Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    ‘Çizgisini’ bozmayan zımba gibi romanlar

    BAĞIŞ ERTEN bagis.erten@gmail.com
    03.11.2017 - 15:39 | Son Güncelleme:

    Çizgi roman literatüründe yeni ufuklar açıldı. Son bir yılda harika eserler art arda Türkçeye çevriliyor. İşte size ‘Fuardan almadan dönmeyin’ tadında 10 nefis çizgi roman.

    Fabio Moon ve Gabriel Ba imzalı ‘Güngezgini’ kurgusu açık ara en iyi çizgi roman... Üçüncü öyküden itibaren size öyle bir tokat atıyor ki, “Vaay be” diye ağzınız açık kalarak kitabı yutuveriyorsunuz.

    Desem ki, Amerika’nın fantastik çizgi romanlarını koyun bir kenara. Teksas-Tommiks’i ve İtalyan ekolünü de. Tenten, Asteriks, Spirou, Red Kit gibi ‘Frankofonlar’ da beklesin biraz. Bir dolu edebiyat uyarlaması var ya; onları da geçin. ‘Yeni Başlayanlar İçin’ serisini de unutun. Yetmedi, koskoca Manga külliyatına da dönün sırtınızı. “Geri neyi kalır ki” çizgi romanın? “Koskoca bir hiç” diye düşünüyorsanız fena halde yanılıyorsunuz. Alice asıl harikalar diyarına bundan sonra düşüyor.
    Son yıllarda özellikle de 2016-17 dönümünde öyle bir çizgi roman külliyatına kavuştuk ki, gerçekten de büyülü dünyalar kapılarını romana asıl şimdi açıyormuş. ‘Büyülü’ lafın gelişi, ortada büyü falan da yok, uçan kaçan da. Ama nefis bir edebiyat, ezber bozacak kadar yenilikçi çizimler, algımızı genleştirecek kadar etkili tarzlar var. Anglo-Amerikan dünyanın ödüllü çizimleri de Türkçede, Batı’nın serinkanlılığı da, Latin dünyanın dinamizmi de, ‘yerli ve milli’ değil yerli ama gayet beynelmilel kalemler de...
    Bakın, yıllar içinde oluşmuş bir şeyden bahsetmiyorum. Gıpgıcır bunlar. Düşünün, bu listede, geçen 5-10 yıl içinde yayımlanmış olan öncü eserler yok! Misal? Başta MK Perker ve eserleri. O liste dışı ve onursal başkan. Levent Cantek’in on yıllardır bu literatüre kazandırdığı nefis işleri de şapka çıkararak geçiyoruz. O da maçın hakemi sayılır. Hatta ‘yeni’ olmadıkları için şu muhteşem işleri dışarıda bırakıyoruz: Spiegelman’ın gelmiş geçmiş en iyi çizgi roman seçilip duran ‘Maus’u, hepimizin gayet iyi bildiği Satrapi’nin Oscar ödüllü ‘Persepolis’i, meşhuuur ‘V for Vendetta’, memleket coğrafyasına dair açık ara en güzel kitap olan ‘Ayvali’, Bechdel’in yaşamöyküsü şaheseri ‘Cenaze Evi-Şenlik Evi’, Jason Lutes’in tarih yolcusu ‘Berlin’ dizisi, Sacco’nun gazetecilikle çizgi romanı birleştiren ‘Filistin’ gibi kitapları, Doksiadis ve Papadimitru klasiği ‘Logicomix’, yerli çizerleriyle ufuk açan ‘Otel Pasifik’, ABD işi ama fantastik olmayan Azzarello-Risso ikilisinin ‘100 Kurşun’ serisi...Evet, bunlar (unuttuklarımızı saymazsak) listede yok!
    Bunun dışında ne olabilir ki?
    Şahsen on taneye indirmek için bayağı zorlandığım koskoca bir liste! ‘Büyük Fuar Sayısı’ olmasa editörlerle “Yirmi olsun” pazarlığına bile otururdum vallahi. Bu kadarıyla idare edin artık! Ama öyle bir ‘onluk seri’ ki bu, gaza getirirseniz beğenmeyene para iadesi bile yaparım!
    Abartıp, listeye girişmeden önce bir de özür listesi koyayım. Liste dışı kalanlar ama kefil olmaya devam ettiğim diğer kitaplar da şunlar: Auteur sinemanın İspanyol referansı Bunuel’in bir sözünden yola çıkan Elodie Durand’ın ‘Parantez’i, Mary ve Bryan Talbot’un Suffragette hareketinin öncülerinden Sally Heatcote’un öyküsünü çizdiği ‘Öncü Kadınlar’, Jeff Lemire’in Kanadalı bir çocuğun gözünden anlattığı/çizdiği ‘Essex County’ serisi, Florent Silloray’ın ünlü savaş fotoğrafçısı Robert Capa’nın hayatını anlattığı ‘Capa: Kayıp Giden Bir Yıldız’ı... Daha da var, ama artık listeye geçelim. Külliyata saygı duruşu derken yazı bitti yahu!

    10 Guy Delisle’nin ‘Pyongyang-Kuzey Kore’ye Bir Yolculuk’u aslında Sacco’nun çizgili gazetecilik diyebileceğimiz ekolünün devamı gibi. Ama bir yandan da ‘Persepolis’ atmosferi barındırıyor. Kuzey Kore’de, hiç bilmediğimiz bir coğrafyada ‘gereksiz taramalardan kaçınarak’, çekine çekine harika bir portre çıkarıyor. Ürpertici ve basit. Zaten çizerimiz devamını da getirdi bu dizinin. Shenzen ve Burma kitapları da var. (Evet, bunlar da çevrildi!)
    Pyongyang-Kuzey Kore’ye Bir Yolculuk, Guy Delisle, Karakarga, 2016

    09 David Beauchard’ın otobiyografik şaheseri, ödüle doymayan başyapıtı ‘Epileptik’in cazibesi, normal normal anlatır gibi yapıp sizi zaman/kültür bağlamında gezdirmesi. Bir çocuğun gözünden çıkmanın naifliğiyle yakıcı bir tarih anlatısı kullanıyor David B. Üstelik bunu yaratıcı bir siyah beyaz dille yapıyor.
    Epileptik, David B, Karakarga, 2017
    08 Seth’in (gerçek adı Gregory Gallant) ‘Güçsüz Düşmezsen Hayat Güzeldir’inin metni aslında bir film senaryosu ve kendisi de bir film. Ama kendini çizgi roman sanıyor. Bildiğiniz bağımsız Amerikan sineması tadı. Seth’in pek duyulmamış bir New Yorker çizeri olan Whitney Darrow JR’ın peşine düşmesi ve bunu hayatın sorunlu akışı içinde anlatışı hayranlık uyandırıcı. Sayın Gallant’ın kendisi de bir New Yorker çizim üstadı zaten. Çizimlerde hemen derginin o güzelim kapaklarının kokusunu almanız için iki sayfa okumanız yetiyor.
    Güçsüz Düşmezsen Hayat Güzeldir, Seth, Karakarga, 2017

    07 Hem ‘yerli ve milli’ hem de listedeki tek kadın. Özge Samancı’nın ‘Bırak Üzülsünler-Türkiye’de Büyümek’ini sevmenin yaşı yok. Alın kardeşinizle, çocuğunuzla, torununuzla beraber okuyun. Resimli Türkiye tarihinden pasajlar. Kurgu ve sürekliliği de ayrıca övülesi. New York Book Show’da boşa ödül almamış. O naif tadı gerçekten eşsiz. Sanırım daha üst sıralara koymalıydım. Yanlış yaptım.
    Bırak Üzülsünler-Türkiye’de Büyümek, Özge Samancı, İletişim, 2017

    06 Gianni Pacinotti, namı diğer Gipi kendini İtalyan sanıyor olabilir. Ama ‘Oğullar Diyarı’ bunu tekzip ediyor. Hiç alışmadığımız bir tarz ve kara-öykü bu. Sadece distopik dünyası değil, bunu çizime de uyarlaması çok etkileyici. Afrikalı ya da İskandinav falan olsa, “Tabii işte orası da böyle herhalde” derdik. Ama adam, İtalyan ekolüne şirk koşup bunları çiziyor. Üstelik öyküsü en vurucu olanlardan.
    Oğullar Diyarı, Gipi, Karakarga, 2017

    ‘Çizgisini’ bozmayan zımba gibi romanlar  ‘Çizgisini’ bozmayan zımba gibi romanlar ‘Çizgisini’ bozmayan zımba gibi romanlar   
    ‘Çizgisini’ bozmayan zımba gibi romanlar  ‘Çizgisini’ bozmayan zımba gibi romanlar ‘Çizgisini’ bozmayan zımba gibi romanlar 


    05 Burada hile var. Fabio Moon ve Gabriel Ba’nın asıl eserini bu listeye koymak için ‘İki Kardeş’i bahane ediyorum. Aslında o da nefis. Hatta onların çizdiği/yazdığı her şey nefis. Ama ‘Güngezgini’ başka bir şey. Kurgusu açık ara en iyi çizgi roman bence. Üçüncü öyküden itibaren size öyle bir tokat atıyor ki, “Vaay be” diye ağzınız açık kalarak kitabı yutuveriyorsunuz. Kötü haber, ‘Güngezgini’nin baskısı yok. Buradan çağrımız olsun. Yeni baskısını isteriz. Ben 20 tane alır, tanıdığım herkese hediye ederim, söz.
    İki Kardeş, Fabio Moon-Gabriel Ba, Çizgi Düşler, 2017

