Gündem Haberleri

    ÇOCUKLAR(Şeker yoksa patates kızartın,'acılı adana'nın âlemi yok!) Çocuk istemeyen birisine, "al bu senin çocuğun" diyerek onu ömür boyu sürecek vicdani

    Hürriyet Haber
    31.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    ÇOCUKLAR(Şeker yoksa patates kızartın,'acılı adana'nın âlemi yok!) Çocuk istemeyen birisine, "al bu senin çocuğun" diyerek onu ömür boyu sürecek vicdani bir sorumlulukla baş başa bırakmak ya da onu bir çocuğun babası olmak gibi hiç vazgeçemeyeceği bir durumla yüz yüze bırakmak ne kadar doğru?..Belki bazı insanlar ya da daha doğrusu kadınlar buna tepki gösterecek ama şarkıcı Emrah olayından yola çıkıp ne kadar doğru ve kabul edilebilir bir durum olduğu kafamı çok meşgul ediyor...Bir erkek kendi rızası olmadan "baba" olmak gibi bir durumla karşı karşıya geliyor. Bir de tersini düşünelim. Eğer erkekler doğurabiliyor olsaydı ve bir kadını böyle bir dayatma ile karşı karşıya bıraksaydı kadın durumu kabullenebilir miydi? Ben de bir kadınım, düşünmeden edemiyorum. Bu durumda tabi ki kadın ya da erkekten çok, çocuğun durumu ve yaşadıkları beni ilgilendiriyor."Bu benim çocuğum ve onu kendim için doğuruyorum" diyerek hayata meydan okuyan, babalara hiçbir dayatma yaşatmadan her türlü sorumluluğu alarak çocuklarını büyüten cesur "bekar anneler" var. Ama bir grup kadın var ki çocuğu bir silah olarak kullanıp "Nasıl olsa çocuğunu gördüğünde dayanamaz ve nüfus kağıdının baba hanesine ismini yazdırır" diyerek sinsi hesaplara girişiyor. Bu durumda çocuk, kadınların ilişkiyi yürütme beklentisi durumuna geliyor.Son günlerde bu konuyla ilgili filmlere yer vermeye başladı kimi TV kanalları. Filmlerin sonunda babalar çocuklarıyla ilişkiye geçtikten sonra onlardan kopamıyor ve velayetlerini üzerlerine alıyorlardı. TRT 1'de gece yarısı yayınlanan filmde 17-18 yaşlarında kız bir gecelik bir ilişki sonucunda aynı yaşlarda bir genç çocuktan hamile kalıyordu. Genç baba çocuğunu kabul etmemesine karşın kız çocuğu doğurdu ve ona bakamayınca oldukça varlıklı olan genç babanın kapısına bırakıp çekip gitti. Küçücük bir çocukla ortada kalan ve onu evlatlık verme girişimleri başarısız kalan genç baba, zengin babasının da çocuğu istememesi üzerine evi ve okulunu terk ederek çocuğa bakmasını öğrendi. Giderek çocuğa bağlanan sorumsuz baba, bir süre sonra çocuğunu almaya gelen anneye bebeğini vermek istemedi... Nüfusunda babasız yazan haneye kendi adını yazdırmak için uğraş verdi. Yine bir başka kanalda ünlü bir basketbolcudan bir gecelik ilişki sonucunda hamile kalan genç kız, adamın "önlemini aldın mı?" sorusuna olumlu yanıt verip sonra da çocuk doğuruyordu. Filmdeki basketbolcu mahkemelerde çocuğu istemediğini yineledi. Ancak bir süre sonra tıpkı diğer filmdeki baba gibi o da çocuğun velayetini üstlendi.Son günlerde magazin basınını en çok meşgul eden konulardan birisi şarkıcı Emrah'ın babalık davası. Emrah neredeyse hemen hemen her televizyon kanalına çıkıp 'fırsattan istifade' hem yeni kasetinin tanıtımını, hem de 'babalık davası' konusunda uzun uzun açıklamalarla kamuoyunu aydınlatıyor! Her defasında "Artık beni vicdanımla baş başa bırakın" diyen Emrah zaten şu anda kamuoyu ve yargının kararıyla küçük Tayfun Çolak'ın babası. DNA testi sonuçları yüzde 99.99 Tayfun'un babası olduğunu kanıtlıyor.Ancak Emrah kendisini Tayfun'un babası olarak görmüyor. Tayfun 'istenmeyen bir çocuk' ve babası için herhangi bir çocuktan da farklı bir anlam taşımıyor. Bunu her fırsatta tekrarlıyor Emrah. Küçük Tayfun'un annesi Ebru Çolak, 1991 yılından beri oğlunun nüfus kağıdının baba hanesine Emrah yazdırmak için uğraşıyor. Çocuğunun babası ünlü bir şarkıcı olmasaydı onu doğurmak için bunca çaba gösterir miydi? Ya da yıllarca mahkemelerde sürünür müydü? Bu da ayrı bir konu. Medya yıldızı Emrah ününü kullanarak, kadın da böyle bir üne kanarak ilişkiye giriyor. Kadının beklentisi elbette farklı. Kadın çocuk istemeyen birisine 'Bu senin çocuğun' diye dayatıyor. Ona ömür boyu vazgeçemeyeceği 'baba'lık durumunu zorla kabul ettiriyor.Ebru Çolak bu arada çocuğunu hiç düşünmüyor. Nüfusuna babasının adını yazdırmak için onu yıllardır mahkemelere taşıyor, basının önüne çıkartıyor ve TV kanallarında konuşturuyor. Küçük Tayfun, Reha Muhtar'ın programına telefonla bağlanıyor arkadan annesinin söylediği sözleri bir kez daha tekrarlıyor. "Ben babamı çok seviyorum. Nüfus kağıdı istiyorum. Nüfus kağıdını arkadaşlarıma göstereceğim" diyor. İnsan bunları izlerken hem hüzünleniyor, hem de çocuğun durumuna üzülüyor.Bu küçücük çocuğun ekranda işi ne? Bu çocuk zaten bu olay yüzünden ruh sağlığı bozuk büyüyor. İleride 'istenmeyen bir çocuk' olmanın izlerini zaten ömür boyu taşıyacak. Annesi ne yapıyor bu çocuğa? diye düşünmeden edemiyor bir çok insan. Annesi çocuğunu kullanarak kadınca bir intikam alıyor. 17'sinde bir kızken ünlü bir şarkıcıya ilgisiz kalamıyor doğal olarak. Hamile kalıyor. Çocuğunu dünyaya getirme yolunu seçiyor. Belli ki 'ünlü şarkıcı Emrah'ın onu kabul edeceğini umuyor. Ama genç yaşının hayalleri gibi gitmiyor hayat. Emrah çocuğu kabul etmiyor. Ebru Çolak, şimdi çocuğunu 'silah' gibi kullanıp Emrah'tan ve hayattan öcünü almaya çalışıyor. Bir başka taraftan bir çok ünlünün yıllarca sürmüş babalık davaları var. Birçoğu çocuklarını sonradan kabul etmiş. Oysa Ebru Çolak gibi ortalığa dökülmemiş yüzlerce bekar anne var. Onların çocukları da büyüyor. Ama o anneler her türlü sorumluluğu alarak bu işe kalkışıyorlar. Çocuklarının bu durumdan mümkün olduğunca az etkilenmesi için her türlü çabayı gösteriyorlar.Serpil GÜNDÜZ - 31 Mayıs 2000, Çarşamba
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı