Eğitim Haberleri

    Çocuklarımız için gerçekten ne istiyoruz?

    Selçuk PEHLİVANOĞLU - Türk Eğitim Derneği (TED) Genel Başkanı
    25.09.2017 - 09:12 | Son Güncelleme:

    Yeni eğitim öğretim yılına önemli kararların gölgesinde başladık. Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sınavının kaldırılacağının açıklanmasının hemen ardından üniversiteye girişte de değişikliklere gidileceği yönündeki haberler, uzun yıllardır eğitimde bir türlü sonlandıramadığımız sistem tartışmalarını yine alevlendirdi. Fakat bu sefer yeni sistemin ne olduğunu bilmiyoruz. Bildiğimiz zaman da tartışmaya devam edeceğimiz şüphe götürmez bir gerçek maalesef.

    Geldiğimiz noktada ülke olarak problem çözme ve sorunlara yaklaşma biçimimizi etkileyen alışkanlıklar ve tarzımızın gözden geçirilmesi asıl öncelikli sorunumuzmuş gibi görünüyor. Sorun tespiti konusunda çok başarılı olduğumuz bir gerçek, ancak bu sorunları biliyor olmak problemlerin niteliğini, esas nedenlerini bilmemize ve üstesinden gelmemize yardımcı olmuyor. 

    Verimli ve nitelikli bir eğitim sisteminin kurgulanmasından önce nasıl bir nesil yetiştirmek istediğimizi bilmeliyiz. Gelişmiş dünya ülkeleriyle rekabet edebilecek bir ülkenin neslinden bahsediyoruz. 21’inci yüzyıl becerileriyle donanmış, yaratıcı, sorgulayan, araştıran, keşfeden, üreten, en önemlisi mutlu bir nesil, ancak kendisinin “özne” olduğu bir eğitim sisteminde yetişebilir. Sınavları, testleri, açık uçlu soruları, sıralamayı, yerleştirmeyi konuştuğumuz bir ortamda “öğrenci yararından” bahsetmediğimizin farkındasınız değil mi? Çocuklarımızın hangi becerileri kazanması gerektiğini ve hangi becerileri ne ölçüde kazandıklarını konuşmuyoruz. Onları nasıl sıralayacağımızı konuşuyoruz. 

    OKULLAR ARASI BAŞARI FARKI KALDIRILMALI
    Böylesine hızlı bir dönüşümün yaşandığı çağımızın bir gerekliliği olarak “Eğitimde feda edilecek tek bir fert yoktur” gerçeğinden hareketle, öznesi öğrencilerimizin olduğu sağlıklı kararlara her zamankinden çok ihtiyaç duyuyoruz. Ülke olarak bir taraftan eğitim sistemimizdeki temel sorunları çözmeye çalışırken, diğer taraftan da önemli dönüşüm süreçlerine gençlerimizi nasıl hazırlamamız gerektiğini düşünmeliyiz. Bu noktada atılacak tüm adımların önceliği okullar arası başarı farklılıklarını en aza indirmek ve tüm okullarımızı nitelikli bir eğitim için gerekli asgari standartlara kavuşturmak olmalı. 

    Kademeler arası geçiş sistemlerine ilişkin tartışmaları sürdürürken göz ardı etmememiz gereken en önemli faktör, okullar arasındaki başarı farklılıklarıdır. Estonya, Danimarka, İsveç, Norveç ve Finlandiya gibi ülkelerde aileler, çocuklarını hangi okula gönderirlerse göndersinler benzer başarı sonuçlarıyla karşılaşacaklarından emindirler. Ancak Türkiye’de tam tersi bir durum söz konusu ne yazık ki. Ülkemizde öğrenci başarısını okuldan bağımsız değerlendiremiyoruz. Aslında bugün konuştuğumuz pek çok sorunun kaynağı bu durum ile ilişkili. Çocuklarımızı hangi okula gönderirsek gönderelim onların faydasının ön planda olacağından, kapasitelerinin el verdiği başarı düzeyine erişeceklerinden emin olabilseydik gündemimiz böylesine seçme ve sıralama odaklı sınavlarla ve bunun getirdiği problemler yumağıyla meşgul olmazdı. 

    SINAVLARIN AMACINI DÖNÜŞTÜRMELİYİZ
    Bir ülke gerçekliği olan sınavları değil, sınavların amacını dönüştürmeyi öncelikli hale getirmeliyiz. Sınavlarla ilişkimiz, eleme ve seçme amacının uzağında, mevcut durumla ilgili geri bildirim alıp eğitim sistemimizin izlenmesi ve değerlendirilmesini hedefleyen bir zemin üzerinde yeniden kurgulanmalı. Okullarda öğretim programlarının uygulanması ve eğitimin niteliğinin geliştirilmesine yönelik karar ve politikaların etkili bir biçimde oluşturulmasını destekleyecek bir izleme ve değerlendirme sistemi oluşturulmalıdır. Böylece öğrenci, öğretmen, okul ve her kademedeki yöneticilerin desteğe ihtiyaç duyduğu alanlar ve müdahale alanları belirlenip etkili destek ve hesap verebilirlik mekanizmaları geliştirilebilir.

    İşte bu noktada; gerçek bir reform ihtiyacını konuşmamız gerekiyor artık. Sınavı gerekli kılan koşullar ve yapılar ortadan kalktığında, başarılı eğitim sistemlerinde olduğu gibi tüm çocuklarımızın daha nitelikli bir eğitime kavuşmaları garanti altına alınabilecek. Eğitim süresi boyunca test çözme konusunda uzmanlaşmış bireyler yerine, ömür boyu küresel yetkinliklere sahip bireyler yetiştirmeyi hedef alan bir dönüşüm sürecini zaman kaybetmeden başlatmalıyız. Bunu yapabilecek bilgi birikimi, deneyim ve kapasitenin tek ihtiyaç duyduğu unsur; kararlılık ve devamlılıktır.

    Geleneksel eğitim sistemleri ile modern yaşamın ve yeni işgücü piyasalarının talepleri arasında durmaksızın büyüyen uçurumu görmezden gelme şansımız yok. Bu uçurumu kapatmanın zorunluluğunu kavrayan ülkeler attıkları kararlı adımlarla büyük mesafeler kat ettiler. Henüz başında sayılan Dördüncü Sanayi Devrimi treninin çıkacağı olağanüstü değişim ve dönüşüm yolculuğuna çocuklarımızı dahil edebilmemiz için bizler de bir an önce kararlı adımlar atmalıyız. Aksi halde sistem tartışmalarından yorulmuş bir ülkede geleceğe güvenle bakamayan heba edilmiş nesillerin vebali hepimizindir. 

    Etiketler: Sınav , TEOG
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı