Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Cızırtı, sırra kadem…

    Hürriyet Haber
    15.01.2006 - 19:13 | Son Güncelleme:

    HAYVANLAR ALEMİ (39) - Sevgili Serdar, Benek yavrularına karşı son derece dayanıksız çıkmıştı. Onların yeni evlerine ulaşması, sıcak yuvaya kavuşarak sokaklardan kurtulması karşısında sevinmişti başlarda. Ama onların kokusunu özlemiş, evlat hasretinin ne demek olduğunu bir ay geçmeden anlamıştı. Yavruları burnunda tütüyordu ve kendisini sorumlu tutuyordu. (Sezai BAYAR / Ankara)

    Cızırtı, yani tek kardeşi olan yaramaz Cızırtı dünyadan habersiz, gamsız ve başıboş bir yaşam sürüyordu. Onun için yaşam maceraydı ve sokaklar korku dolu da olsa her anıyla maceranın içine çekiyordu onu. Ara sıra Nataşa ile de sıcak ilişkileri olmuyor değildi hani. Hoşlanıyorlardı işte birbirlerinden saklayacak halleri de yoktu. Ama Nataşa işini bilen bir dişiydi ve Cızırtı’dan çocuk sahibi olmamak için ellerinden geleni yapıyordu. Masume’nin nasihatlerini harfiyen yerine getiriyordu. Nataşa’ya göre çocuk sahibi olmak için koşullar oluşmamıştı ve güvenli hayvan barınakları veya havyanlar için rehabilitasyon merkezleri açılmadan çocuk sahibi olmak acı çekmekten başka bir anlam taşımıyordu onun için.

     

    Cızırtı da pek oralı değildi. Esas derdi uzaklara, çok uzaklara gitmekti, yabancı ülkelerdeki hemcinslerinin yaşadıkları ortamı, şartları merak ediyordu. İnsanların hayvanlara karşı tutum ve davranışlarını mukayese etmek istiyordu. Hayvan hakları yasası orada nasıl işliyordu? Gerçi sokaklarda hayvanların kaka yapmaları yasaktı. Zaten en çok buna takılmıştı kafası. Bula bula ana caddeyi pisletmek ne anlama geliyordu ki. Galiba insanlardan bir anlamda intikam mı alıyorlardı acaba? “Ben sizin yaptığınız caddelerin içine…” diyerek mi pisletiyorlardı her yeri. Gerçi özellikle köpek sahipleri pislikleri hemen toplamak zorundaydılar ama yine de bazı hayvansavar cepheleri, pisliklere karşı savaş açmışlardı oralarda da.

     

    Cızırtı’nın kafası karışıktı, hatta annesi Masume’ye tek kelime açılmıyordu geleceği açısından. Zaten erkek evlatlar analarından oldukça uzak yaşamayı tercih ediyorlardı. Cızırtı da Masume için bir sır küpüydü. Ama annelik işte Cızırtı’nın üzerinde titiyordu titremesine de Masume pek belli etmiyordu bu duygularını.

     

    Ve bir süre sonra Cızırtı site bahçesinde görünmez oldu.

     

    Bir iki, bilemediniz üç gün kendi başına takılan Cızırtı’nın bir haftadır ortalıkta görünmemesi herkesin dikkatini çeker hale gelmişti. Nataşa da farkındaydı bu kaybın. Ama “Serserinin teki, nasıl olsa yarın, öbür gün gelir” diye kayıtsız kalmıştı bir süre. Daha sonra o da kuşkulanmaya başlamıştı. Cızırtı ne de olsa ailesine düşkündü ve sitenin yaşam alanı dışında pek uzun süreli kaçışları olmamıştı.

     

    Site ahalisi Cızırtı’nın uzun süredir kaybı karşısında kayıtsızdı. Hatta onunla ilgili fıkralar üretilmeye başlamıştı bile.

     

    Cızırtı Amerika’ya kaçmış olabilirdi.

     

    Bir kısım dedikoducu ise geçenlerde okudukları bır dış kaynaklı haberden hareket edip Cızırtının Amerika’ya değil, Avrupa’ya gitmiş olabileceğini ileri sürüyorlardı.

    “Seyyah kedi” başlığı ile yayınlanan habere göre, güya bir ay kadar önce ABD’nin Wisconsin Eyaleti’ndeki evinden kaçan Emily adlı kedi, Fransa’da ortaya çıkmıştı.

    Maceraperest kedinin bir kargo gemisine binerek, Fransa’ya gittiği; Atlantik Okyanusunu geçerken gemideki fareleri yediği anlaşılmış. Emily’yi rıhtımda bulan gemiciler, tasmasındaki bilgilere bakarak sahibine ulaşmış. Sahibi, kedisine bir an önce kavuşmak için uçak bileti yollayacağını açıklamış.

     

    Masume bu haberi duyunca dünyada neler olduğuna hayret etmekten geri kalmadı. Ama Cızırtı’nın öyle Ankara’dan kalkıp, önce İstanbul, ya da İzmir’den bir gemiyle Avrupa’ya gideceğine asla inanmayacağını ilan etti site sakinlerine: “Bizim Cızırtı değil Fransa, Ulus’a bile gidemez. Tembelin tekidir o. Üstelik ana kuzusudur ve semtten ayrılamaz” diyerek görüşlerini açıklıyordu.

     

    Peki Cızırtı nereye gitmişti?

     

    İki kardeşi cinayete kurban giden Cızırtı’nın başına da aynı akıbet gelmiş olabilir miydi?

     

    Tomi ve Reis seri cinayet işleyen katil ya da katilleri aylardır neden bulamamışlardı? Hiç bir iz elde edememiş olmaları hayret verici değil miydi? Karasurat ve ailesi neden yakın takibe alınmamıştı aylardır?

     

    Masume, hemen cinayeti soruşturmakla görevli heyet üyelkerini toplantıya çağırmaya karar verdi. Toplantı derhal yapılmalı,süratli hareket edilmeliydi.

    Sevgiler,

     

    Sezai

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı