç kullanımına bağlı morbidite (hastalanmış) ve mortalitenin (ölüm) maliyetinin 76.6 milyar USD olduğu tahmin edilmektedir. Bu çalışmalar bizlere akılcı olmayan ilaç kullanımın getirdiği sorunların sadece hastanın sağlığına yönelik olmadığını, aynı zamanda hastanın bulunduğu toplumun sağlık ekonomisine de büyük zararlar verdiğini göstermektedir.

- ‘Akılcı İlaç Kullanımı’ konusunda kimler sorumluluk sahibidir? Ülkemizde bu konu ile ilgili bir çalışma yapılıyor mu?
Ülkemiz, ‘Akılcı İlaç Kullanımı’ konusunda önemli bir farkındalık içerisindedir. Sağlık Bakanlığı İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunda Akılcı İlaç Kullanımı dairesi kurulmuştur. Tıp Fakültelerinde Akılcı İlaç Kullanımı konusunda hekim adayı öğrencilerine uygulamalı dersler verilmektedir. Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi olarak biz de 4. Sınıf öğrencilerimize uygulamalı AİK eğitimine bu sene başladık. Amacımız yeni mezun eczaclarımızı AİK konusunda donanımlı olarak mezun etmek ve hastalarına daha yararlı eczacılar olmalarını sağlamaktır. Mezun eczacılar içinde Meslek Birliğimiz Türk Eczacıları Birliği ile araştırmalar yapıyoruz, eğitimler planlıyoruz ve veriyoruz. Amacımız ülkemizin en ücra noktalarında hizmet veren eczacılarımızın hastalarına AİK konusunda bilgi aktarımını sağlamaktır. Bunu yapmaya mecburuz. Tabip Birliğimiz, Eczacı Birliğimiz, Sağlık Bakanlığımız, SGK, Üniversitelerimiz, İlaç Sanayiimize bu konuda önemli görevler düşmektedir. Herkes Akılcı İlaç Kullanımı konusunda bir şeyler yapma çabasındadır. Ancak bunları bir potada birleştirip tek ve güçlü bir ses çıkarmanın zamanı gelmiştir.

OKUYUCUDAN DOKTORA

- Türkiye’de ilaçlar genelde reçetesiz alınıyor. Sizce bu doğru mu ve yurt dışında nasıl, bilgi verir misiniz?
Derya K.
Ülkemizde 26.5.1928 tarihli 1262 İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu ile “reçetesiz ilaç satışı” yasaktır. Reçete ile verilmesi gereken ilaçların reçetesiz satılması, insan sağlığı açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır. Özellikle antibiyotikler, antidepresanlar, kalp damar sistemi ilaçları, diyabet ilaçları gibi ilaçların reçetesiz, komşu tavsiyesi ile alınması vatandaşlarımızın sağlığını tehlikeye atmaktadır. İlacın doktorun muayenesinden sonra koyacağı teşhis ile yazacağı reçete ile eczaneden eczacınızın kontrolünde alınıp ve yine eczacının kullanım talimatları ile kullanılması gereklidir.

- 42 yaşındayım ve işim gereği yoğun stres altında çalışıyorum. 4-5 senedir midem ağrıdıkça sürekli talcid alıyorum, rahatlıyorum. Bu tür mide ilaçlarının yan etkisi var mıdır?
Hüseyin P.
Her ilacın değişik ciddiyetlerde yan etkisi vardır. Bu ilaçların bilinçsiz şekilde uzun sureli kullanımına bağlı olarak yan etkilerin ciddiyetinin artması da olasıdır. Aynı zamanda özellikle bu şekilde doktor ve eczacı kontrolü dışında ilaç kullandığınız için sizde var olabilecek başka hastalıkların da teşhisinin gecikeceği öngörülebilir. Bundan dolayı sadece midem ağrıyor ve ben de bir ilaç alıyorum geçiyor yerine bir hekime başvurarak mide ağrısının nedenin ortaya konulmasını ve buna göre reçete edilen ilaçla tedavi olmanızı öneririm.

SİZ SORUN, UZMANLAR YANITLASIN

Önümüzdeki hafta konumuz “viral hepatit” yani “bulaşıcı sarılık...” Yaz aylarıyla salgın hale gelebilen sarılık, ışık mikroskopu ile görülemeyecek kadar küçük, virüs denen mikroorganizmaların oluşturduğu, karaciğerin yaygın iltihabi hastalığıdır. Bilindiği gibi A virüsü ile oluşan sarılık çok daha yaygın ve bulaşıcıdır fakat hafif atlatılır. Ancak B ve C virüsü ile oluşan sarılık kan ile bulaşır ve öldürücü olabilir. Bulaşıcı sarılık nedir, belirtileri nelerdir, yaygın bir hastalık mıdır, tehlikeli midir, tedavi edilebilir mi gibi merak edilen soruları Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Balık’a sordum. Siz de bu konu ile ilgili merak ettiklerinizi hafta boyunca jineklinik@senolkalyoncu.com adresinden bana ulaştırabilirsiniz.

KISACA BÜLENT GÜMÜŞEL

1967’de Ankara’da doğdu. 1984 yılında girdiği Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden 1988’de mezun oldu. Bir yıl sonra Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı’nda “Araştırma Görevlisi” olarak göreve başladı. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Farmakoloji Programı’ndan 1992 yılında “Bilim Uzmanlığı” ünvanını, 1997 yılında “Farmakoloji Doktoru” ünvanını aldı. 1997 yılında Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde Yrd. Doç. Dr. olarak “Öğretim Üyeliği”ne atandı. 2000 yılında Farmakoloji Doçenti unvanını aldı. 2007’de Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı’nda Profesör kadrosuna atandı. 5 Ocak 2013 tarihinden itibaren Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekan V. görevini sürdürmektedir. İlgi alanı akılcı ilaç kullanımı, ilaç ruhsatlandırma ve geri ödeme politikalarıdır.

X