Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çocuk yüzünden birbirinizi yemeyin

Evlerde çocuklar yüzünden hararetli tartışmalar yaşanıyor. Anne-babalar karşılaştıkları her sorunda çocukların gözü önünde birbirine giriyor, sonunda kazanan taraf çocuk oluyor!

Kadınların anlaşılmaz olduğunu iddia edenler, bir devlet adamının ‘Yıllarca devleti idare ettim ama bir kadını idare etmeyi beceremedim’ sözünün arkasına sığınır. Zorda kaldıkları anlarda bu görüşü hararetle savunanlar sanıyorum çocuk sahibi olmayanlar.

Çünkü bir çocuğu idare etmek bir kadını idare etmekten, hatta devleti idare etmekten daha zordur. Nerede duracağınızı, nerede yürüyeceğinizi iyi bilmezseniz, çocuğun kuklası haline gelirsiniz. Zaman zaman aynı tuzağa ben de düşüyorum.

40’lı yaşın altında anne babalık yapanların en büyük sorunu da işte bu; Nerede, ne yapacağını bilememek.

Eskiden ailelerde bir iyi polis bir de kötü polis olurdu. Genellikle iyi polis rolü anneye, kötü polis rolü babanın üzerine yapışırdı. Anne hep anlayışlı ve izin veren, çocuğunun iyiliğini isteyen bir pozisyonda iken babalar korkulan, mesafeli konumunu korurdu. Bu nedenle baba sevgisini yakından tanımadan büyüyenlerin sayısı, tanıyanlardan daha fazla olmuştur ya da şikayet edenlerin sesleri hep biraz daha fazla çıkmıştır.

Geçmişte kendi anne babalarının uyguladığı bu yöntemi kendi çocukları üzerinde denemeye kalkan yeni anne babalar bir noktada çuvallıyor. Çünkü uzmanlar iyi ve kötü polis olmak yerine anne ve babanın aynı düşünceyi paylaşması, zıt uçlarda yer almamaları gerektiğini söylüyor.

Geçenlerde yakın bir arkadaşım, kızı yüzünden eşiyle çok sık tartıştıklarını, neredeyse tüm kavgalarının çocuk yüzünden çıktığını anlattı. Kendisinin ‘hayır’ dediği bir konuda eşi ‘evet’ diye tavır koyunca çocuk doğal olarak babanın ‘evet’ini ciddiye alıp, annesini takmıyormuş. Böylece otorite gücü annenin elinden çıkmış oluyor. Çocuk anne ve babanın bu ikileminden kendi çıkarına uygun şeklini bulup yararlanıyor. Arkadaşım, hem kızının hem de eşinin gözünde aldığı pozisyondan memnuniyetsiz ve doğal olarak çözüm arıyor.

Çocuk idare etmek o kadar kolay olsaydı, evlerde çocuk krizi bu kadar sık yaşanmazdı. Ben kendi kızımın ne kadar şeytan olabileceğini az çok tahmin edebiliyorum. Sınırlarının nereye kadar uzanabileceğini tam olarak bilmesem de temkinli hareket yolunu seçtim. Anneannesi ve babası da bu konuda beni destekler bir tavır sergiliyorlar.

Çocukların borusu ötüyor

Evde tek otorite olması her zaman çift başlılıktan iyidir. Diğer aile fertlerinin aynı otoritenin yanında olması çocuğu da ikilemde bırakmıyor. Böylece ben canavar bir anne olarak Nehir’in karşısına dikildiğimde melül melül bakarak anneannesini ikna etmeye çalışmıyor. Anneannesinin ağzından girip burnundan çıksa bile benim kararımda en ufak bir oynama olmayacağını iyi biliyor. Ağlayarak ‘yalvarıyorum, lütfen’ sözlerini Nehir’den pek duymayız. Arada bir sızlandığında da ‘Nehir, göz yaşların benim fikrimi değiştirmeyecek. Sen ağladığınla ve gözlerinin kızarmasıyla kalacaksın’ derim. Birkaç dakika sonra ağlamasını keser.

Evlerde çocuk yüzünden çıkan tartışmaların nedenleri ceviz kabuğunu doldurmayacak kadar küçüktür; Çocuğun burnu akar, hafif öksürür anne ve baba birbirine girer. Anneye göre çocuk hemen doktora götürülmeli, babaya göre bir şeyi yoktur, o saatte doktora gitmenin ne gereği vardır. Çocuk alışveriş esnasında bir oyuncağa yapışır, anne ‘asla’ der, baba etrafa rezil olmamak adına ‘hadi bu seferlik alalım’ diye çocuğu susturma yolunu seçer.

En ateşli tartışmalar ise yemek masasında yaşanır. Çocuk yemek yemeyi reddettiğinde anne elinde tabak peşinde koşar, baba masada yalnız bırakıldığı için kızar. Geç saatlere bırakılan ev ödevleri yüzünden asıl maç çocukla ebeveyn arasında değil, anne ile baba arasında oynanır. Okul seçiminden arkadaşlara, yapılacak spor aktivitesinden alınacak oyuncağa, uyku saatinden kahvaltı tercihlerine kadar yaşamın her alanında eşler birbirlerine girecek bir durum mutlaka bulurlar.

Aslında hata biraz da bizde. Bir taraftan çocukla ilgili yüksek hedefler koyuyoruz, diğer taraftan beklentiler sırasında yaşanan arbededen şikeyet ediyoruz.

Anne babalar, güveni yerinde, dışa dönük, başarıya şartlanmış, egosu güçlü bir çocuk yetiştirmeye çalışırlarken dizginlerin çocuğun eline geçtiğini fark bile edemiyor. Artık, akşam pişirilecek yemekten, hafta sonu programına, televizyonda seyredilecek kanaldan, misafirliklere kadar artık her şey çocuğun isteğine göre ayarlanıyor. Evde alışılmışın aksine babanın değil çocukların borusu ötüyor. Çocuklar, kendi borularını öttürmek için onlarakarşı duyduğumuz sevgiden istifade ediyorlar.

Burada biraz stratejik davranmakta yarar var. Adı üstünde çocuk. Çocukların önünde, onun yüzünden tartışmak elinizdeki silahları gücünü azaltır. Siz birbirinizi kırarken, çocuk 10 dakika sonra ne yüzünden sizi tartıştırdığını unutmuş olur.

Çocuk büyütürken anne ve babanın ortak bir felsefesi olmalı. Çünkü iki farklı otorite çocuğu da şaşırtır. Felsefeciler, çocuk gelişim uzmanları, kişisel gelişim uzmanları, pedagolar son yıllarda bu konuya kafa yoruyor. Otorite ne kadar olmalı, nereye kadar olmalı, kim otorite olmalı sorularının yanıtını bulmaya çalışıyorlar. En önemli çıkan sonuç ise, çocuklara arkadaş olmak yerine anne baba olarak yaklaşmak.

Çocuk yüzünden haftanın üç gününü küs geçirenlere bir öneri; Evde iktidar ve muhalefet partileri gibi bir görüntü çizmeyin. En doğrusu, tek ve güçlü bir iktidar partisi gibi hareket etmek.

Bir anayasa hazırlayın

Sınır çizin. Çocuk neyi nereye kadar yapacağını, özgürlüğünün nereye kadar kullanabileceğini bilsin

Çocuğun kuralları öğrenmeye başladığı 3-6 yaş döneminde kuralları koyun

Gerekiyorsa anne-baba oturup bir anayasa hazırlayın

Anne ve babanın kuralları aynı olmalı, evden tek ses çıksın

Çocuğunuza arkadaş değil, anne-baba olun

Eşiniz ve çocuğunuzla iletişiminizde mizah duygunuzdan yararlanın

Karşı tarafa mesajınızı illa sert bir ifadeyle iletmeniz gerekmiyor. Esprili bir mesaj çok daha iyi anlaşılır

Tüm yönleriyle sezaryen

Optimist yayınlarından, ‘Sezaryen-Ne Zaman? Hangi Durumlarda?’ adlı bir kitap çıktı. Sezaryen ile doğumu her açıdan ele alan rehber kitabı 1987’den beri ebelik yapan Petra Büscher ile kadın sağlığı ve jinekoloji uzmanı Doç.Dr. Ulrich Büscher birlikte kaleme almış. ‘Nasıl doğursam?’ sorusunun yanıtını henüz bulamamış anne adayları bu kitapta sezaryenin bütün yönleriyle tanışma imkanı bulabilir.

UNUTMAYIN

Aramıza hoşgeldin!

Beyaz eşya üreticisi Electrolux, ebeveynler için bebek bakımında faydalı olabilecek öneriler ve bilgilerden oluşan bir kitapçık hazırlamış. ‘Aramıza hoş geldin’ adını taşıyan kitapçıkta, anne sütünün derin dondurucuda en iyi nasıl saklanacağından, bebek sütünü ve gıdasını ısıtmanın en uygun yollarına kadar birçok pratik bilgi ve öneri bulunuyor. Bu kitapçığa sahip olmak için Electrolux bayilerine uğramanız yeterli.
X