« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Çocuğumuzun giydiği kıyafetin rengine bile dikkat ediyoruz

Ne kadar iyi hakem olursanız olun, mutlaka eleştirilirsiniz. Verdiğiniz kararla milyonlarca kişinin sevgisini ya da nefretini kazanırsınız bir anda. Kaybedenlerin 1 numaralı günah keçisidir hakem. Skorun esas belirleyicisi olan futbolcular, antrenörler ve yöneticiler işler kötü gittiğinde hemen hakemleri adres gösterir. Hatta bazen kazananlar tarafından bile eleştirilirler. Gelecek garantileri de yoktur. Bir büyük hatada düdüğünüzü astırıverirler size. Bütün Avrupa’nın en az kazanan hakemleri de Türklerdir. Futbol hakemliği Türkiye’de yürek isteyen bir iş. Liglerin başladığı hafta bu cesur yüreklilerin ikisiyle; Yunus Yıldırım ve Fırat Aydınus’la Silivri’deki hakem seminerinde buluştuk.

Adil DEMİRÇUBUK
SON GÜNCELLEME

*  Hakemler takım tutmaz sözü ne kadar doğru?
F.A.: Yalan... Bakın, ben 20 yaşında hakemliğe başladım. 20 yaşıma kadar futbolla alakam olmayacak, hiç maç seyretmeyeceğim ve geleceğim hakem olacağım! Böyle bir mantık var mı? Ama şu var, konumumuz itibariyle bir takımın taraftarı olma lüksümüz yok. Maalesef insanlar buna güvenemiyor. Futbolcular A takımından B takımına transfer olurken bu güveni sağlayabiliyor da biz hakemler olarak bu güveni sağlayamıyoruz. Bunu anlayamıyorum.
*  Fırat Hocam, sizin Beşiktaş taraftarı olduğunuz, hatta Çarşı Kazan’da fotoğrafınızın asılı olduğu iddia edildi. Bunlar doğru muydu?
F.A.: Kimse takım tutmadım diyemez. Yalan söylemiş olur. Ben takım tuttum ama asla ismini vermedim. Bir kişi ispatlasın, bravo diyeceğim. Bu art niyet. Geçmişte tuttuğum takımın ismini veremem. Ülke kaldıramaz.
Y.Y.: Futbolculara da bir sorun bakalım; acaba kaç tanesi o an formasını giydiği takımı tutuyor? Bizim de duygusallığımız var tabii ama sahaya çıktığımız zaman duygusallıkla profesyonelliği ayırt edebiliyoruz.
TELEVİZYONDA SEYREDİNCE NASIL YAPTIM DİYORUM
*  Ailenizde herhangi bir takımın fanatik taraftarı olan kimse var mı?
F.A.: Bir hakemin eşi, annesi, babası, amcası, dayısı, teyzesi, halası takım tutamaz! Türkiye’de böyle bir durum var. Sülalenizin, dördüncü kuşağa kadar takım tutması mümkün değil!
Y.Y.: Çocuğumuzun giydiği kıyafetlerin renklerine bile dikkat etmek zorundayız.
*  Bir maçı güzel yönettiğinize inanıyorsunuz, fakat akşam eve gidip televizyondan seyredince çok önemli bir hata yaptığınızı görüyorsunuz. O an ne hissediyorsunuz?
F.A.: Bir hakem 90 dakikada 40-60 karar veriyor. İsterdim ki, insanlar televizyondan seyrettikleri pozisyonları saha içinden de görsünler. Farklı açılardan bakınca çok farklı şeyler görebiliyorsunuz. “Ben bunu nasıl yaptım” diyebiliyorsunuz. Hatalı karar verdiğimi sonradan fark ettiğim anlarda vicdan azabı duymak yerine, niye o hatayı yaptım diye özeleştiri yapıyorum.
Y.Y.: Günlük hayatta sabahtan akşama kadar yığınla karar veriyorsunuz. Bu kararların kaç tanesini doğru verebiliyorsunuz ya da kaç tanesinden geriye dönüş yapabiliyorsunuz? Bizim de maç içinde verdiğimiz kararların doğruluk oranı nedir, o önemli.
*  Galatasaray’ın eski başkanı Özhan Canaydın, bir maçtan sonra hakem Ali Aydın için, “Düdüğünü asmalı” demişti. Ve o Ali Aydın gerçekten hakemliği bırakmak zorunda kaldı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Y.Y.: Hakemlikte çok büyük emek ve zaman harcıyoruz. Tabii kulüpler de büyük yatırım yapıyorlar ama, “Bir işi hemen bırak git” demeyi o emeğe saygısızlık olarak görüyorum. İnsanları sevmek zorunda değilsin ama saygı duymak zorundasın.
TARAFTAR BASKI DEĞİL ŞÖLENİN BİR PARÇASI
*  Taraftar, hakemler için bir baskı unsuru mudur?
F.A.: Biz artık aştık onları. Hakemlikte belli bir tecrübe kazandıktan sonra saha içinde izole olabiliyorsunuz. Taraftar gerekli bir unsur. Hiçbir hakem taraftarsız maç yönetmeyi istemez. Taraftar olunca hakeme de daha çok şevk gelir. Taraftarı bir baskı unsuru olarak değil, şölenin en büyük parçası olarak görmek gerek.
*  Facebook’ta adınıza açılan sayfalara göz gezdirdim; Fırat Aydınus’un 200’e yakın hayranı, 2 bine yakın düşmanı, Yunus Yıldırım’ın 150 hayranı binden fazla düşmanı var! Diğer hakemler için de durum aynı...
F.A.: Bir insanı hem seven, hem sevmeyen varsa, problem yok.
*  Bir hakem olarak sizi en çok sinirlendiren taraftar tepkisi ne?
F.A.: 50 bin, 100 bin kişinin aynı anda bağırmasından ziyade, amatör maçları yönetirken o kadar az kişi içinden sadece birinin küfür ettiğini görmek beni çok sinirlendiriyor. (Kahkahalar)
Y.Y.: Profesyonel maçlar olmadığı zaman amatör maçlara gidiyoruz. Bazı insanlar sırf “Bugün Yunus Yıldırım’a laf söyledim” demek için kötü söz söylüyor. Ve bunu da öyle bir yerden söylüyor ki, onu seçme şansınız oluyor.

HAKEMLER DİL ENGELİNİ OUT’A ATTI

FIFA ve UEFA uluslararası organizasyonlarda Türk hakemleri neredeyse görmezden geliyor. Ahmet Çakar’ın düdük çaldığı 1996 Avrupa Şampiyonası’ndan sonra hiçbir Türk hakemi büyük turnuvalarda görev alamadı. Bu durum hakemlerimizin İngilizcelerinin zayıf olmasından da kaynaklanıyor. Futbol Federasyonu bu engeli ortadan kaldırmak için EF Dil Okulları ile işbirliğine gidip, hakemlerimizi özel bir İngilizce kursuna tabi tuttu. EF’nin “Hakemlerimiz Dil Engelini Out’a Çıkardı” başlığıyla hazırladığı ve AB ödüllü proje kapsamında hakemler değişik aksanlara sahip yabancı öğretmenlerden toplam 64 saat İngilizce eğitimi aldı. Hakemlere temel futbol terimleriyle küfür, argo ve başa çıkma yöntemleri gibi konular öğretildi. EF Dil Kursu’nun sahibi Bora Gündüzyeli toplamda
bir ay kurs verdikleri hakemlerin kısa sürede inanılmaz aşama kaydettiğini söylüyor.

YUNUS YILDIRIM

39 yaşında. Manisa’da beden eğitimi öğretmenliği yapıyor. Geçtiğimiz hafta F.Bahçe-Beşiktaş Süper Kupa finalinde düdük çaldı.

Maçta haksız yere atılınca hakem olmaya karar verdim

Amatör futbolcuydum. 22’me geldiğimde artık profesyonel oynama şansımın kalmadığını anladım. Tam da o dönemde bir müsabaka sırasında haksız yere kırmızı kart görünce “Profesyonel liglerde futbolcu olamadım, belki hakem olarak bir yere gelebilirim” diye düşündüm. Her yerde insanlar bana destek veriyor. Bizi huzursuz kılan olaylar da oluyor ama artıları daha fazla.

Her hafta 5 gün idman yapıp maça çıkıyoruz

Son iki yılda profesyonelleşme yolunda büyük adımlar atıldı. Haftada 4 günlük antrenman programımız var. Bu programlar mail adreslerimize gönderilir. Hakemler bulundukları illerde bu programı harfiyen uygulayıp, elde ettikleri verileri federasyona gönderiyor. Haftada bir gün de teorik eğitim. Yani, maç hariç 5 gün idman ve ders var. Hafta sonları da maça gidiyoruz.

Bizde sevilen Collina İtalya’da sevilmiyor

Avrupa ile Türkiye liglerini kıyaslamamak lazım. Çünkü ikisi çok farklı kulvar. Her ligi kendi içinde değerlendirmeliyiz. Size bir örnek vereceğim; Türk halkının büyük sempatiyle baktığı İtalyan hakem Pier Luigi Collina vardır mesela... Ülkesinde hiç sevilmiyor! Ama aynı Collina Avrupa’da hep ön plana çıkan bir hakemdi.

FIRAT AYDINUS

35 yaşında. Jeofizik mühendisi, İstanbul’da yaşıyor. Bugün Ankara’daki Gençlerbirliği-Kayserispor maçını yönetecek.

Hakemlik başvurumu babam kendisi yaptı

Ben de 8 yıl amatör kümede futbol oynadım. Hakemliğe başlamamı sağlayan insan babamdır. 20 yaşımdayken hakemlik başvurumu bizzat yaptı ki, hakemlikle alakası yoktur. Hakemler kitleleri peşinden sürükleyen ve futbolun içerisinde bir unsur. Bu durum da size ister istemez toplumda bir statü kazandırıyor. Artıları olduğu kadar eksileri de muhakkak oluyor.

Kriz çıkmasın diye öfke eğitimi aldık

İnsanları etkileyen iç ve dış etkenler var. Bir yerden sonra siz o dış etkenleri yönlendiremezsiniz, değiştiremezsiniz. Dolayısıyla ters bir durumda kriz çıkmasını önlemeyi ya da kriz oluşsa bile öfkenizi kontrol etmeyi bilmeniz gerek. Biz bunların eğitimini aldığımız için öfkeyle karşılaştığımızda buna öfkeyle cevap vermeme yetisine sahibiz.

İş Avrupa’ya gelince yönetip, dönüyorsunuz

UEFA’dan görev geldiği zaman
bir gün öncesinden gidiyorum,
maçı yönetiyorum, ertesi gün de uçağıma atlayıp dönüyorum. Burada ise maça kadar bir süreç, maçta bir süreç, maç sonrası bir süreç... Maçı kamuoyuyla beraber yaşıyorsunuz; taraftar ile, basın ile, yönetici ile iç içe... Fark burada.


Bunları da Beğenebilirsiniz