"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Çok a-acayip bir ünlü karşılaşması

Bazen olur. İnsan karşısındakinin adını unutur, çünkü bir kez tanışmıştır, sonra hiç konuşmamıştır, hani bana sıkça olur.

Ya da birine benzetir. Hem de o kadar benzetir ki, emindir gördüğü kişinin “arkadaşı bilmemkim ya da ünlü oyuncu X olduğuna.”
Oysa karşındaki zannedilen kişi değildir çoğu zaman.
Utanırsın, “pardon” der ve güler geçersin.
Bu “insani” girizgahı niye yaptım şimdi?
Herkesin diline düşen bir olaydan dolayı.
Efendim, efendiler (sırtınızı yaslayın arkaya yavrucuklar) olaya bizzat şahit olan arkadaşımın arkadaşının anlattığına göre karşılaşma şöyle gerçekleşiyor:
Sertab Erener, G-Mall MAC’te spor yapmaktadır. Bir süre sonra yanına Hatice Aslan gelir neşe içinde, “Zeyneppp?” der.
Sertab Erener, başını kaldırıp Hatice Aslan’a bakar ve şaşkın bir şekilde “Hayır?” der. Ama Hatice Aslan ısrarlıdır. “Ama Zeynep’e çok benziyorsunuz! Daha önce ona çok benzediğinizi söyleyen oldu mu?”
Sertab Erener bir kez daha “Hayırrr!” der. Bunun üzerine Hatice Aslan gider.
Anladınız sevgili hin okur, burada “zannedilen kişi” Zeynep Casalini’dir.
Ama Hatice Aslan’ın bir türlü “zannetmediği kişi” de ısrarla Sertab Erener’dir!
Yani karşısındakinin Sertab olduğunu da anlamaz Aslan. Açıkçası Sertab’ın “hayır”larındaki o tonu şu an benliğimde duyabiliyor ve hani hak da veriyorum kendisine. Hatice’ninki ise pek şahane bir “hatlar fena karıştı” durumu olmuş, ki gayet eğlenceli...

Eurovision sayıklamaları

ASLINDA İYİ OLDU!.. Eurovision yarışmasında finalde yer alamamak aslında iyi oldu! Çünkü Sertab Erener’le birlikte alışmıştık bu yarışmada illa ki ikinci, beşinci filan olmaya.
Şimdi tekrar o eski, boynu bükük ama tadı da başka “yenilgi” günlerine döndük.
Sıfır puanlı “Opera”yı anımsadık mesela, sonra “Şarkım Sevgi Üstüne”yi... Diğer “sondan ikincilikleri” filan...

YÜKSEK SADAKAT... Bir süre toparlanmaları güç olacak herhalde. Hatta, “Live It Up”’ı duymak dahi istemeyecekler. Çünkü uzun süre bu elenmeyle hatırlanacaklar. Bir de tabii fena halde “olmamış” yeşil-siyah kostümleri, kafes içinden çıkan akrobatik özgürlük kuşu dansçılarıyla...

YUNANİSTAN VE İRLANDA... Şöyle bir diğer yarışan ülkelere baktım. En dikkatimi çeken şarkı Yunanistan’ınki oldu. Kendi melodileri var çünkü işin içinde... İrlanda’nın sarışın ikilisi de tuhaf şovları ve kötü şarkılarıyla en eğlenceli yanıymış bu yılki Eurovision geyiğinin.

Şehir Atlası

ENKAZ PARK OTEL’DE HAREKETLENME... İki yaka arasını vapurla geçerken Gümüşsuyu’nun tepesine konuşlanmış betondan enkazı görmemeniz imkansızdır.
O kadar çirkindir ki bu beton enkaz, yıllardır (ama gerçekten yıllardır) aynı grilikte yerini ısrarla korur.
Bu enkazın adı, bir dönem büyük tartışmalara yol açmış olan Park Otel’dir.
Ruhsatı Bedrettin Dalan zamanında alınan Park Otel, 23 katlı bir otel olarak inşa edilmeye başlanmıştı ki, Nurettin Sözen’in başkanlığı döneminde inşası durduruldu ve 10 katı yıktırılıp yanı başındaki Alman Konsolosluğu hizasına getirildi.
Ve o şekilde de yıllardır duruyordu Park Otel. Otopark olarak işletiliyordu. Bir türlü “geri kalanı” yıkılamıyordu.
Ancak geçtiğimiz haftadan beri enkazda bir hareketlilik söz konusu. İnşaat yeniden başladı.
Sil baştan otel/residence yapılacağı söyleniyor.
2005’te böyle bir girişim olmuş, yeniden dava açılıp durdurulmuştu. Bakalım şimdi ne olacak?
Park Otel kabusu geri döndü yani...
X