"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

‘Co’nun kulübesinde 6 ay işkence gördüm’

BAŞBAKAN Yardımcısı Bülent Arınç şunları söyledi:

Ben bir BDP’li kadın milletvekiline çok kızıyordum, çok beddua ediyordum. Halen milletvekili bu insan... Ama onunla ilgili bir hatırayı dinledim, şimdi artık kızmıyorum. Çünkü 17 yaşında bir genç kız iken Diyarbakır Cezaevi’nde o kadar ahlaksızca bir işkenceye maruz kalmış ki, o kadar kendisini zorlamışlar ki, ben de aklıma gelse dağa çıkardım.”
(Kanaltürk–Faruk Mercan’ın programı)

*

Arınç’ın kastettiği milletvekili BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak idi...

Çünkü BDP içinde Kışanak’tan başka Diyarbakır Cezaevi’nde kalmış başka bir BDP’li kadın milletvekili yoktu.

*

Gültan Kışanak’ı aradım.

Dedim ki:

Diyarbakır Cezaevi’nde ne yaşadınız ki Bülent Arınç ‘ben yaşasam dağa çıkardım’ yorumunu yaptı?”

Şunları anlattı Kışanak:

Zulüm yaşadık. İşkence gördük. Dayak yedik. Falakaya yatırıldık. Erkekler koğuşunda yaşanan işkencelerin benzerleri yaşandı kadınlar koğuşunda...”

*

Kışanak kendi başına gelenlerden söz etmek istemiyordu.

Biraz ısrar ettim...

“Siz neler yaşadınız?” diye sordum.

Şöyle dedi:

Size sadece şu kadarını anlatayım: Cezaevi Müdürü Binbaşı Esat Oktay Yıldıran vardı... Bir gün bizim kadınlar koğuşuna girdi... Herkes ayağa kalktı, ben kalkmadım... Sırf içeri girdiğinde ayağa kalkmadım diye, sırf bu gerekçeyle beni köpeği Co’nun kulübesine tıktırdı. Köpeğinin bile kalmak istemediği, pislik içinde, küçücük bir kulübeydi bu... Bir gün değil, iki gün değil, bir ay değil, iki ay değil, tam altı ay orada kaldım. Nefes almanın bile zor olduğu o kulübede bana her gün dayak attılar, her gün işkence yaptılar.”

Diyarbakır Cezaevi’nin kadınları pek konuşmadı

GÜLTAN Kışanak 12 Eylül darbesinde tutuklanıp Diyarbakır Cezaevi’ne konulmuş.

İki yıl kalmış cezaevinde...

1980’de girmiş, 1982’de çıkmış.

Diyarbakır Cezaevi’nin uluslararası yayın organlarında “dünyanın en kötü 10 hapishanesi” listesinde yer aldığı günlerde oradaymış yani...

*

Gültan Kışanak cezaevine ilk girdiğinde “Kadınlar Koğuşu”nda 30 kadın varmış...

Daha sonra kadınların sayısı artmış.

Ben cezaevinden çıkarken 80 kadın vardı koğuşta” diyor Kışanak.

*

Diyarbakır Cezaevi’nde kalan erkekler bu zamana kadar konuştular.

Gördükleri işkenceleri anlattılar.

Fakat kadınların sesleri pek çıkmadı.

Peki neden?

Neden kadınlar yaşadıklarını anlatmadılar, anlatmıyorlar?

Kışanak bu soruya şu yanıtı veriyor:

“Kadınlar çeşitli nedenlerle anlatmaları zor olan şeyler yaşadılar.”

Bu cümle durdurdu beni...

Yaşadıklarınızın tümünü anlatın, biraz daha anlatın” demedim, diyemedim.

Arınç nereden öğrendi Kışanak’ın yaşadıklarını

GÜLTAN Kışanak bu zamana kadar Diyarbakır Cezaevi’nde yaşadıklarını kamuoyuna anlatmamış.

Peki Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kışanak’ın cezaevi macerasını nasıl ve nereden öğrenmiş olabilir?

*

Kışanak iki ihtimalden söz ediyor:

BİR: Yaşadıklarımı bilen arkadaşlarım var... Onlardan dinlemiş olabilir.

İKİ: Diyarbakır Cezaevi ile ilgili kurulan bir araştırma komisyonuna yaşadıklarımı anlatmıştım. Dört saati aşkın bir çekim yapılmıştı benimle... Onu izlemiş olabilir.

Envai tür işkence

DİYARBAKIR Cezaevi’nde şu tür işkenceler yapılıyordu:

- Tutuklulara insan ve fare dışkısı yedirmek...

- Tutukluların üzerine lağım suları dökmek...

- Esat Oktay’ın köpeğine tekmil verme zorunluluğu...

- Tutukluların karşılıklı birbirlerine tokat atmalarını sağlamak...

- Tırnak çekme...

- Belde kalas kırma...

*

Cezaevinde kalanlar ölümü kurtuluş olarak görüyorlardı.

34 mahkûm kendi hayatına son verdi.

Bir kısmı kendini yakarak, bir kısmı asarak, bir kısmı da açlık grevinde...

Esat Oktay’ı belediye otobüsünde öldürdüler

BU maceranın kahramanlarından biri de Binbaşı Esat Oktay Yıldıran...

12 Eylül’de Diyarbakır Cezaevi’nin İç Güvenlik Müdürü... Ve oranın kralı...

Ölümlerin, işkencelerin sorumlusu olarak görülüyor.

*
Peki Esat Oktay Yıldıran’a ne oldu?

Yıl: 1988...

Ekim ayı...

Esat Oktay Yıldıran İstanbul Kısıklı’da bir belediye otobüsünde planlı bir suikasta kurban gidiyor.

Olay şöyle gerçekleşiyor:

Otobüsün içinden bir adam fırlıyor, “Diyarbakır Cezaevi mağdurlarının ve ölüm orucunda ölen Laz Kemal’in selamları var” diyerek silahını çekip Esat Oktay’ın kafasına üç kurşun sıkıyor.

Yıldıran orada can veriyor.

*

Esat Oktay Yıldıran’ı öldüren kişi kimdi?

Katilin sonradan itirafçı olan Alaattin Kanat olduğu ileri sürüldü.

Ancak Diyarbakır Cezaevi’nde işkence gören Selim Çürükkaya gerçek katilin o olmadığı kanaatinde.

Anahtar sözcük: Empati

GÜLTAN Kışanak, Bülent Arınç’ın “Ben olsam dağa çıkardım” açıklamasından memnun.

*

Diyor ki:

Empati iyidir, bizi çözüme götürür. Bülent Arınç’ın yaptığı da bir tür empatidir. Bunu önemsiyoruz. Arınç’ın sözleri, Kürt sorununun nasıl çatışma zeminine taşındığına da işaret ediyor.”

*

Ama Kışanak’ı yeterince memnun etmeyen bir şey var.

Diyor ki:

“Bülent Arınç bugün böyle söylüyor ama yarın ne söyleyeceği belirsiz. Söylenenler başka, yapılanlar başka... Toplama bakıldığında bir muğlaklık var. Bu muğlaklığı ortadan kaldırmak gerek.”

*

Peki ya şehit düşen askerler? Onlar için de empati gerekmiyor mu?

Diyor ki Kışanak:

Empati sorunların çözümünde önemli rol oynar, çözümde ilerletir bizi. Çatışmalardan kaynaklanan travmaları anlamamız lazım. Tek çocuğunu askere yollamış ve çatışmada kaybetmiş anne ve babaları da anlamamız lazım.”

*

Ve konu geliyor Roboski’ye...

Diyor ki Kışanak:

Madem empati dönemi başladı, o zaman Bülent Arınç benzer bir empatiyi Roboski’de katledilenler için de kurmalı...”

 

X