« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Çocuk aldık büyütmeye çalışıyoruz

Süper Lig'de ilk yarıyı 26 puanla 8. sırada tamamlayan İstanbul Büyükşehir Belediyespor'un teknik direktörü Abdullah Avcı, sezonun ilk yarısını DHA'ya değerlendirdi.

Kadir ÇETİNÇALI-İSTANBUL DHA
SON GÜNCELLEME

İlk yarının kendileri adına iyi geçtiğini ve hedeflerinden kopmadıklarını ifade eden Avcı, şöyle konuştu:

"Sezon hazırlıklarımıza Haziran'ın 29'unda başladık. Kadro planlamasını, sistemini veya oyuncu profillerini sezon başı itibariyle belirleyip, onun üzerinden Kartepe ve Hollanda'da inanılmaz derecede eğlenceli, çok keyifli çalışarak, hiç sakatsız bir kamp dönemi geçirdik. Tam ligin haftasında ufak tefek sakatlıklarımızın başlamasına rağmen, sezon başında koyduğumuz hedeflerin doğrultusunda gitmeye odaklı bir takım yaratmaya çalıştık. Kazanmaya odaklı, ama kaybetmeyi de sevmeyen, kabul etmeyen bir takım kimliğinde olmamız bizim için önemliydi. Bu arzu, bu duyguyla lige başladık. Oyuncu sakatlıkları konusunda sıkıntılı başladık. Ama ligin ilk dört haftasına baktığınızda istikrarlı gitti. Beşiktaş ile berabere kaldık, Kasımpaşa'yı yendik, Ankaragücü'ne deplasmanda mağlup olmadık, içeride Eskişehir ile çok keyifli maç geçti. Ama 5. haftada Trabzonspor'dan ağır bir yenilgi aldık. Buna benzer bir yenilgi daha aldık Bursaspor'dan. İki maçtan da çıkarmamız gereken farklı farklı dersler vardı. Bizim, kulüp yapısı olarak çabuk dağılan, ancak hemen de toplanan bir yapımız var. Belki buranın seyirci baskısının olmaması, basınla çok ilişkili olmaması, kendi bünyemizin içinde olması bir şeyleri daha çabuk tedavi etmemezi sağlıyor diye düşünüyorum. 6 gol yediğimiz maçta çok üzüldük, ama sonuçta 3 puan kaybettik. 3 maç kaybetmiş kadar üzüldük, ancak sadece 3 puan kabetmiştik. Onun içinden bu şekilde çıkmıştık. Bursaspor fotoğrafı bizim için ağır bir maç oldu. Sakatlıkların ve cezaların takım üzerinde çok uzun süre olmadığı bir dönem yaşadık, ama kadro yapısını ve rekabet ortamının geniş olmasından. Arkadan gelen genç potansiyel, takımın dinamik yapısını tutan, alt yapıdan gelen oyuncuların inanılmaz derecede oyun kalitesi tartışılır. Ama inanılmaz derecede takım ruhuyla oynaması bizim o anlamda çok puan kaybetmemizi engellemiş oldu. Şu anki sezon başında hedef noktasına baktığımız yerde Türkiye Ziraat Kupası'nda gruplara kalmak vardı. Bunu gerçekleştirdik. Gençlerbirliği gibi bir kulübü dışarıda bıraktık. Biz Bursaspor maçından 3 gün sonra oynadık o maçı. Çünkü 2 sene önceki Kayserispor'la, Gençlerbirliği kupa finali oynadılar. Bunların ikisi de grupta yok. Bunlardan bir tanesini biz grubun dışında bıraktık. Ligde de şöyle bir hedef koymuştuk, UEFA Kupası'nı hedefleyen, kovalayan bir takım. İlk senesinde 12. olmuş, geçen sene 9. olmuş, bu sene de 6 ile 9 arasında istikrarlı bir şekilde kalan bir takımız. Ama orada istikraralı bir şekilde kalan bir takım kimliğiyle, bu kadar sakata ve cezalıya rağmen bu hedeften kopmadıysak, ilk yarı bizim adımıza iyi geçti diyebiliriz. Puan anlamında da baktığında 3'üncü senesinde 26 puanı yakalamış bir takım olarak bizi son derece mutlu etti."

"İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminin Abdullah Avcı'ya bakışı nasıl" şeklindeki bir soru üzerine Avcı, "Diğerlerine oranla Türkiye'deki en şanslı teknik direktör benim. Bunu daha evvelden de televizyon programlarında ifade ettim. Hep üzerine bir şeyler koyuyorduk. Çünkü ilk senesinde lige çıktı. Tarihinde ilk defa lige çıkan bir takımız. Kolay değildir böyle kurumlarda, camialarda o zamanki adıyla Bank Asya'dan çıkmak. Seyircinin olmadığı yerde, kimsenin tesisleri görmediği yerde lige çıktık ve 3 senedir de ligde bir kere dibe vurduk. Evvelki sene de Gençlerbirliği - Hacettepe maçında düşme hattına girdik. Ardından Sivasspor'u yenerek, Türkiye'nin gündemini değiştirerek tekrar yukarı çıktık. Baktığınız zaman da 4. senesinde istikrarlı bir şekilde diğer kulüplere örnek olabilecek bir yapımımız var. Benim arkamda çok önemli bir başkan var. Kötü sonuçların arkasında da istikrarın çok önemli olduğunu bilerek, bana son derece destek olan bir başkan var. Böyle bir baskımız yok. Her sene üzerine ufak ufak birşeyler koyuyoruz. Birşeyler ekmeye çalışıyoruz ve bunun karşılığını da her sene istikrarlı bir şekilde alıyoruz. Şu anda öyle bir baskı yok. En rahat çalışan teknik adamlardan bir tanesiyim diye düşünüyorum" yanıtını verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile Süper Lig'deki ilk deneyimini yaşadığının vurgulanması üzerine Abdullah Avcı, "Biz bir çocuk aldık. Bunu büyütmeye çalışyoruz. Bu da kolay değil. Kendi kariyerimi de kendim büyütüyorum. Çünkü burada çok büyük tecrübeler kazanıyorum. Ligi 3. senedir takımımla beraber ben de yaşıyorum. Her an, her dakika, her saniyeden bir şeyler öğrenmeye çalışıyoruz ve kulübü de aynı şekilde, aynı oranda büyütmeye çalışıyoruz. Ama tabii bunlar kolay işler değil. İnsanlar çok sabırsız. Biz toplum olarak çok sabırsısız. İki kötü sonuç aldığımızda burası dışarıdan irdeleniyor veya "Abdullah Avcı dört senedir niye orada?" diye konuşulmaya başlanıyor. Sokaktaki insanlar, bizim kurumumuza adının belediye olmasına rağmen son derece sıcak bakıyor. Oynadığı futboldan, hocasından, başkanından, yönetiminden, istikrarından dolayı belki. Belki de oyuncu profilinden dolayı. Baktığımız zaman, biz 2. ligden oyuncular almışız, alt yapıdan oyuncular almışız, oynatıyoruz. 2. ligden devam eden oyuncu topluluğu var, bu çok önemlidir. Bunların hepsinin diğer kulüplere örnek olması gerekiyor" diye konuştu.

Abdullah Avcı, İstanbul Büyükşehir Belediyespor'un transfer politikasıyla ilgili de şunları söyledi:

"3. senemizde Süper Lig'de oynadıktan sonra kulübün bir takım gelirlerinin arttığı bir gerçektir. Bugün yayıncı kuruluştan, reklamlardan, İddaa'dan gelirlerimiz arttı. İnsanlara komik gelecek belki, ama bugün Türkiye'de hasılat yönünden 5., 6. takımız. Pazarspor'dan Rıdvan, Pendik'ten Zeki, Kartal'dan İskender, altyapıdan Hasan, Ali, Mahmut, Alibeyköy'den Gökhan bugün bizle Süper Lig'de oynuyor. Bunlar bize keyif veriyor. Bunları da Türk futboluna kazandırmak, Büyükşehir'in öncelikli görevidir. Bugün Büyükşehir dediğin zaman tanınan 3 tane iyi oyuncu var, İbrahim Akın, Hasan İş ve Herve Tum. Baktığınızda Efe ve Ekrem 2.Lig'den devam eden oyuncularımız. Bizim öncelikli felsefemiz bu. Bu yolda da doğru bir şekilde ilerlediğimizi düşünüyorum."

okan Buruk'un bu sene futbolculuğu bırakacağını belirten teknik direktör Avcı, "Bugün sokağa çıktığımızda Okan Buruk'un kişiliği, karakteri hakkında ne söylesek, herkes herhalde çok pozitif şeyler söyleyecektir. Bugün iş anlamında da baktığımızda Türkiye'de onun kariyerine sahip oyuncu yok. Galatasaray'da oynamış 15 sene, UEFA Kupası, Süper Kupa, Dünya üçüncülüğü var. İtalya'da, İnter'de oynamış. Ülkenin diğer büyük bir kulübü Beşiktaş'ta forma giymiş. Örnek birisi için Okan Buruk doğru bir isim, doğru bir tercihtir. Oynadığı zaman oynuyor, oynamadığı zaman yedekte oturuyor, tribüne çıkıyor. Oyunu oynamayı çok seviyor, sahaya çıktığı zaman oyuncular kadar çalışıyor. Topla haşır neşir olmaya çalışıyor. Müthiş iş ahlakı ve kişiliği olan bir oyuncu. Genç oyunculara Okan Buruk'un anlatacağı çok şey var. Bu sene de Allah kısmet ederse bırakacak. Antrenörlüğe burada adım atması, onun adına da çok önemli kazançlar olacak diye düşünüyorum" dedi.

Avcı, Arif Erdem'le ilgili olarak da şunları söyledi:

"Arif Erdem oyuncuyken kendisine Arif diyordum, şimdi hoca diyorum. Galatasaray'da çalıştığım zaman Arif orada futbolcuydu o dönem. Oradan bir ilişkimiz vardı. Buradaki dönemde de mesleki anlamda yardımcılığıma başladı. Başladığı noktayla bugün arasında 3,5 sene geçti, çok çok üstüne koyarak gidiyor. İlk başladığında futbolcu gibi heycanlıydı. Hücum dendiği zaman, 'Eyvah, ne oluyor' diyordu. Galatasaray da fazla hücum yemiyordu. Ama burada yiyecekti çünkü o hücumları. Şimdi baktığında daha sakin, daha dingin, daha sabırlı. Önceden daha sabırsızdı. Birgün teknik adamlığa soyunucak. Bence diğer meslek arkadaşlarımdan daha doğru başladı. Bizimle beraber böyle bir kurumda 4 sene yardımcılık yapmak kolay değil. Teknik direktörlük kariyeri umarım oyunculuğundaki gibi parlak olur. Muhakkak bir gün bir yerden başlayacak. Onun o isteği ve arzusu var. Uygun bir zamanda başlar diye düşünüyorum."

Başakşehir'de 12 bin 500 kişi kapasiteli stat projeleri olduğunu açıklayan Abdullah Avcı, "Galatasaray'ın bir sene duramadığı Olimpiyat Stadı'nda biz dört senedir duruyoruz. İnsanlar tabii ki Galatasaray'la beraber Olimpiyat Stadı'nı tanıdıkları için hep uzak, soğuk ve rüzgar korkusu var. 4 senedir bunlar zaman zaman oldu. Ama o kadar anlatıldığı kadar hayati şeyler değil. Metro yakında stadın kapısına dayanacak. İnsanlar dışarıda Büyükşehir'in iyi futbol oynadığını söylüyorlar, ama maça gelmekle ilgili bir takım sıkıntıları var. Kulüp olarak bir takım projeleri var Büyükşehir'in. Başakşehir'de 12 bin 500 kişilik UEFA kriterlerine uygun çok şirin bir stat projemiz var. Bu aynı zamanda İstanbul'un milli takımlarının kullanabileceği bir stat olacak. Bu stadı yaparken bir takım etkinlikleri de içine koyacağız, sinemasıydı, alışveriş merkeziydi. 50-60 bin kişilik Başakşehir'de 5 bin seyircisinin olması, oraya mal olması daha doğru diye düşünüyoruz. Umarım yakın zamanda bu devreye girecek. Ligin kendi üretimini yapan, Türk futboluna oyuncular katan, gerçekçi hedefleri kovalayan bir takım olma yolunda adımlar atıyoruz. Bunlar çok uzun süre emekle karşılığını alabileceğin şeyler. Sabırla çalışyoruz bu konuda" şeklinde konuştu.

Galatasaray'ın teknik direktörlük teklifini kabul etmemesiyle ilgili ise Avcı, şöyle konuştu:

"Ben çok zor bir yoldan geldim. 10 sendir antrenörlük yapıyorum. Örnek anlamında söylüyorum, bugün benim gibi gelen, 3 sene yardımcılık yapmış, iki tane kulübün altyapı sorumluluğunu yapmış, oradan çıkmış Milli takımlarda çalışmış bir teknik direktör yok. Şu anda da ekibiyle beraber tarihin en önemli başırılarında imzası var. Oradan çıkmış, Bank Asya'da bir takım almış. Bugün baktığında kimsenin, gündemdeki antrenörlerin hiç biri 2. ligde çalışmadılar. Orada bir hedef yakalamış ve 3 senedir de Süper Lig'de çalışıyor. Bu zor yolda Abdullah Avcı isminin çok kısa sürede tüketilmesinin doğru olmayacağını düşünüyorum. O zamanki teklifin, iki hafta sonrasında Belediye - Galatasaray maçının olması etik olmayacaktı. Ben hayatında vicdanıyla yaşayan biriyim. Sunulacak uzun vadedeki projeye bağlıydı ki, olabilecek bir şey. Herşey olabilir. Ben geçen sene sezon başı Trabzonspor'dan da aynı anlamda teklif aldım. Ama doğru zamanda, doğru projelerle günü kurtarmak, o zamanki teklifin kısa sürede veya sonra açılımıyla beraber doğru olmadığını, bana mesleki anlamda sıkıntı vereceğini düşünerekten bunu kabul etmedim. Ben, geriye dönüp baktığımda vicdan muhasebesi yapan bir insanım. Verdiğim kararın arkasında son derece manevi bir rahatlık da var bende. Bu mesleğe başlarken Galatasaray'da, Fenerbahçe'de veya Milil Takım'da çalışacağım. Doğru işler yapmak için yaptım. Bugün meslek beni buraya taşıdı. Bugün milli takımda, orada burada konuşulmak, doğru işler yaptığımın göstergesi. Bu beni son derece mutlu ediyor. Doğru bildiğimiz yolda ilerliyoruz."

"Rijkaard 4 milyon Euro'nun üzerinde, Avcı bugün Rijkaard'ın kaçta kaçına takıma bu başarıları yaşatıyor?" şeklindeki bir soruya ise Abdullah Avcı, "Ben kazandığım kadarın manevi huzurunu yaşıyorum. O yüzden parayı hayatımda ön planda tutmadım. Rijkaard bir marka. Ben kendisini çok takdir ediyorum. Mesleki anlamda bu parayı karşılaştırmayalım. Türk insanını çok doğru tanıyor, çok pozitif mesajlar veriyor. Türk insanının böyle yerli veya yabancı insalara ihtiyacı var diye düşünüyorum" yanıtını verdi.

CANLI SKOR CEBİNDE!

Cep telefonunuza Spor Arena uygulamasını gönderelim.

SMS GÖNDERİLDİ!

Cihazınıza özel bağlantı linki sms ile gönderildi. Lütfen smslerinize bakınız.

Bunları da Beğenebilirsiniz