"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Çok acele devrimci ilahiyatçı aranıyor

YAŞAR Nuri Öztürk olmadı, olamadı.<br><br>Tamam... Sarsıcı şeyler söyledi.

Geleneğin köhnemiş yapısını darmadağın edecek çıkışlar yaptı.

Tamam... Yeteneğiyle, hitabet gücüyle, muhteşem bilgi birikimiyle İslam’ı çağın ruhuna uyarlayacak bir kapasitesi vardı.

Belki de "beklenen adam" oydu...

Ama olmadı, olamadı.

Çünkü Yaşar Nuri, muazzam zekásını kontrol altına alamadı.

Büyük planlamaya heves etmek yerine gitti, bin bir hesap kitapla "kişisel kariyer planlaması"na vurdu kendini...

Mesela "içeride" kalarak etki gücünü artırabilecekken o "dışarıda" kalarak içeriyi bombalamayı tercih etti.

Tuttu, dini yanlış yaşadıklarına inandığı geniş halk yığınlarıyla kavga etti.

Buna karşılık dini hiç yaşamayan gruplara karşı inanılmaz bir hoşgörü sergiledi...

Böylece ilk Protestan lider adayımızı kaybettik...

O şimdi dini alanda gördüğü ilgiyi neden siyasi alanda göremediğinin şaşkınlığını yaşıyor ve bu durum onda öfke patlamalarına neden oluyor.

Ancak...

Zekasını hálá kontrol altında tutamadığı için "Neden böyle oldu?" sorusunun yanıtını bir türlü bulamıyor.

***

Zekeriya Beyaz’ı geçiyorum...

O zaten olamazdı.

Çünkü karikatürize bir üslupla bırakın dini alanı, hiçbir alanda devrim filan yapılamaz.

Bu nedenle Beyaz’ı ancak bir "eğlenceli figür" olarak hayatımıza sokabiliriz.

Daha fazlasına yapısal olarak imkán yoktur.

Ama Hayrettin Karaman başka...

Karaman
’dan yüksek beklentimiz vardı.

Ancak o da Yaşar Nuri’nin kurbanı oldu.

Yaşar Nuri’ye duyduğu öfke nedeniyle onun tam tersi olmaya çalıştı.

70’li yılların büyük devrimcisi Karaman Hoca, Yaşar Nuri örneğinden ne kadar uzak olduğunu kanıtlamak için gittikçe tutuculaştı, muhafazakárlaştı.

Yani o da bir hayal kırıklığı yarattı.

Bu arada...

Diyanet İşleri Başkanlığı görevini yürüten Ali Bardakoğlu, bütün iyi niyetine ve düzgün duruşuna karşın eninde sonunda bir bürokrattır ve unutmayalım ki bürokrasiden "esaslı devrimci" çıkmaz.

Kendisine meftun olduğumuz Mehmet Aydın Hocamız ise "Bakan" olduğu günden beri "tipik siyasetçi" imajı veriyor.

Yani onun için de "geçmiş olsun" diyebiliriz.

***

Ama işte bütün bu "olmadı/olamadı/olamazdı" saptamalarının tam ortasında devasa bir beklentiyle dopdoluyuz.

Yani memleketimizin "devrimci ilahiyatçı" ihtiyacı, inanılmaz boyutlara ulaşmıştır.

Düşünün:

"Din böyle der" diye kestirip atmayan...

"1400 yıllık geleneğimiz bu" diyerek işin içinden sıyrılmayan...

Bugünün insanının dilini konuşan...

Üslubuyla, duruşuyla, tavrıyla, edasıyla hepimiz üzerinde derin bir saygı uyandıran...

Hem Doğu’yu, hem Batı’yı bilen...

Roman da okuyan, sinemaya da giden...

Şöyle dört başı mamur bir "devrimci ilahiyatçımız" olsaydı...

İstanbul’da küçük bir camide üç beş kadın başı açık olarak erkeklerin arasında namaz kıldı diye infiale kapılır mıydık?

Devrimci ilahiyatçımız çıkardı ve "kadını gelenek karşısında ezdirmeyen" bir tutumla meseleyi izah ederdi.

Asırlardır erkek egemen anlayışın oluşturduğu geleneğe teslim olmazdı.

İslam’ı bir "erkek dini" haline getiren anlayışla mücadele ederdi.

Ama bütün bunları yaparken inananları ikna etmek gibi bir sorumluluğu olduğunu da asla görmezden gelmezdi.

Evet... İhtiyaç büyüktür ve çok acele devrimci ilahiyatçılar aranmaktadır.
X