Gündem Haberleri

    Cinnah fısıltıları

    Hürriyet Haber
    03.10.2005 - 01:53 | Son Güncelleme:

    Yusufçuğun sırrı

    BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, geçen hafta izlediği bir defilede, kaçınılmaz olarak, objektiflerin ilgi odağındaydı. Hele bir de ellerine Hint kınasıyla dövme yapılınca kameralar o yana koşturdu, flaşlar ardı ardına patladı.

    Objektiflerin görüntülediği nakışlı dövmelerin yer aldığı karelere Emine Erdoğan’ın yakasındaki broş da girdi. Üzeri renkli taşlarla süslü gümüş broş, yusufçuk böceği biçimindeydi.

    YAKIŞIKLI KİŞİ

    Biz de yusufçuğun neyi simgelediğini merak ettik. İnterneti biraz tarayınca öğrendik ki, meğer Yusuf peygamberin ulaştığı mertebe ve yüz güzelliğinden dolayı ‘güzel-yakışıklı kişi’ anlamında da kullanılan ‘Yusufçuk’, Kuran’la bilim arasındaki bağı ifade ediyormuş. Özetle söylemek gerekirse ‘Yusufçuk’, doğadaki yaratılış mucizelerini simgeliyormuş.

    Gerçekten de bu böcekler inanılmaz bir tasarım harikası. Gövdelerine oranla hayli geniş kanatlarının mükemmel estetiği nedeniyle ‘helikopter böceği’ olarak da adlandırılıyorlar.

    Emine Erdoğan da ‘Yusufçuk’ların bu estetik harikası görünümüne hayran olsa gerek...

    Sikorsky kreasyonu

    EMİNE
    Erdoğan’ın broşunun yanı sıra kol saati ve yüzüğünde de yer alan yusufçuk figürü uçak tasarımcılarına da ilham vermişti. Nitekim Sikorsky firması son helikopter modelinin tasarımını yaparken ‘Yusufçuk’tan esinlendiğini gizlemedi.

    Gülme dersi alan bakanı güldürdü

    SANAYİ
    ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Necati Çetinkaya birbirinin dilinden iyi anlayan iki yakın dost. İkisi yan yana gelince fıkralar birbirini izliyor, bulundukları topluluktan şen kahkahalar eksik olmuyor. Neşeli ikili, geçen hafta Mısır gezisinde bir araydı. Fıkralar, espriler Atatürk havaalanında birbirlerini görmeleriyle birlikte başladı.

    COŞKUN COŞTURDU

    Neşeli sohbetler gezi boyunca da sürdü. Coşkun’un, Türkiye-Mısır İş Konseyi toplantısı ve temaslarından arta kalan zamanlarda her yan yana geldiklerinde biri bıraktı, öbürü başladı fıkra anlatmaya. Fıkralar bir biri ardına kulakları şenlendirirken, geziyi izleyen arkadaşımız Faruk Bildirici de sordu: ‘Bu kadar çok fıkra bildiğinize göre, resmi görüşmelerde de muhatabınıza fıkra anlatıyor musunuz?’

    FIKRALI DİPLOMASI

    Coşkun, ‘Tabii anlatıyorum, daha etkili oluyor’ deyip, iki yıl kadar önce çıktığı bir Tayvan gezisinde yaşadıklarını aktardı:

    ‘Abdülkadir (Aksu) Bey, Korkut (Özal) Bey de vardı. Bir hafta kadar kaldık, bizi çok güzel ağırladılar, yedik içtik. Son gün, parlamento başkanı ile yemeğimiz vardı. Hani şu televizyonlarda yayınlanan o meşhur kavgada da görünüyordu. Ben yemekte ona da şu fıkrayı anlattım:

    TANRI MİSAFİRİ

    Bir adam, eve misafir gelmiş. Tanrı misafiri diyerek beş döşeği üst üste koymuşlar. Aradan günler geçmiş adam bir türlü gitmiyor. Döşeklerden birini almışlar, yine anlamamış. Birini daha almışlar, adamdan yine ses yok. Gitmiyor. En son bütün döşekleri almışlar. Adam yerde yatıyor. Ellerinden kollarından tutup camiye götürüp bırakmışlar. Adam,
    ‘Ne yapıyorsunuz?’ deyince de cevabını yapıştırmışlar; ‘Tanrı misafirisin diye o kadar baktık. Biraz da tanrı baksın diye tanrının evine getirdik.’

