Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

‘‘Çocuklara kıymayın efendiler’’

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Yavuz GÖKMEN

Maçın kaçıncı dakikasıydı hatırlamıyorum; maçın skoru o anda neydi hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey, bir an gözlerime inanamadığımdı.

Sahada geleceğin en büyük futbolcusu olacağını artık dosta düşmana ilan eden bir genç fidan vardı. Adı Emre Belözoğlu'ydu ve Hagi'nin yokluğunda, hızlı bir Hagi gibi oynuyordu.

Canını dişine takmış, yüreğinin sıcaklığıyla karları ısıtmıştı. Bir futbol virtüozunun çıraklık dönemini atlatmış, kalfalık dönemiyle ustalık arasında gidip geliyordu.

Sahada biri daha vardı. Ünal Karaman. O da Türkiye'de yetişmiş en büyük futbol yıldızlarındandı ve artık olgunluk çağını bitiriyor, futboluna büyük ve unutulmaz bir nokta koymaya doğru gidiyordu.

Biri on yedi, diğeri otuzlu yaşlarındaki iki futbolcu, kapalı tribünün önlerinde karşı karşıya geldiler. Emre Belözoğlu yere düştü.

İşte gözlerime inanamadığım an, o andı.

Otuzlu yaşlarındaki büyük futbolcu, geleceğinin baldırına tabanıyla bastı. Tabanına bütün hırsını, nefretini koymuş gibiydi.

Kıskanıyor gibiydi ve inşallah ‘‘gibi’’ydi.

Bunun aksine inanmak istemiyorum.

Geçmiş, geleceği eziyor, ayakları altına alıyordu. Geçmiş, hırsını gelecekten alıyordu.

Oysa gelecek geçmiş olmadan yaratılamazdı ve geçmiş geleceğe saygı duymazsa kendi kendini bitirirdi.

Ve Emre Belözoğlu'nun ekmek parasını kazandığı bacağı ezildi. Kramponlar bu tazecik kas, sinir, damar blokunun üzerinde acımasızca bir despotluk gösterisi yaptılar.

Yüreğimde tarifsiz bir acı duydum.

Bir kaç yıl önce Okan Buruk'un acımasız bir tekmeyle bacağı kırıldığında da aynı acıyı duymuştum. Okan Buruk bu tekme yüzünden Avrupa yıldızlığını bir kaç yıl ertelemişti.

Ümit Davala'nın Gaziantep'te yediği korkunç tekme sonrası da aynı acıyı duymuştum. Davala şimdi geleceğini kazanmak için yad ellerde çırpınıp duruyor.

Ve bir gencecik fidan, kendi tabiriyle ‘‘Ünal Amca’’sının tabanının altında kalmış bacağının acısını dindirmeye çalışıyor. Peki ya biz, ya bizler ne yapıyoruz. Hiç...

Biz sadece maçı ve skoru yazdık. Bu olaydan tek satırla söz bile etmedik. Ben kendi adıma maç sonrası yazdığım yazıya bu olayı koymadığım için utandım.

Sadece kendi adıma utanma hakkım var.

Ama inanıyorum ki, bizim futbolumuzun en büyük derdi işte budur. Kültür noksanlığı, kitap, müzik, güzel sanatlar noksanlığı. Sevgi noksanlığı, barış ve kardeşlik noksanlığı..

Buna karşılık bol nefret, kin, hırs ve kavga..

Eğer başkasına vurduğunuz tekmeyi aslında kendinize attığınızı kavrayacak düzeye erişirseniz işte ancak o zaman futbolcu olmuşsunuz demektir. Sporcu olmuşsunuz demektir; insan olmuşsunuz demektir. Bu kadar.







Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler