Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Clinton Türkiye'de doğsaydı!

Doğan ULUÇ

Özel Savcı Kenneth Starr'ın 445 sayfalık raporu Bill Clinton'ın perde arkası kişiliğini tüm çıplaklığıyla kamuoyu önünde sergiledi. Amerika'lılar şimdi İnternet'te ABD Başkanı'nın kızı yaşında stajyer Monica'yla nasıl seviştiklerini ayrıntılarıyla izlemeye çalışıyor. Bill ile Monica'nın dünya halklarının kaderini şekillendiren Beyaz Saray'da iki yılı aşkın süren seks cambazlıkları ucuz porno kitaplarına taş çıkartacak ölçüde bayağı.

Ama Clinton gidici. Şimdiye kadar diğer kadınlarla kısa-uzun aşk kaçamaklarıyla çeşitli yolsuzluk suçlamaları cilalı kişiliğinde tutunamayan yerkürenin en güçlü adamı, bu kez Savcı Starr'ın Kongre'ye gönderdiği ağır faturanın altından kalkacağa benzemiyor. Başkent Washington tam bir karmaşa içinde. 2600 sayfadan 445'e indirilen iddianame ile 35 kutuyu dolduran ifade, sorgulama, delil ve belgelerin ABD Başkanı'nın siyasi yaşamını noktalayacağa benziyor.

Özel Savcı Starr, Monica'yla aylarca inkar ettiği aşk ilişkisini ağustos ortasında doğrulayan Başkan Clinton aleyhinde ‘yemine rağmen yalan beyan, yasaların işleyişini engelleme, şahitleri yalan ifadeye teşvik’ suçlarıyla Senato'da yargılanmasını istiyor. Temsilciler Meclisi Clinton'ın işlediği suçları inceledikten sonra Senato üyelerinin jüri konumunda geçerek dava açılıp açılmayacağına karar verecek. Bu arada bazı gazeteler ABD Başkanı'na ‘İstifa et. Veya anayasanın 25’inci maddesindeki hüküm gereğince yetki ve görevleri ifa edemeyeceğini belirterek yetkilerini yardımcına ( Al Gore) geçici devret. Meclisde dava açılmasını kabul ettiğini bildir' şeklinde önerilerde bulunuyor.

Bill Clinton ise şaşkın ördek gibi. ABD Başkanı son bir haftadır TV ekranlarında, radyolarda, katıldığı toplantılarda konuyu yalanladığı ilişkiye getirip herkesten af diliyor. Geriye dönüşü imkansız bir skandal hortumunda kıvranan Clinton, Kongre'deki Demokrat'lardan kabinesindeki bakanlara, Beyaz Saray'daki yardımcılarından Amerikan Yahudi kuruluşları temsilcilerine Monica'yla seks ilişkilerinde yalan söylediğini itirafla ‘Hata ettim, yanlış yaptım. Ama gerçeği gördüm. Bundan böyle evlilik dışı sekse yönelmeyeceğim’ diye günah çıkarıyor.

Ama Amerikan sosyal düzeni cinsel dürtülerinin esiri dahi olsa devlet başkanının ‘af yakarışı’nda savunma yolunu seçmesini yadırgıyor. Napolyon Bonapart, ‘Politikada asla ve asla geri çekilmeyeceksin. Hata yaptığını asla kabul etmeyeceksin’ diyerek liderin zaaf sergilemesinin siyasi intihar olacağını 150 yıl önce belirtmişti.

Monica'ya 100'ü aşkın kadınla seks yaptığını söyleyen Clinton, yıllardır basında yer alan çapkınlıklarını yalan ve inkara kalkışmak yerine ‘Özel hayatım kimseyi ilgilendirmez. Önemli olan başkanlık görevimi yerine getirmem’ şeklinde geçiştirmiş olsaydı evlilik dışı seksin yaygın olduğu bu ülkede hoşgörüyle karşılaşır, başına bunlar gelmezdi.

Beyaz Saray krizinin özellikle Türkiye gözlüğünden bakışla ibret verici önemli bir yönü var. Dünya lideri ülkenin başkanını sıradan bir savcı sorguya çekebiliyor. Seks yaptığını yemin altında inkar ettiği, yasaları engellediği gerekçesiyle görevinden azlini isteyebiliyor. Oysa bu konuda yalan dahi söylemiş olsa niye yargılansın? Evli hangi erkek, hele kudretin zirvesinde, aşk kaçamaklarını gönüllü ifşa ediyor ki?

Biz son çeyrek yüzyılda üst düzeyde nüfuz suistimali yapan, hazineyi dolandıran, çıkın altından astronomik servet çıkaran sihirbazlar(!), devlet ihalelerini yakınlarına peşkeş çeken, ‘verdiysem ben verdim’ diye usulsuzlüğü savuşturan, kendisini, ailesini zengin eden yöneticilerin hikayelerini içimiz sızlayarak izledik. Vurgun, soygun furyasında savcıların elinin bağlandığı, yasaları çiğnediği belgelerle tesbit edilenlere karşı hukuk düzeninin kitlendiğine, suç dosyalarının rafa kaldırıldığına şahit olduk.

Amerikan ekonomisini düze çıkaran, eğitim ve sosyal reformlarıyla halkına refah ve huzur getiren, ülkesini dünya liderliğine taşıyan Bill Clinton yanlış topraklarda dünyaya gelmiş. Türkiye'de doğmuş olsaydı her sokağa adı verilir, her meydana heykeli dikilirdi.













X