Gündem Haberleri

    Çocuk ya para kapısı ya da protesto aracı

    Hürriyet Haber
    01.09.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Babası, ikinci evinin taksidi için kız çocuğunu, lüks otellerin önünde çiçek satmaya zorluyor.

    Yasalar ugulanmıyor

    Çocuğun velayetini iyi kullanmayan ebeveynler için TCK'da öngörülen yasalar var. Ama, hem hukuk hızlı işlemiyor, hem de yargı bu konuda örnek ortaya çıkarmıyor. Bu durum, çocuğun bu tür ailelerin elinde para kapısı olarak kalmasına neden oluyor.

    TÜRKİYE'DE sokak çocuklarına yönelik tehlikelerden birini de bu çocukların metalaştırılması oluşturuyor. Türkiye, babasının ikinci evinin taksidini ödemek için sokakta çalışmaya zorlanan veya protesto amacıyla, babası tarafından, üzerine benzin dökülerek yakılmak istenen çocukları iyi tanıyor.

    Uzmanlar sokak çocuklarının sorununun sadece ekonomik temelli olarak ele alınamayacağı kanısında. Mc. Donald's örneği, çocuğun bir meta haline dönüşmesi gibi çok ağır bir gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi. Yani, çocuğunu, göreli ekonomik olanaklarına rağmen, okuldan koparıp sokakta çalıştırmaya zorlayan aileler gerçeği var. Bu noktada daha önce yaşanmış şu örneği de yargı başta olmak üzere, herkesin değerlendirmesine sunmak istedik:

    SHÇEK uzmanları, Beyoğlu'ndaki lüks otellerin önünde çiçek satan bir kız çocuğunu izlemeye aldılar. Küçük kızın, babasının aldığı ikinci evin taksidini ödemek amacıyla, gece geç saatlere kadar Beyoğlu çevresinde çalışmaya zorlandığını öğrendiklerinde şok geçirdiler.

    Binlerce böyle örneğin yanısıra, çocuk, protesto gösterilerinde de ebeveynler için meta olabiliyor. Çocuğunu, bacağından tutup çatıdan sarkıtan, üzerine benzin döküp yakmakla tehdit eden baba örneklerine de az rastlanmadı.

    CEZASI VAR AMA

    Bu ailelere karşı yasal yaptırım olanaklı. Türk Ceza Yasası'nın (TCK), 477 ve 478'inci maddeleri, ‘çocuğuna yönelik sorumluluklarını yerine getirmeyen’ aileler hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezasını öngörüyor. Bu maddeler nedeniyle, Ankara ve İstanbul'da, haklarında suç duyurusu yapılan aileler var. Ama, davaların çok büyük bölümü henüz sonuçlanmazken suç duyurularının önemli bölümünün de ‘velaletin kötüye kullanılması ile ilgili yeterli kanıt oluşmadığı’ gerekçesiyle reddedildiğini anımsatmak gerekiyor. Bilinen ender örnek ise, Ankaralı bir ailenin bazı çocuklarının velayetlerinin üzerinden alınması. Ama, ailenin diğer çocukları Tunalı Hilmi ve çevresinde hala çalıştırılıyor.

    Oysa, davaların kısa sürmesi ve sonuç vermesi, birbirileri ile ilişkili olan veya birbirlerini tanıyan bu aileler üzerinde etki yapacaktır. Yani örnek ve caydırıcı olacak. Bu nedenle hukuki yaptırımlara ve mevcut hukuksal çerçevenin etkin bir şekilde işletilmesine acil ihtiyaç duyuluyor.

    Burada atıfta bulunulan yasanın Cumhuriyet'in ilk yasalarından olduğu anımsandığında, bu yasaları işletmekte çok geç kalındığını, bir nevi görev ihmali yapıldığını veya bu hükümlerle ilgili toplumun aydınlatılmadığını düşünmek de gerekiyor.

    OLUMLU BİR NOKTA

    Bütün olumsuzluklara rağmen sokak çocukları konusunda Türkiye'de olumlu görülebilecek bir nokta, küçük yaşta evlendirilenler ve bu nedenle ‘Töre cinayeti’ne kurban giden kız çocukları hariç tutulduğunda, seks sektöründe çocukların kullanımı, hemen hemen, hiç sözkonusu değil. Ayrıca, sadece 1999 yılında çocuk hakları ile ilgili 4 büyük toplantıya Çankaya Köşkü'nün evsahipliği yaptığı anımsandığında, Türkiye Cumhuriyeti'nin çocuk haklarına ilişkin niyetinin pozitif olduğu anlaşılıyor.

    AİLE İÇİ ŞİDDETİ ORTADAN KALDIRMAK ŞART

    Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu eski Genel Müdürü Bülent İlik'in deneyimleri ışığında, Türkiye'nin sokak çocuklarıyla ilgili yapması gerekenler de şöyle sıralanabilir:

    Gerektiğinde çocuğu koruma altına almak, koruyucu aile yanına yerleştirebilmek; aileye yönelik etkin sosyal yardım programları hazırlamak; aileiçi sorunlarda, rehberlik edecek, yol gösterecek danışmanlık-destek birimlerini oluşturmak.

    Neredeyse toplumsal yaşamın her alanında, bir yaşam biçimi haline getirilen, şiddetin dışlanması şart. Kimse alınmasın, ancak çocuğun, okuldan aileye, kolluk güçlerinden işverene kadar sıralı bir şekilde şiddete maruz kaldığı açık.

    Kolluk güçleri arasında sokak çocuklarına yönelik, özel eğitimli uzmanları kapsayan birimler oluşturulmalı.

    Sivil toplum kuruluşlarında geniş duyarlılık ve samimi çaba var. Ancak, bu kuruluşların sayısı henüz yeterli değil. Londra'da, sadece sokakta yaşayanlar için bine yakın sivil toplum kuruluşu hizmet görüyor ve devlet bu kuruluşlara her yıl düzenli kaynak aktarıyor. Buna rağmen Londra'da evsizler sorunu çözümlenmiş değil. Bu örnek bu alandaki ihtiyacın büyüklüğünü gösteriyor.

    SORUN MEŞRULAŞTIRILIYOR

    Sınırlı örnekler dışında, uzun soluklu projeler yok. Yöneticiler, çoğu kez, medyaya mesaj olabilecek veya o günü rahatlatacak şeyleri söylemekle kendilerini sınırlı tutuyorlar, böylece görevlerini yaptıklarına inanıyorlar. Medyanın huzurunda sokak çocuklarını banyoya götürmek, saçlarını kestirip üstlerini giydirmek, sokak çocuklarına iftar vermek gibi etkinlikler sergileniyor. Bunlar kalıcılıktan ve çoğu kez ciddi olmaktan uzak, sorunu bir anlamda da meşrulaştırıp, kalıcılaştıran çaba ve yaklaşımlar olarak görülüyor.

    Bu nedenle kamuya ait hizmet birimlerinin çoğaltılması, sivil toplum kuruluşlarının özendirilmesi gerek. Türkiye'de önemli bir deneyim, ciddi bir birikim sağlanmış durumda. Bu çocuklar üzerlerine eğilindiğinde aile ve okul bağlantıları yeniden kurulabiliyor, daha kötüye gitmeleri engellenebiliyor.

    Sokak çocuklarında iki grup öne çıkıyor. Birinci grup, aile ve çevre bağı tümüyle kopmuş, çoğu uçucu madde bağımlısı çocuklar. İkinci grup, aileleri ile bağı süren sokakta çalışmaya zorlanan veya özendirilenler. Özellikel ikinci gruptaki çocuklar, aileye yönelik destek çalışmaları, sosyal yardım, psikolojik destek, aile üyelerinin iş ve meslek sahibi olmasını sağlamak, yasal yaptırımlar gibi tedbirler devreye sokularak yeniden okul bağlantılarına kavuşturulabilir. Bu çocukların okullarında başarılı olabildikleri de görüldü. Birinci gruptaki çocuklar için ise başta tıbbi tedavi desteği olmak üzere, ortam değişikliği, sosyal rehabilitasyon alanlarında hala büyük boşluklar var. Oysa, sayıları abartıldığı kadar çok olmadığı görülen bu çocukların sorunu kontrol edilebilir durumdadır.

    Sınırlı sayıdaki kurumların mevcut olanakları, görevlilerin çabaları ancak bir noktaya kadar yeterli. Oysa bu konuda ulusal bir politika oluşturulması zorunlu bulunuyor.

    8 yıllık temel eğitim sorunun çözümünde önemli etken olacak. Ama, İşsizlik ve gelir bölüşümündeki uca savrulma bu ölçülerde devam ettiği sürece çocuk konusunda daha ağır sorunlarla karşı karşıya gelinecektir.

    KONTROL EDİLEBİLİR NOKTADA

    Terörün birçok yönü ele alındı, ama özellikle şiddet ve acıyla ilgili yönleri ele alınmadı, bunun birebir ailelerin yaşantısı ve çocuk üzerindeki etkisi değerlendirilmedi.

    Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da, özellikle kadının statüsü ve çocukların durumunu düzeltmeye ilişkin toplum ve halk eğitim merkezleri geliştirilmek zorunda. Kadınları eğitmek, ekonomik olarak desteklemek, sağlık konusunda bilgilendirmek, okur yazar yapmak, aile içindeki statüsünü olumlu noktaya getirmek için çalışmak ve bu konularda özel kaynak yaratmak gerekir. Örneğin sayıları 50'yi geçemeyen Çok Amaçlı Toplum Merkezleri mahalle ölçeğinde yaygınlaştırılabilmeli.

    Sosyal hizmet uzmanı açığı acilen giderilmeli. Bu alandaki tasarruf, mevcutla idare etmek anlamına gelir. Şu anda valilikler de dahil, sokakta çocukla çalışan sosyal hizmet uzmanlarının sayısı 100-150'yi geçmiyor. Sorunun çözümündeki önemli bir güçlüğü gösteren bu sayı en az bin olmalı.

    Sayıları net olarak bilinmemekle birlikte, ‘tümüyle sokağa düşmüş çocuk’ sayısı kontrol edilebilir noktada. İstanbul'daki sayı yaklaşık 750 ve bunların önemli bölümünün ne yaptığı, nerede yaşadığı biliniyor.

    Türkiye, domuz bağını konuşurken, tablonun gerisindeki çocuklarına verdiği değeri ve buna ayırdığı ulusal kaynakları mutlaka artırmalı. ‘‘Önce ekonomiyi düzeltelim, bu işlere sonra daha çok kaynak aktarırız’’ anlayışı şiddetle reddedilmeli. Çünkü, madde bağımlısı bir çocuğun veya yetişkinin topluma geri kazandırılması hem çok pahalı ve uzun süreçleri gerektiriyor, hem de gelişmiş ülkelerde bile başarı şansı yüzde 30'larla sınırlı kalıyor. Yani, geçen her gün tehlike demek.

    Ev taksidi ödeyen çocuk

    Mc Donalds örneği, çocuğun meta haline dönüştürüldüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Ancak, bu ilk değildi. Uzmanlar, Beyoğlu'nda lüks otellerin önünde çiçek satan kız çocuğunun, babasının ikinci evinin taksidini ödemek için, gecenin geç saatlerine kadar ve zorla bu işi yaptığını ortaya çıkardıklarında da aynı gerçekle yüzyüze gelmişlerdi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı