Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cızzz, önseçim el yakıyor

GENEL Merkezde kesine yakın bir tercih var, “önseçim olmasın”.

Buna karşılık, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu “önseçimden yana”.
Henüz kesin karar yok,  ama, yine de bir eğilim var. CHP’de önseçim her yerde olmayabilir.
Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı seçildiğinde, örgütüne önümüzdeki genel seçimlerde önseçim yapılacağına ilişkin söz veriyor. Bu sadece CHP açısından değil, ülkede demokrasinin işlerliği açısından da, önemli.
12 Eylül öncesi ve sonrasında büyük partilerde genellikle önseçim yapılıyor. Bu parti içi demokrasinin yerleşmesine, daha önemlisi, önseçim yapan partinin seçimden daha güçlü çıkmasına yol açıyor.
Önseçim üzerinden siyaset yerelleşiyor, el ele, göz göze yapılır hale geliyor, insanlar karşılarında bulacakları, tanıdıkları birini görmek istiyor.
ÖRGÜT ÖNSEÇİM İSTİYOR
Önseçim bu kadar gerekli olmasına rağmen, Genel Merkezin nabzı pek öyle atmıyor.
Her şeyden önce, CHP’nin yeni yönetim kadrolarının tabanla bağları zayıf. Bu önseçim kararı için ciddi bir handikap.
Bugün parti yönetiminde olup da, önseçim isteyen kaç kişi var? Herhalde epey sınırlı.
Bugün parti yönetiminde olup da, önseçime girdiği takdirde, seçilebilecek bir sıraya gelecek kaç kişi var? Herhalde epey sınırlı.
Bunu onlar da biliyor ve önseçime engel olmaya çalışıyor. Kılıçdaroğlu’nun verdiği sözle çelişen bir durum.
Buna rağmen, CHP yine de belli yerlerde önseçime gidebilir. Ama, bütün Türkiye’de önseçim yapılacak illerin sayısının çok olabileceği ihtimali şu anda zayıf. 
Örneğin, Güneydoğuda önseçim ihtimali zayıf. Büyük illerde ise, güçlü.
Oysa, pek çok il başkanı ve örgüt önseçim istiyor.
Önseçim bazılarının elini yakabilir, buna karşılık partiyi güçlendirir.
ERKEN BELİRLEMEK
Karar verilecek konu sadece önseçim değil, aynı zamanda adayların da belirlenme sürecinin hızlanması  gerek.
2009’daki yerel seçimlerde CHP’nin en büyük eksikliklerinden biri, özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi başı çeken illerde belediye başkan adaylarını hayli geç belirlenmiş olması. O eksiklik bu üç büyük ilde CHP oylarını olması gerekenin altına çekiyor.
Şimdi genel seçimde benzer durumun yaşanmasını önlemek üzere, milletvekili aday belirleme yöntem ve takviminin bir an önce açıklanması yerinde olur.

Seçmen tercihi borsa endeksi değil

İÇKİ yasaklanıyor, mahalle baskısı artıyor mu?
Heykele “ucube” denir mi?
Galatasaray Stadyumundaki protesto organize mi, seyircinin içten gelen tepkisi mi?
Son günlerin medyada bu kadar yoğun biçimde tartışılan bu konuları AKP’ye puan kaybettiriyor mu, yoksa pek etkilemiyor mu?
Yıllardır kamu oyu araştırmalarıyla halkın nabzını ölçen dört, beş kuruluşun yöneticisine bunları soruyorum. Bu tartışmalar sonrasında yapılan son bir anket yok. Ama, deneylerinden hareketle, onların izlenimleri var. Aldığım yanıtları toplarsam, özetle:
-  İçki tartışması Tayyip Erdoğan’a puan kaybettirmiş olabilir.
-  Galatasaray tartışması da, Tayyip Erdoğan’a puan kaybettirmiş olabilir.
-  Heykel tartışmasında Erdoğan’ın puan kaybetmiş olma ihtimali zayıf.
Bu izlenimler şuna göre:
İçki olayında halk özel hayata müdahale edildiği inancında olabilir. Galatasaray olayında halk bir kulübün, bir camianın aşağılandığı inancında olabilir.
Heykel olayında halk, “helal olsun, Başbakan delikanlı, sözünün arkasında durdu” inancında olabilir.
Bu gözlemlerin toplamında, bu olaylar AKP oylarını hiç etkilemiyor mu yoksa aşağı mı çekiyor? Kamuoyu araştırmacılarının bu soruya verdikleri yanıt çok düşündürücü:
“Seçmen tercihleri borsa endeksi değil, bir günden diğerine ani değişiklik göstermez.”
Demek ki, iş muhalefete düşüyor. Türkiye’de belli olaylar yaşayıp, ona, “öyle değil, böyle” diyerek, tepki göstermek yerine, iktidara oynayacaksa, gündemi muhalefetin belirlemesi gerekiyor. Şu anda bu eksik.

CHP’de Kürt  Raporu yok

YAZILDI, yazılıyor,yazılacak gibi açıklamalarla kamu oyu bir süre o konuya odaklanıyor. CHP’nin Kürt Raporuna.
Herkes merak ediyor, o rapor sorunu çözmek için neleri öngörüyor, diye. Ancak, şimdi öğreniyorum ki, öyle bir rapor olmayacak.
Genel Merkez raporu bürokratik ve statik  buluyor ve ekliyor: “AKP’nin Kürt Raporu var mı?”
Yok, tamam, ama sonuçta istenen amaca ulaşılmamış olsa bile, Kürt açılımı  başlıklı bir politikası var. Bunu söyleyince, CHP şunu vurguluyor:
“Biz de, sürekli olarak politika üreteceğiz, bu daha dinamik, bir rapor yazıp, bu şöyledir, bu böyledir, diyerek rapora bağlı kalmak statik.”
 Şimdi ben bu dinamik politikayı merak ediyorum.

X