    TAYVANLILAR ŞAŞKIN

    Bu fıkrayı anlattım, dedim ki,
    ‘Biz de bir haftadan beri buradayız, bizi camiye bırakacaksınız sanıyorduk ama siz bugün bizi çok iyi ağırladınız. Gezimizi bir hafta daha uzatabiliriz.

    Yemek kahkahalar arasında sona ermiş. Meclis başkanının güldüğünü gören Tayvanlı diğer siyasetçiler şaşırmışlar. Coşkun da o zaman öğrenmiş, Tayvanlı Meclis başkanının zor gülen, hatta bu yüzden eleştirilen bir siyasetçi olduğunu.

    NOTAYLA GÜLÜYORDU

    ‘Hatta hiç gülmediği için gülme dersleri bile almış. İnanın o gün de notayla gülüyordu hah hah haa diye....’

    Bu tablo karşısında Coşkun, fıkraların gücüne bir kez daha inanmış, her görüşmede en az bir iki fıkra anlatıyormuş...

    Ciğer hikayelerine aldanmayın

    Galataport’u çok güzel sattık. Bırakın dedikoduları, ciğer hikayelerine aldırmayın. (Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç)

    Hükümet, Türkiye’nin geleceğini karartacak, ipotek altına alacak bir imza atarsa, gök kubbeyi başlarına yıkarız. (DSP Genel Başkanı Zeki Sezer)

    Maliye Bakanı’nın şimdiye kadar 30 defa istifa etmesi gerekirdi. Ben bakan olsam ve özellikle 2B konusunda onun düştüğü duruma düşsem, istifa değil, daha başka şeyler de yapardım. (CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol)

    Biz kendi insanımızın refahı için kanunları çıkarıyoruz. Hans’ın hoşuna gitmesi için değil, Hasan’ın daha rahat yaşaması için yapıyoruz. (TBMM Başkanı Bülent Arınç)

    Lütfen sessiz uçun atlarımız ürküyor

    BAŞKENT
    geçen hafta Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı (IDEF) nedeniyle bir çok uluslararası firmaya evsahipliği yaptı. Fuarın açılışında ‘Türk Yıldızları Filosu’nun bir gösteri yapması planlanmıştı. Filonun pilotları, gösteriler öncesinde hipodromda görevli seyisleri karşılarında bulmayı hiç beklemiyorlardı kuşkusuz. Ancak yakındaki hipodromda çalışan seyisler, gösteri uçuşundan önce Türk Yıldızları ekibine geldi ve önemli bir sorunlarını aktardılar:

    ‘Hipodromdaki harada trilyonluk atlar var. Sizden ricamız; ne olur, hızlı ve çok sesli uçmayın. Atların sesden ürkerek, kendilerini yaralayacak hareket yapmalarından korkuyoruz.’

    Türk Yıldızları ilk kez böyle bir ricayla karşı karşıya kalıyordu. Önce şaşırdılar, ama ardından şaşkınlığı üzerlerinden atıp gülmeye başladılar. Nasıl sessiz uçacaklardı? Nitekim ne sessiz uçabildiler, ne de yavaş! Fuar üzerinden alçaktan uçarak geçtiler, hem de kulakları sağır edercesine sesleriyle... Yaklaşık yarım saat süren gösterisi sırasında önlem almak da seyislere düştü. Yüksek sesten ürken atları sakinleştirebilmek için epey çaba harcadılar...

    TSK rotayı değiştirmişti

    EGE
    Üniversitesi Tabiat Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü, geçen sene Genelkurmay’a bir mektup yazarak, İzmir Kuş Cenneti yakınındaki üslerden kalkan uçakların rotalarının değiştirilmesini ve uçuşların sınırlandırılmasını istemişti. Genelkurmay bunun üzerine doğal yaşamı korumak için uçuş rotalarını batıya kaydırma kararı almıştı. Bu konu, 22 Ağustos 2004’te Hürriyet’in sayfalarına ‘Sağol Komutanım’ başlığıyla yansımıştı.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı