Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Çocuklarını arayan annelere sıra dayağı

    Hürriyet Haber
    06 Şubat 2006 - 00:00Son Güncelleme : 06 Şubat 2006 - 12:38

    PKK’dan kaçarak Irak’a sığınan, örgüt içi cinayetlere tanık olan Dilaram (29) Türkiye’den Kandil Dağı’na gidip PKK’ya katılan çocuklarını arayan annelere sıra dayağı atıldığını söyledi. Kendisi gibi kadınların yaşadıklarını "Özgürlüğe Kaçış" isimli anı kitabında toplayan Dilaram, çocuğu PKK’ya katılan Türkiye’deki anne babaları cesur olmaya, PKK’dan hesap sormaya çağırdı.

    İşte Dilaram’ın anlattıkları:

    İnfazcısı Gulan’ı 2 kadın boğarak öldürmüş

    Tatvanlı Gulan, Murat Karayılan’a bağlı PKK Özel Kuvvetleri’nin komutanıydı. 1992’den beri tanışıyorduk. İki yıl önce Kandil’de öldürüldü ve faili meçhul süsü verildi. Cinayeti hálá sır. Kimin öldürdüğü, nedeni örtbas edildi. Nöbetçi görmüş, o gece iki kadının onu boğduğunu. Tecavüz süsü verilerek battaniye altında boğularak öldürüldü. Gulan örgütün tetikçisiydi. Üstten bazılarının adına kendi arkadaşlarını infaz ediyordu. Gulan’ın Erzurum Karayazılı gerçek adı Faruk Bozkurt olan Merkez Komitesi Üyesi Nasır’ın öldürülmesinde parmağı vardı. Nasır, 2003’te PKK Özel Kuvvetleri tarafından Kandil’de öldürüldü. Murat Karayılan’ın komuta ettiği kuvvetler, Nasır’ın çadırına bomba attılar. Çünkü o, Apo’nun yakalanmasından sonraki kongrede "Bu iş böyle yürümez. Sistemin değişmesi gerekiyor" diye bas bas bağırmıştı. İç hesaplaşma nedeniyle onun ölümünde rolü olan Gulan’ı da başka iki kadına öldürttüler.

    Anneler, neden susuyorsunuz sizde hiç mi yürek vicdan yok

    Bir hafta kadar önce Irak basını yazdı. On anne Türkiye’den gelip Kandil’e çıktı. "Çocuklarımızı görmek istiyoruz. Sağ mı ölü mü, bilmek istiyoruz. Çocuklarımızı almadan gitmeyeceğiz" dediler. PKK’lılar çocuklarını göstermemekle kalmadı, bir de dayak attılar annelere. Anneler, Zaho’da basın açıklaması yaptılar. Çocukları PKK’ya katılan Türkiye’deki anne babalar, neden cesur davranmıyor, neden sormuyor PKK’ya? Benim bir akrabam 1992’de infaz edildi. Babası biliyor durumu. Neden sorgulamıyor, neden çocuğuna sahip çıkmıyor? Yüzlerce örnek var. Hiç mi yürek, hiç mi cesaret, vicdan yok. Zavallı çocukların hiçbirinin mezarı bile yok. Öldürüp üzerine biraz toprak atıyorlar. Kurda kuşa yem oluyor.

    (NOT: Cihan Haber Ajansı Irak Temsilcisi Çetin Erçetin, PKK’ya katılan çocuklarının akibetini öğrenmek için ocak ayının ikinci haftasında Kandil’e giden bir grup annenin PKK’lılardan dayak yediğini doğruladı. Erçetin, annelerin Zaho’da basın toplantısı yapmalarına ise izin verilmediğini söyledi.)

    Hayatta kalmayı Türk komutana borçluyum

    1996 Temmuzu’nda Zagros Dağları’nın Irak tarafındaydık. 80 kişilik bir taburduk. Şemdin Sakık da oradaydı. O gece çatışmaya giderken gizli günlüğümü ve fotoğraf albümümü gömdüm. Gruplara ayrıldık. Bizim gruptaki tek kız bendim. Asker geleceğimizi biliyordu, tedbir almıştı. İlk atış onlardan geldi. Suriye Kubanlı komutanımız yaralandı. Onu almaya giderken baktım, bizimkiler kaçıyor. Gelin, yardım edin dedim, dönmediler. Tam o sırada bir ateş kümesi gözüme girdi, havaya uçtum. Yere düştüm. Sımsıcaktım. Acı duymuyordum. Kalkmayı denedim. Elim ve ayağım parçalanmış, altımda kalmış. Ellerim kırık kemiklerin arasına girdi. Kokladım, kan kokuyordu. Bağırıyordum, beni bırakmayın diye. Kimse gelmedi. İki gün iki gece kaldım yerde. Bir bakıyordum güneş, bir bakıyordum ay. Kurtlanmıştım. Yaralarıma girip çıkıyorlardı. İki gün daha geçmiş aradan. Rütbeli, bembeyaz saçlı bir Türk komutan geldi. Tertemiz tıraşlıydı. Leş gibi kokuyordum. Yüzünden tiksindiğini anladım. Çırılçıplaktım, her tarafım kan ve kurt içindeydi. Uzun uzun baktı. Öldürebilirdi ya da öleceğimi bilse bile götürmeleri için emir verebilirdi. Ama arkasını döndü, gitti. Hayatta kalmayı ona borçluyum.

    Selim ve Aysel Çürükkaya da tecavüzleri anlatmışlardı

    Aysel Çürükkaya, PKK’nın eski üst düzey yöneticilerinden. Doz Yayınları’dan 2004 Eylül’ünde çıkan ve 10 kadının anlattıklarına dayanan "PKK’da Kadın Olmak" isimli kitapta tanık olduğu bir tecavüzü de anlattı. PKK’nın "Ulusal Meclis" başkanı, Apo adına savcılık yapıp idamlara karar veren ve 1991’de öldürülmemek için kaçan eşi Selim Çürükkaya da "Apo’nun Ayetleri" isimli kitabında kendi tanıklığını anlatmıştı. O zaman hain olarak gördüğü eşinden iki yıl sonra örgütten kaçan Aysel Çürükkaya halen kendi başından geçenleri yazıyor. Karı koca Çürükkayalar, PKK’nın ölüm listesinde. Aysel Çürükkaya tanık olduğu Apo tecavüzünü şöyle anlatıyor (sayfa 134-135):

    "Bu adam bir diktatör, bir ırz düşmanı. Her şeyi kendi çıkarları için kullanıyor. Beni aldı, Şam’daki evine götürdü. Kaldığım birkaç günde daha değişik durumlarına tanık oldum. Orada tüm inancım kayboldu. Bir bayana tevavüze yeltendi. Aslen Bingöllü. Avusturya’dan kaçmış, 16-17 yaşlarında güzel bir bayandı. Bir ara başka bir odadan dehşet içinde bağırarak kaçtı. Benim arkama saklandı. ’Aman Allahım ben nereye gelmişim’ diyordu. Yanımda bulunan bayanlar ki çoğu şimdi buradadır (Almanya) onu ikna etmeye çalışıyor, başkanın kendisini çağırdığını söylüyorlardı. Tekrar götürdüler. Bu kez tekrar aynı tepkiyi gösterdi. Oraya buraya, tuvaletlere kaçıp bağırıyor, ağlıyordu. Arkama geçti. ’Beni kurtar bu canavarın elinden’ diye yalvarıyordu. Kurudum kaldım. Hiçbir reaksiyon gösteremiyordum. Aklımı yitirmiş gibiydim. Kız, yakamdan tuttu ve bana ’Sen hálá ne olduğunu anlamıyor musun’ dedi. O an, daha önce Bekaa’da tutuklanan kızların anlattıklarını, yapılan dedikoduları hatırladım ve bunların yalan olmadığını anladım. Bunları hep düşmanın psikolojik savaş propagandası olarak kabul etmiştim. Meğer doğruymuş. O gece o kız, gelip yanımda yattı. Sabaha kadar ikimiz de ağlamıştık. Bu adam (Apo), Kürdistan bağımsızlık savaşının önderi olarak bizim ırzımıza geçiyor!"
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı