"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Çocuk polisler işbaşında!

IĞDIR Valiliği, “Çocuk Polisi Okul Temsilcisi” belirlenmesi için Milli Eğitim Müdürlüğü’ne talimat vermiş. Buna göre okullarını temsil etmek üzere her okuldan ikişer öğrenci belirlenecek, kimlik bilgileri ve iki adet vesikalık fotoğraflarıyla Emniyet Çocuk Şubesi’ne bildirilecek.

Birgün Gazetesi’nden Ünal Özmen’in haberine göre bu çocuklar, okullarında polisi temsil edecekler. Özmen, “Çocuk polisi okul temsilcileri ileride askerlikten de muaf tutulacaklar mı” diye esprili bir soru da sormuş.
Ben de “çocuk polislerin” ne amaçla kullanılacağını merak ettim.
Okullarındaki “zararlı faaliyetleri” mi rapor edecekler? “3 B’den Ahmet, kitap okuyor”, “2 C’den Neslihan simit fiyatlarının yüksekliğinden yakındı”, “5 A’dan Murat’ın babası galiba solcu”, “6 F’den Ece sınıfta şarkı söyledi” gibi meseleleri küçük kâğıtlara yazıp Emniyet’e mi gönderecekler?
Yoksa bellerinde copla dolaşıp disiplin ve düzen mi tesis edecekler?
Sınıf arkadaşlarının bir tür “gizli servis” gibi ortalıkta dolaşması hem diğer çocukların hem de “çocuk ajanların” ruhsal gelişimini nasıl etkileyecek?
Eminim Milli Eğitim Bakanlığı da, İçişleri Bakanlığı da bütün bunları düşünmüş, yanıtlarını bulmuştur ve buna neden gerek görüldüğünü bizlerle paylaşacaktır.
Acaba bu sadece Iğdır ile ilgili bir “işgüzarlık” mı, yoksa şu anda bütün okullarda elleri coplarında küçük polisler mi dolaşıyor?
Çocukların birbirlerini “rejim adına” denetlemeleri, hatta gerekli gördüklerinde ana-babalarını bile ihbar etmeleri geçmişte kalmış otoriter rejimlerde söz konusuydu.
Acaba bu kez tarih tekerrür etmek için Türkiye’yi mi seçti?

‘İleri demokrasi’nin silahlı gücü

BAŞLARINDA İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürü de olan bir grup polis, Başbakan’a teşekkür ziyareti yaptı. Teşekkürün nedeni “askerlikten yırtmış olmaları”!
Emniyet Genel Müdürü’nün ağdalı teşekkür konuşmasını okumuş olmalısınız.
Kamu görevlilerinin Başbakan’a saygılı davranmaları ile “Başbakan’ın adamı gibi” davranmaları arasında önemli bir etik fark var. Bunun gözden kaçırıldığını düşündüm.
Sanıyorum polisin böyle bir siyasi gösteri için kullanılmasına ilk kez rastlıyoruz.
Başbakan törendeki konuşmasında “Emniyet ileri demokrasinin savunucusu” dedi.
Böylece “ileri demokrasi” kavramının da içi dolmuş oluyor: Polis tarafından korunan bir düzen! Aykırı ses çıkarırsan kafana cop iner, kendini “içerde” bulursun, aleyhinde “sehven” delil bile üretebilirler!
Benim bildiğim demokrasileri polis değil, “hukuk” düzeni korur ama “ileri demokraside” böyle olması normal tabii.
Dün Akşam’da Nihal Kemaloğlu, Türkiye’deki her 100 kamu görevlisinden 10’unun polis olduğunu, polisin bütçesinin bu yıl yüzde 23 artış ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yakaladığını yazıyordu.
Çok ilginç bir istatistik bu!
Bize Türkiye’nin etrafının düşmanlarla çevrili olduğunu söylerlerdi hep. Demek ki içerideki düşman sayısı da dışarıdakilerin toplamına yakınmış. Ordusuyla polisi aynı bütçeye sahip bir ülke için bu istatistiği başka türlü yorumlayamıyorum.
Ortadoğu’daki polis devletleri birer birer yıkılırken bir yenisinin filizlenmiş olması da bu coğrafyanın bize oynadığı bir oyun olsa gerek!

Bir bilmecem var sayın okuyucular!

ŞİMDİ size ABD gizli belgelerinde yer alan bir istihbarat notu ile ilgili bir bilmece soracağım.
Önce istihbarat notundaki bilgilere kulak verelim:
Bir ülke, topraklarında doğalgaz çıkan bir başka ülke ile bu gazı taşımak için bir boru hattı inşa etmek amacıyla bir şirket kurmak için anlaşmaya varmış.
Bunu gazetelerdeki haberlerden öğrenen ABD elçilik mensupları konuyla yakından ilgilenmişler. Mesele ne de olsa bir enerji nakil işi ve günümüz dünyasında bu iş stratejik önem taşıyabiliyor.
Bu işin aslını araştıran diplomatlar önce ülkedeki resmi boru nakil hattı işleticisi şirketin başı ile konuşmuşlar. Şirketin genel müdürü kendilerinin bu işin bir parçası olmadığını, bu işin bir özel şirket tarafından kotarılacağını söylemiş.
Diplomatların görüştüğü bir yetkili “daha açık davranmış” ve şirketin adını da vermiş. Söz konusu şirketin sahibi ülkenin üst yöneticilerinden birinin din adamı yetiştirmek için kurulan bir okuldan sınıf arkadaşıymış.
Liman inşaatları, akaryakıt taşıma işi gibi işler ile meşgul olan bu şirket daha önce petrol ve gaz geliştirme işinde hiç deneyimi olmayan bir kuruluş.
Aynı ülkedeki bir başka şirket de karşı devletin elektrik şirketi ile bir anlaşma imzalamış. Ama araya ülkenin üst yöneticisinin bir başka arkadaşının şirketi girmiş! Bu şirkete hemen kolaylıklar gösterilmiş ve devletin kurumları bu şirkete elektrik ithalatı için gerekli izni vermiş. Öteki şirket açıkta kalınca hakkını mahkemelerde arayarak başını belaya sokmak yerine bu işten tamamen vazgeçmeye karar vermiş.
Üst yöneticinin yakın arkadaşlarına ballı paralar kazanabilecekleri bu işlerdeki ülkelerden birisi İran. Bilin bakalım öteki ülke hangisi, üst yöneticinin adı ne?
Çok düşünmek yerine kopya çekerek bu sorunun yanıtını bulmak isteyenlere özel not: WikiLeaks sitesinde 27 Şubat 2009 tarihli ve 9 numaralı gizli belgeye bakabilirsiniz. İnternet bağlantınızın olduğunu varsayıyorum tabii, yoksa başka yerde bulamazsınız!

X