Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çocuğum okula başlıyor!

Yaz tatili bitiyor, okullar açılıyor. Ancak uzmanlar, 3,5-4 ay süren uzun tatillerin çocukları olumsuz yönde etkilediğini söylüyor. Psikolog Serap Duygulu’dan konuyla ilgili bilgi aldık.

Uzun tatiller, öğrencileri nitelikli ve planlı okumadan uzaklaştırarak, eğitim öğretim döneminde edindikleri bilgilerin bir kısmını unutmalarına yol açıyor. Tatillerin, öğrencilerin günlük zaman dilimlerini farklılaştırıp, uyku ve yemek düzenlerini değiştirdiğini söyleyen uzmanlara göre, çocuklar okuldan kopuyor ve konsantrasyonları da olumsuz yönde etkileniyor.

HER ÇOCUĞUN BEKLENTİSİ FARKLI

Uzun tatiller kadar uzun eğitim dönemlerinin de çocukların konsantrasyonunu olumsuz etkilediğini kaydeden uzmanlar, Avrupa ülkelerinde Türkiye’de olduğu kadar uzun tatillerin olmadığının altını çiziyorlar.
Tatil sonrası okula başlayan çocukların adaptasyon sürecini ve sıkıntılarını konuştuğumuz Psikolog Serap Duygulu, özellikle ilkokul çağındaki çocukların okula yeni başlarken ya da bir üst sınıfa geçerken uyum sorunu yaşayabildiklerini söylüyor.
Her çocuğun okula bakış ve beklentilerinin farklı olduğunun altını çizen Serap Duygulu, “Uzun yaz tatili bitti ve artık okul zamanı. Tatilin tatlı yorgunluğunu üzerinden atmak her insan için zordur ama özellikle okul çocukları için bu ayrı bir sorun olabilir” diyor.
İşte Duygulu’nun çocukların okula başlama süreci ve sancıları hakkındaki açıklamaları:

OKULA YENİDEN “MERHABA!”

Okul hayatına bir kez adım atan çocuğun bundan sonraki yıllarda da aynı biçimde okuluna devam etmesi ve okulunu sevmesi beklenir. Ama durum her zaman beklendiği gibi olmayabilir.
Ülkemizde, bazı ülkelerle kıyaslandığında oldukça uzun sayılabilecek bir süre boyunca tatil yapılmaktadır ve bu, çocuğun tatil sonrası okula yeniden adapte olmasını zorlaştırabilecek en önemli etkendir.
Yaklaşık 8 ay boyunca devam eden bir eğitim ve öğretim yılından sonra 3,5-4 aylık bir yaz tatili, çocuğu okuldan uzaklaştırmaktadır.

OKUL, ÇOCUĞUN SOSYAL ÇEVREYE AÇILAN KAPISIDIR

Okulunu gerçek anlamda benimsemiş ve kendine göre bir sistem oluşturmuş öğrenciler, bu kadar uzun bir tatil sürecinden sıkılmakta ve okullarını, daha doğrusu arkadaşlarını ve öğretmenlerini özlemektedirler.
Ancak bazen beklenmedik durumlar söz konusu olabilir. Tatil sonrası okuluna ve sınıfına gelen çocuk öğretmeninin değiştiğini görürse bu ciddi bir sorun oluşturabilir. Özellikle ilkokul çocukları bu anlamda sıkıntılar yaşayabilir. Küçük öğrenciler için öğretmenleri vazgeçilmezdir. Onlara inanılmaz bir bağlılık geliştirdiklerini unutmamak gerekir.
Aynı şekilde okulun son günü kucaklaşarak, güle oynaya ayrıldığı arkadaşlarının bazılarının gittiğini görmek ya da yeni arkadaşların varlığı çocukları şaşırtabilir ve tepki göstermelerine, yeni arkadaşlarına karşı olumsuz tavırlar geliştirmelerine sebep olabilir.
Bu açıdan ailelerin yaz tatili boyunca okulla ilişkilerini tamamen kesmemelerinde büyük fayda vardır. En azından öğretmenleriyle ilgili gelişmelerden haberdar olmak, çocuğu olabilecek yeni durumlarla ilgili bilgilendirmek açısından önemlidir.

TATİLİNİ DOLU DOLU GEÇİRMELİ

Çocukların okula yeniden başlamalarını kolaylaştırmak için tatil süresince onu kitap okumaya teşvik etmek ve okul arkadaşlarıyla görüşmesini sağlamak iyi bir yöntem olarak önerilebilir. Tatilin sadece oyun ve eğlence olmadığı çocuğa hissettirilmelidir.
Mümkünse bir faaliyete katılmasını sağlamak, üretebileceği bazı çalışmalar için ortam hazırlamak, tatili dolu dolu geçirmesini ve arkadaşlarına anlatabileceği konular olmasını sağlayacağı için çocuk okulun açılmasını büyük bir heves ve heyecanla bekleyecektir.
Yine tatil sırasında günlük tutturmak ya da gün içinde yaptıklarını yazdırmak, okuduğu kitapların özetlerini çıkarmasını istemek de çok yararlıdır. Bunlar, çocuğun okuma ve yazma becerisinin gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır.

Bütün çocuklar nereye gitti?

Holly Webb’in imzasını taşıyan “Rose” adlı kitap, yetimhanede yaşayan Rose adlı küçük bir kızın öyküsünü anlatıyor... Bay Fountain’ın yaşadığı görkemli ev, Rose’un geride bıraktığı karanlık yetimhaneden dünyalar kadar farklıydı. Rose, bu evin sihirle dolu olduğunu hissedebiliyordu. Ve Rose, kısa zaman sonra kendinde de böyle sihirli bir gücün var olduğunu keşfedecekti. Bir gün yetimhanedeki çocuklar esrarengiz bir biçimde kaybolmaya başladı. Kaybolanlar arasında, Rose’un en sevdiği arkadaşı Maisie de vardı. Artık Rose’un sihir gücünü kullanması kaçınılmazdı...
Kelime Yayınları
Yazarı: Holly Webb

İnsanlık için küçük çocuklar için büyük bir adım

Kanyon, yoğun ilgi üzerine ikinci kez “Kids on the Moon” etkinliğine ev sahipliği yapacak. Uzay ve ay modülleri ile ilgi çekici sergilerin yer alacağı etkinlik, 16 Eylül-5 Ekim günleri arasında alışveriş merkezinin B2 katında düzenlenecek. Uzay oluşumu, dünya ve güneş sistemi hakkında hayal dünyalarını geliştirecek keyifli bir sunum izleyecek olan çocuklar kendilerini bir anda uzayda bulacak. Aktivite bununla da sınırlı değil. Birbirinden farklı etkinlikler, çocukların heyecanına heyecan katacak.

Okula başlayan çocuğu anlamak

Okulların başlamasına sayılı günler kala aileleri ve minikleri aldı bir heyecan. Ebeveynlerin aklında “Okula gitmek istemezse ne yapmalıyım? Okulu ona nasıl sevdirmeliyim?” gibi sorular dönüp duruyor. Aile Psikolojik Danışmanlık&Eğitim Merkezi’nin siz ebeveynler için hazırladığı seminerlerde aklınıza en çok takılan soruların yanıtlarını bulacaksınız.
Tarih: 25 Eylül
Kayıt için: (0216) 416 52 63

Algıları Değiştirmek sergisi İstanbul’da

VIA/PORT Alışveriş Merkezi, 13 Eylül’e kadar Down Türkiye tarafından İngiltere’den getirtilen “Algıları Değiştirmek” adlı fotoğraf sergisine ev sahipliği yapıyor. Tüm dünyada ekim ayında gerçekleştirilen “Down Sendromu Farkındalık Aktiviteleri” kapsamında sergiyi getirten Down Türkiye, toplumun down sendromlu bireylere karşı bakış açısını pozitif yönde etkilemeyi ve bu bireylerin bağımsız hayatlar kurabilmesi için gereken altyapıların sağlanmasına dikkat çekmeyi hedefliyor. Down sendromlu bireylerin hayatlarından kesitler sunan 20 fotoğraflık sergiyi mutlaka görün.

Adele’nin Olağanüstü Maceraları

Yıl 1912. Adele, gözü kara bir gazetecidir. Paris Ulusal Tarih Müzesi’nde bulunan ve bir uçan dinozor cinsi olan Pterodactyl’a ait olan 136 milyon yaşındaki yumurta kuluçkalanır. Yumurtadan çıkan kuş, kentte terör estirmeye başlar. Ama yaşamı maceralarla dolu Adele için bu o kadar da büyük bir heyecan değildir... Luc Besson’un yönettiği, Louise Bourgoin, Mathieu Amalric, Gilles Lellouche ve Jean-Paul Rouve’nin oynadığı “Adele’nin Olağanüstü Maceraları” dün vizyona girdi. Okullar başlamadan çocuklarınızla beraber bu filmi izlemenizi tavsiye ediyoruz.

Hürriyet Çocuk Kulübü Gazetesi’nde bu hafta

Hürriyet Çocuk Kulübü Gazetesi’nde bu hafta, eski bayram geleneklerimiz, çizgi dizi Phineas ve Ferb’ün çılgın icatlar yapan iki kahramanı, buz üstünde oynanan satranç körling, psikoloji sayfasında içimizdeki potansiyeli en üst seviyeye çıkarmanın ipuçları, ayrıca rengarenk bilmece bulmaca sayfaları, kültür sanat etkinlikleri, yaza özel moda önerileri ve teknolojiyle ilgili en son gelişmeler var. Sakın kaçırmayın!

Çocuk gözüyle referandum

Sıkışmış trafik ortasında okula kitaplarımızı almaya giderken aniden soruyor Emre:
Bir şey sorucam.
Sor.
Neden her yerde EVET veya HAYIR yazıyor?
Nasıl yani?
Binalarda, arabalarda, her yerde ya EVET yazıyor ya da HAYIR.
Hııııı... (Anne durumu anlar, konu ciddidir.)
Sana sordum anne!
Biliyorum cevap vericem.
Ver hadi!
Bak şimdi, demokrasi diye bir şey var ya...
Evet...
Aslında Yunanca’dan gelme bir kelime.
Yani?
“Demos” halk demek “kratos” ise yöneten demek.
Evet.
İkisi birleşince bizim dilimizde “demokrasi” olmuş.
Tamam da bunun ilgisi ne anne?
Yani yöneten aslında halktır demek demokrasi.
Nereyi yöneten?
- Ülkemizi evladım.
Yani başkan değil mi bizim ülkemizi yöneten?
Başbakan. Bizde başkan yok, başbakan var.
Evet anne öyle, başkan olan Obama. Sen cevap ver.
İşte yöneten halktır demek, bir değişiklik yapılacaksa ülkeyi yönetenler kendileri öyle pıt diye karar vermesinler, EVET mi HAYIR mı diyeceğine halk karar versin demektir.
Ne değişecek EVET olursa?
Anayasa, yani ülkenin kuralları gibi bir şey.
Kim yazdı onu?
Atatürk ve arkadaşları yaptılar ama birçok kez değişti, yenilendi çeşitli sebeplerle. Böyle seçimler olunca da bazı maddeler değişti. Daha önce de oldu yani böyle şeyler. (Gel de darbe falan anlat çocuğa, “bir de ona girersek bu konu kapanmaz” diye düşünüyor anne...)
Yani EVET olursa başkan değişiklik yapacak HAYIR olursa yapmayacak. (Çocuk anladı ama takıldı başkan diyor. Bir dönem de “Fenerbahçe’nin Cumhurbaşkanı Aziz Yıldırım” diyordu.)
Aynen öyle.
Nerden biliyor peki değişecek şeyler doğru mu?
Araştırıyorlar, oturup düşünüyorlar işte.
Hııı anladım.
Güzel.
... (Bir süre çocuktan ses çıkmaz ve sonrasında konuşur.) Ben HAYIR diycem anne.
... (Anne şoke olur) Neden oğlum?
Bilmiyorum ki neler değişecek. Neden değişecek? Doğru mu, yanlış mı? Anlamıyorum ki. Anlamıyorsam neden EVET diyeyim ki? Ya biri bana yanlış şey söylerse? Konuyu anlamam lazım. Değişince ne olacak bilmem lazım, ondan HAYIR diyeceğim. Hem Atatürk yanlış bir şey yapmaz anne biliyorum ben, işte ondan HAYIR yani.
... (Anneye kal gelmiştir)
Anne bir de Yunanlılar’ın bu konuyla ilgisi ne, neden bizim demokrasimize onlar isim verdiler? Ben bunu da anlamadım. Anne, soru sordum anne! Google’da var mıdır anne? Anne... Anne...
¡¡¡
Bu konuşmadan ne öğrendim? “Eğitim işte bunun için gereklidir. Sadece eğitim bir bireye düşünmeyi, araştırmayı ve karar vermeyi öğretebilir.”
Yarın kararınız ister EVET ister HAYIR olsun...
Tek dileğim şu: “ülkemize hayırlı olsun”.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI