Çocuk Bayramı kutlu olsun

BUGÜN 23 Nisan. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun 86. yıldönümü. Geleceğin liderlerinin ve özgürlüklerin koruyucularının bugünkü çocuk ve gençlerden çıkacağı gerçeğinden hareketle Atatürk bugünü çocuklara armağan etmişti.

Dünya’da Çocuk Bayramı’nı kutlayan ilk ve tek ülke olarak bu olguyla hep övündük. Övünmekte de haksız değildik. Osmanlı İmparatorluğu’nun küllerinden inşa edilen yeni Türk Devleti’nde 10 milyonun biraz üzerinde nüfus ve bir milyonun biraz üzerinde okumuş yazmış insan vardı. Muasır medeniyet seviyesine çıkabilmemiz için çocuklarımızı, gençlerimizi, kendimizi eğitmemiz gerekiyordu. Bu yönde teşvik gerekiyordu.

ZORUNLU EĞİTİM

Nüfusumuz bugün 75 milyona dayandı
. Yaklaşık 15 milyon çocuk ve gencimiz okula gidiyorlar. Ülkede okuma-yazma oranı çok yükseldi. Mücadele, okuyup yazan insan sayısını artırmaktan çıkıp iyi eğitilmiş insan yetiştirmeye kaydı.

Geçmişe bakarak övünecek çok şey bulabiliriz. Eğitim konusunda alınan mesafe de küçümsenmeyecek boyutlardadır. Bir açıdan, övünülecek bir gelişme kaydedilmiştir. Ama, övünmek yerine, küreselleşen yeni dünya düzeninde "dünya vatandaşı" insanlar yetiştirmenin arayışı içinde olmamız gerekmektedir.

Eğitim tek başına önemlidir. Ama, en azından eğitimin varlığı kadar kalitesi de önemlidir. Yani, miktar kadar kalite de önemlidir. Miktarı kaliteden ödün vermeden, kaliteyi artırarak sağlamak zorundayız.

Üzerine gitmemiz gereken alanlardan biri zorunlu eğitim döneminin kapsamıdır. Bütün dünya zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarma aşamasına gelmişken, biz sekiz yıllık zorunlu eğitimi ancak uygulamaya koyabildik. Geç kaldık. Geç kalıyoruz. Zorunlu eğitim 12 yıla çıkarılmalıdır. Tüm gençlerimiz en az lise mezunu olmalıdırlar.

REKABETİN GİTTİĞİ YER

"Ağaç yaşken eğilir" lafı boşuna söylenmemiştir. Eğitim de küçük yaşta başladığında kendinden beklenen verimi sağlar. İnsanların kavramları öğrendiği, kişiliklerinin geliştiği çocuk yaşlarındaki eğitim ilerideki yıllarda verilecek eğitimin temel taşlarıdır. Bu açıdan, okul öncesi eğitim önemli olmaktadır.

Okul öncesi eğitim bugün birçok ailenin çocukları için kafalarından geçirdikleri eğitim planlamasında yer almamaktadır. Özellikle kırsal kesimde okul öncesi eğitim diye bir kavram bilinmemektedir dahi. Kentsel kesimde ise, okul öncesi eğitim kavramı farklı ailelerce farklı algılanmaktadır.

Okul öncesi eğitime ülkemizde "çocuk bakım evi" olarak bakmak oldukça yaygındır. Çocukların 4-6 yaş dönemi eğitimi okumuş yazmış aileler arasında dahi hafife alınmaktadır. Halbuki, deneyimler ve araştırmalar bu dönemdeki eğitimin önemini vurgulamaktadırlar.

Eğitim sürecinde, 4-6 yaş dönemi eğitime okul öncesi eğitim demek de yanlış olmakta, yanlış çağrışımlar yapmaktadır. Bu döneme okul öncesi diyerek bu dönemdeki eğitimi okul eğitiminden ayrıştırıldığı izlenimi verilmektedir. Halbuki, tam tersi vurgulanmalıdır. Okulda eğitim 4 yaşında başlamalıdır. Bu dönemdeki eğitim de zorunlu eğitim kapsamına alınmalıdır. Dünya bu yöne gitmektedir. Kısacası, rekabet bu yönde gitmektedir. O halde, biz de bu yönde gitmeye mecburuz.

Bütün bunlar elbette kaynak gerektiren konulardır. Kaynak, başka alanlarda har vurup harman savurduğumuz kaynakları bu çaptaki bir eğitim sürecine yönlendirmekle bulunacaktır.

Çocuklarımızı çok daha iyi eğitebildiğimiz nice 23 Nisan’lara...
Yazarın Tüm Yazıları