"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Çoğulcu medya her zaman lazım

İÇİŞLERİ Bakanı Beşir Atalay’a olabilecek en açık ve net ifadeyle cevap veriyorum:<br><br>"Biz bu sürece her türlü katkıyı yapmaya hazırız."

"Biz" dediğiniz kim?

Bazı aydınların yıllardır "Devlet gazetesi" dediği bu gazete.

Biz o laftan hiç gocunmadık.

Evet, dün de devletimizin yanındaydık, bugün de öyleyiz.

O nedenle, devletin "Kürt sorununu" çözme yolundaki samimi açılımlarına elimizden gelen desteği vermeye hazırız.

Eminim, bu soruya ana muhalefet partisi de, MHP de, öteki gazeteler de aynı cevabı verecektir.

* * *

Dün en merakla beklediğim konu, İçişleri Bakanı Atalay’ın "Kürt açılımı" konusundaki basın toplantısıydı.

Toplantının başında önce büyük bir düş kırıklığına uğradım.

Çünkü, Bakan, bu açılımın ayrıntılarını Başbakan’ın açıklayacağını söyledi.

O an kendi kendime şunu da sormadım değil.

"Acaba Bakan açıklayacaktı da, son dakikada bir şey mi oldu?"

Ancak konuşmasının devamını okuyunca, şunu anladım.

Yaptığı çok önemli bir konuşmaydı.

Bir;

İçişleri Bakanı, bu sorunun "milletçe çözümü" konusunda çok, ama çok önemli bir şey söylüyor.

O da şu: "Bu hepimizin sorunudur ve hepimiz elbirliği ile çözmeliyiz."

Bu gerçeğin tespiti ve çözüm şerefinin baştan bütün millete, milletin ve devletin kurumlarına mal edilmesi çok önemli.

İki;

Bakan, şu günlerde terör sorununun sonlandırılmasına ve bu konuda toplumsal mutabakat sürecinin başlatılmasına yönelik "çok olumlu" bir havanın oluştuğunu söylüyor.

Daha önemlisi, bu havanın oluşmasına katkısı bulunanları sayıyor.

Kim bunlar?

Başta, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.

Sonra;

Siyasi parti liderleri, sivil toplum kuruluşları, medya, akademisyenler, yazarlar ve vatandaşlar.

Bu da, adil bir tespit.

Yani olumlu ortamın oluşmasına toplumun bütün kesimleri destek veriyor.

Üç;

Şu cümle çok önemli:

"Birlikte yaşadığımız acı tecrübeler göstermiştir ki geçmişe saplanıp kaldığımızda geleceği kaybederiz."

Devlet tarafı sorunun çözümüne bu zihniyetle başlıyorsa, olayın psikolojik boyutunu aşma şansımız büyük demektir.

Ben de bir önceki yazımda ne demiştim:

"Hatırlayalım, ama unutmayı da bilelim."

* * *

Bakanın konuşmasında özellikle değinmek istediğim bir bölüm var.

Aynen aktarıyorum:

"Şu günlerde basında bu konudaki güzel değerlendirmelere, çalışmalara bakarken katkı veren olumlu atmosfere bakarak şunu da söylüyorum, ülkemizde zengin, çoğulcu bir basın yapısı var. Büyük bir entelektüel birikimimiz var. Üretken, zengin basınımız ve entelektüel birikimimiz var. Biz bu birikimi bunun için de değerlendirmeye çalışıyoruz. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Yazılan ve söylenen her şeye ilgi gösteriyoruz. Bu süreçte medyamızın her türlü yapıcı desteğini bekliyoruz."

Ben bu cümleden şu anlamı çıkarıyorum:

Demek ki "çoğulcu basın yapısının" Kürt meselesi gibi, tarihin bile çözemediği sorunların çözümünde çok büyük önemi varmış.

Eğer hepimiz buna inanıyorsak, o çoğulcu yapının korunmasına da aynı ihtimamı göstermeliyiz.

Evet, Türkiye’nin zengin bir basın çoğulculuğu var.

Ama bilelim ki, bu çeşitlilik ve çoğulculuk bugün ciddi bir tehdit altındadır.

Eğer Kürt sorunu için yapılacak tarihi açılım, bu gerçeği de hepimize kabul ettirecekse, bir taşla iki kuş vuracağız demektir.

Şunuda hiç unutmayalım. Çoğulcu medya sadece işimize gelen konularda değil demokrasinin her alanında önemlidir.
X