    04 Bir edebiyat profesörü olan Basklı Antonio Altarriba Ordonez’in çizer Kim’le beraber yarattığı (ve Kim’in kim olduğunu ne yazık ki bulamadığım) ‘Uçma Sanatı’ belki de en dokunaklı kitap. Yazarın babasının İspanya İç Savaşı’ndan başlayıp intiharla biten dramatik öyküsü öyle içine alıyor ki insanı, üstüne İspanya İç Savaşı kitaplarına girebilirsiniz. “Ken Loach’un ‘Ülke ve Özgürlük’ filmi mi bu mu?” deseniz vallahi tereddüt ederim. Çünkü burada çok ‘içeriden’ yaşanan bir hayat var. İspanya’da almadık ödül bırakmayan kitabın Türkçe ilk baskısı 2011’deydi. Neyse ki bu yıl tekrar basıldı. Yetmedi, devamı da geldi. Antonio Altarriba’nın annesinin öyküsü de çevrildi.
    Uçma Sanatı, Antonio Altarriba, Aylak Kitap, 2017

    03 Burada gene hile yaptım. Üstüme gelmeyin, yapmak zorundaydım. Çünkü böyle bir liste Jacques Tardi’yi dışarıda bırakamaz. Hem Fransız polisiye üstadı Leo Malet’nin ‘İstasyon Sokağı No: 120’ adlı romanını çizime uyarladığı kitabı bu yıl çıktı ve kurala uyuyor. Ama Tardi asla bundan ibaret olamaz. ‘Halkın Çığlığı’ ikilemesi, ‘Adele Blanc-sec’ serisini koyun bir kenara. Sadece ve sadece ‘Siperlerdeydik’ bile o kadar iyi, o kadar sarsıcı ki onsuz bir liste yaparsam çarpılırım korkusuna kapıldım. Yani üçüncü sıra bir kitabın değil, direkt Tardi’nin kendisinin.
    İstasyon Sokağı No: 120, Leo Malet-Tardi, Aylak Kitap, 2017

    02 İyice düzenbaz oldum, çıktım. İki numarada da bir el çabukluğu var. Ama bu sefer ceza indirimi alırım. Shaun Tan’ın ‘Taşradan Öyküler’i tek başına da çok iyi. Ama çizgi roman sayılmaz. Daha çok çizgili öyküler gibi. ‘The Lost Thing’ adlı kısa animasyonla Oscar kazanan Avustralyalı sanatçının asıl büyük eseri birkaç yıl önce çıkan ‘Uzak’. Tan onunla en iyi çizgi roman ödülü de aldı, en iyi çocuk kitabı ödülü de en iyi kitap ödülü de. Aile boyu okuyunuz, seyrediniz, hayran olunuz lütfen.
    Taşradan Öyküler, Shaun Tan, Desen, 2017

    ‘Çizgisini’ bozmayan zımba gibi romanlar ‘Çizgisini’ bozmayan zımba gibi romanlar ‘Çizgisini’ bozmayan zımba gibi romanlar

    01 Sanırım taraflı bir seçim oldu bu. Manu (Emmanuel) Larcenet sadece çok etkileyici bir öykü anlatmıyor; onu basit ama dokunaklı bir şekilde çizmiyor, türü de genleştiriyor. Son derece sıradan bir hikâyeyi öyle şiirsel aktarıyor, üstüne ruh halini çizim farklılıklarıyla öyle bir yansıtıyor ki hayran kalıyorsunuz. Pedro le Coati, Spirou gibi klasiklerin olduğu bir okuldan yetişip, aynı çizim diliyle büyüklere bu kadar güzel bir anlatı sunmak hakikaten eşsiz. Taraflı seçim ne peki? ‘Sıradan Zaferler’in konusu pek çoğumuzun yaşadığı küçük burjuva büyük hayatlar. Panik atak, aile kurma korkusu, yiten sosyal haklar, kent dokusu, yeni sanatçılar ve onların ‘bohemya’sı... Kitaptan ‘biz’e o kadar çok köprü var ki Manu’yla bir kadeh tokuşturmak geliyor insanın içinden. Şerefine Mösyö Larcenet!
    Sıradan Zaferler, Manu Larcenet, Karakarga, 2016 

    Etiketler: Kitapsanat , çizgiroman
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı