Gündem Haberleri

    Cinnah fısıltıları

    Hürriyet Haber
    20.10.2003 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Koltuğunu Baykal'a kaptırdıBAŞBAKAN Tayyip Erdoğan'ın, randevularına geç kalma konusunda haklı bir ünü var. Ama genelde Çankaya Köşkü'ndeki programlara ucu ucuna da olsa yetişirdi. Ta ki 7 Ekim akşamına kadar...Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in konuğu Bulgaristan Cumhurbaşkanı Geogi Parvanov onuruna verdiği akşam yemeği, Erdoğan için çok kritik bir güne, ‘‘tezkere rövanşı’’na rastlamıştı.Erdoğan, Irak'a asker gönderme tezkeresinin kabul edildiği saate kadar, endişeli ve yoğun anlar yaşadı. Tezkere kabul edildikten sonra da rahatlayarak basın toplantısı düzenledi. Ama her mutlu anda olduğu gibi saat hızla ilerliyordu. Ve Erdoğan, Sezer'in geçen salı akşamı saat 20.00'de verdiği yemeğe 15 dakika gecikti.YERİNİ DOLU GÖRÜNCE ŞAŞIRDIErdoğan salona hızla girdi ve Sezer'in konuk cumhurbaşkanlarına verdiği yemeklerde her zaman oturduğu yere yöneldi.Ancak Sezer ve konuk Cumhurbaşkanı'nın eşinin yanında kendisine ayrılmasını beklediği yerde, anamuhalefet partisi CHP'nin Genel Başkanı Deniz Baykal oturuyordu.Bir an duralayan Erdoğan görevlilerin de yardımıyla Baykal'ın karşı tarafına, Semra Sezer ile Olcay Baykal'ın arasına oturdu. Aslında oraya da normal protokolde TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın oturması gerekiyordu. Ama Başkan Arınç da yemeğe gelememişti.Geç gelen Erdoğan da yerini kaybedip, TBMM Başkanı'ndan boş kalan yere, Semra Sezer'in yanına oturdu.GEÇ KALDIM ÖĞRETMENİMOturur oturmaz da Semra Sezer'i gülümseyerek selamladı ve gecikmesinin nedenini aktardı. Emekli sınıf öğretmeni olan Semra Sezer de, belki de yıllarca derse geç kalan öğrencilerinin mazeretlerini dinlemeye alışık olmasının verdiği rahatlıkla Erdoğan'ı gülümseyerek karşıladı.Gerçi Erdoğan emekli öğretmen Semra Sezer'e ‘‘geç káğıdı’’ getirememişti. Ama sıcak, esprili bir dille, gönlünü alıp gülümsetmeyi başarmıştı.Meclis bülteninde ‘Yepyeni Şafak’TBMM Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı, her gün ‘‘basın özetleri’’ni içeren bir bülten hazırlar. Geleneksel hale gelen bu bülten, yüksek tirajlı gazetelerden başlamak üzere öncelikle Meclis gündemine, daha sonra da ülke gündemine ilişkin önemli haberleri kapsar. Tüm gazeteleri okumaya zaman bulamayan milletvekillerinin çoğu güne bu özetleri okuyarak başlar.TERCİHLER DEĞİŞTİSon yıllarda bu küçük bülten, ilginç bir misyon üstlendi. Bültene alınan gazete tercihleri, Meclis yönetiminde hangi partinin ya da görüşün olduğunu da bülten okurlarına hatırlatır oldu.Bu konuda ilk uygulama DSP-MHP-ANAP koalisyonu döneminde MHP'li Ahmet Çakar'ın İdare Amiri olduğu dönemde başladı. Çakar'ın MHP'nin yayın organı olan Ortadoğu Gazetesi'nden aktarılan özetleri basın bültenine koydurması, diğer partilerden milletvekillerinin tepkisine neden oldu.İCRAATIN İÇİNDENŞimdiki basın bülteninde ise Yeni Şafak Gazetesi'nin haberleri, dikkat çekiyor. Genellikle AKP hükümetini ve Meclis yönetiminin hizmetlerini öven haberlere bültende öncelik verilirken, büyük tirajlı gazetelerin haberleri sonlara atılmaya başlandı. Tabii, iktidara yakın görüşlere sahip köşe yazarlarının yazıları da Meclis bültenini süslüyor artık.‘Mini’ sohbetANKARA Çayyolu'na kurulan yeni alışveriş merkezinin açılışında da, törene ünlü iki manken Aysun Kayacı ve Çağla Şikel ‘‘minimini’’ etekle katıldı. Açılış töreninin protokol konukları ise AKP'nin iki bakanıydı. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun kurdeleyi mini etekli manken Aysun Kayacı ile birlikte kestiler. Törende Aksu'nun ilgisi daha çok pandomim gösterisi yapan erkek sanatçıda odaklaştı. Esprili, keyifli sohbetleri, doğduğu Ercinzan’ın Kemaliye İlçesi'ne bağlı Başpınar Köyü için dizelediği şiirleri, yazdığı ‘‘Mahzunlaşmış Yine Pınarın Başı’’ gibi şarkıları ile tanınan Coşkun ise manken Aysun Kayacı ile tokalaşarak bir süre sohbet etti. ANAP kökenli, liberal görüşlü Bakan Coşkun zaten kadına saygıda kusur etmez, mini etekli ya da tesettürlü ayırt etmezdi.Elçiler kararnamesi hayal kırıklığıDIŞİŞLERİ Bakanlığı'nda aylardır tam bir yılan hikáyesine dönen büyükelçiler kararnamesi sonunda hayal kırıklığı yaratan bir finalle sonuçlandı. Hayal kırıklığının nedenleri muhtelif. Bunlardan biri, kararnamenin dar tutulmuş olması ve merkezde artık kangren halini alan yığılmayı, tıkanıklığı çözecek bir açılım getirmemesi. Kararname, reformcu bir anlayışı yansıtmıyor. İkinci neden, kararnamenin liyakat faktörünün değerlendirilmesi açısından kırık not almış olması. Özellikle iki atama, bakanlığın koridorunda konsensüs yaratmadı.İK POLİTİKASI YANLIŞBirincisi, her zaman en zor işlere koşturulan, son olarak yerel halk ve aşiretlerin eğilimini ölçmek üzere Irak'a gönderilen Büyükelçi Selim Karaosmanoğlu'nun herkesi şaşırtan bir kararla Abu Dabi'ye gönderilmesiydi. Büyükelçi olarak ilk çıkışını Bağdat'a (1996-2001) yapmış olan Karaosmanoğlu için bu kez Abu Dabi'nin öngörülmesi, ciddi bir değerlendirme hatasını yansıtıyor. Daha önce İsrail Büyükelçiliği (1995-99) yapmış olan ve kuvvetli bir sicile sahip olan Barlas Özener'in kararnameyle Malezya'ya gönderilmesi de, insan kaynaklarının (İK) rasyonel kullanımı açısından hatalı bir tercih olarak göze çarpıyor.DİRİÖZ ELÇİ OLDU Kararnameyle 65 yaş sınırına yaklaşıp emeklilik menziline giren Vatikan Büyükelçisi Filiz Dinçmen, Abu Dabi Büyükelçisi Ünal Ünsal ve Litvanya Büyükelçisi Nazım Belger ise merkeze alınıyorlar. Üst kademelerdeki bu gibi sıkıntılı atamalara karşılık, kararname 7 diplomatın ilk kez büyükelçi unvanı kazanmasına sahne oldu. Bu isimler içinde Türk kamuoyunun yakından tanıdığı Dışişleri Sözcüsü Hüseyin Diriöz de var. Diriöz Ürdün Büyükelçisi oldu.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı