Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Cinnah fısıltıları

    Hürriyet Haber
    05 Eylül 2005 - 01:31Son Güncelleme : 05 Eylül 2005 - 01:31

    Gece-gündüz her an size ‘alo’ diyebilir

    SABAHIN
    çok erken ya da gecenin ilerleyen bir saati. Telefonunuz acı acı çalıyor. Aklınızdan binbir türlü düşünce geçiyor. ‘Hayırdır inşallah’ deyip açıyorsunuz. Çok da yabancı bir ses değil. Duyar duymaz tanıdık gibi geliyor. Ama günün o saatinde, kafanızda binbir türlü düşünceyle sarılmışsınız telefona, o an çıkaramıyorsunuz sesin sahibini.

    BEN DE GEORGE BUSH

    ‘Ben Tayyip Erdoğan’ diyor telefondaki tanıdık ses. ‘Öyle mi, ben de George Bush...’ diyorsunuz içinizden. Karşınızdaki ses devam ediyor:

    ‘Beni aramışsın. Ne oldu ..... sorunun? Halloldu mu?’

    ‘Yahu, gerçekten o galiba...’
    diye düşünüyorsunuz. Evet, gerçekten de o.

    ESKİ ALIŞKANLIĞI

    Erdoğan’
    ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan bu yana sürdürdüğü bir alışkanlık bu. Kendisine yardım için başvuran dertli vatandaşlardan bazılarını, kendisi arıyor. Hem de telefon numarasını bizzat çevirerek, aracısız-özel kalemsiz. Sohbet ediyor, dertlerini bir kez de kendilerinden dinliyor, sorununun çözümü konusunda akıl veriyor. Sadece akıl ya da tavsiyeyle çözülemeyecek bir sorunla karşılaştığında da yapabileceği bir şey varsa yapıyor.

    ZIPLATAN TELEFON

    Sadece vatandaşlar değil, aynı sürpriz telefonlarla bakanlar, bürokratlar, belediye başkanları ve il başkanları da karşılaşıyor.

    AKP kulisleri, gecenin ikisinde, üçünde telefonun sesiyle yatağından fırlayan bakan, bürokrat, belediye başkanı öyküleriyle çalkalanıyor.

    Hatta, yatarken cep telefonunu kapattığı için ertesi gün hafif yollu azarlanan belediye başkanlarının öyküleri de dillerde dolaşıyor.

    CEPLER AÇIK KALSIN

    Zaten Erdoğan da iktidarının ilk günlerinde, bakan ve milletvekilleriyle belediye başkanlarının hazır bulunduğu bir toplantıda, bir belediye başkanını gece aradığını, ancak cep telefonu kapalı olduğu için ulaşamadığını belirterek şu uyarıda bulunmuştu:

    ‘Cep telefonlarınızın her zaman açık olması lazım. Size ulaşmak isteyen günün her saati ulaşabilmeli...’

    Zaten bu olaydan sonra, AKP’de bakanından önde gelen bürokratlara, belediye başkanlarından il başkanlarına kadar hemen herkes cep telefonlarını 24 saat açık tutmaya başladı.

    Öyle ya, Başbakan sizi arayabilir...

    Gerçekten benim

    BAŞBAKAN Erdoğan’ın yardım için başvuran vatandaşları bizzat geri araması sırasında bazı küçük ‘kazalar’ da yaşamıyor değil. Aradığı bazı vatandaşlar, içinden geçeni o anki şaşkınlıkla seslendiriveriyor:

    ‘Kardeşim başka işin yok mu sabahın bu saatinde. Dalga mı geçiyorsun, kardeşim. Başbakan’ın başka işi yok da beni mi arayacak bu saatte. Git başkasıyla eğlen...’

    Böyle istisnai kazalarda Erdoğan, gerçekten Başbakan olduğuna ikna etmeye çalışıyor şaşkın vatandaşı:

    ‘Yahu, gerçekten benim...’

    ‘Çakmak’lar ruhsatlı silahı üçe katlıyor

    CEBİNDE
    hazırladığı 2 adet 100 YTL’yi tokalaşırken veriyor karşısındaki adama: ‘Bana bir çakmak lazım, 14’lü...’ Birkaç saat sonra kesekáğıdında geliyor 14’lü tabanca. Adam 6 adet 100 YTL daha veriyor, alıyor silahı.

    Ruhsatsız silahın içinde bulunulan ‘alem’e göre şifreleri de değişik. Kimisi ‘çakmak’ diyor, kimisi ‘alet’ ya da ‘emanet’. Hatta bazı çevrelerde ‘karpuz’ sözcüğü bile ‘ruhsatsız tabanca’ anlamına kullanılıyor. Eskilerin ‘makine’ şifresi ise artık out, çünkü yeterince deşifre olmuş.

    Arkadaşımız Nurettin Kurt’un konuştuğu ‘ilgili’, ‘peynir ekmek gibi’ satıldığını söylüyor ruhsatsız silahların. Bunun sonuçlarını ise her gün aralarında ‘maganda terörü’ olarak da ifade edilen ölümlerin olduğu ‘bireysel silahlanma’da görüyoruz.

    RUHSATSIZ ‘FARKI’

    İçişleri Bakanlığı verilerine göre ruhsatsız silah sayısı ruhsatlı silah sayısını üçe katlıyor. Sadece 2000-2003 yıllarında meydana gelen olaylarda 2 bin 112 ruhsatlı, 7 bin 172 ruhsatsız silah kullanılmış olması sorunun boyutlarını yeterince ortaya koyuyor. Ruhsatsız silahların tercih edilmesinin ilk nedeni, kolay ve ucuz elde edilmesi. En ucuz ruhsatlı silahı almak harcı, vergisi, silah bedeli ile 4 bin YTL’ye mal oluyor. ‘Alem’de ise en ucuz ruhsatsız silahın bedeli 250 YTL.

    EKMEK ARASI SİLAH

    Kaçak silahların geldiği yerler de, suçun coğrafyasını örnekliyor. Ruhsatsız silahların büyük bir bölümü Irak ve Suriye’den Güneydoğu’ya oradan da İstanbul, Ankara, Adana, İzmir gibi metropollere ulaşıyor. Bir de Karadeniz’den gelen el yapımı yerli silahlar var. Silahlar genelde TIR, otomobil ve tren zulalarında getiriliyor. Karadeniz’den gelen silahlar ise küçük otomobil, otobüs ve kamyon zulalarında. Öyle ki Trabzon Ekmeği arasında şehirlerarası otobüs kargosu ile bile kaçak silah gönderiliyor.

    ‘ETNİK’ DOLAŞIM

    Silahların dolaşımında ise ‘etnik bir iletişim’ var. Güneydoğu’dan giriş yapan silahların ilk el alıcısını genelde Kürt kökenli vatandaşlar oluşturuyor. Karadeniz’den giren silahların ilk el alıcısı da yine Karadenizliler. Ruhsatsız silah edinmek isteyenlerin silah satıcısına ulaşması ise tam bir ‘Kurtlar Vadisi’. Alıcının önce ‘alem’den referans bulması gerek. Satıcı ancak referans sayesinde, alıcıya güven duyuyor. ‘Ruhsatsız piyasa’da 7.65’lik silahlar 250 YTL ile 1000 YTL. arasında, 14’lü silahlar ise markasına göre 800 ila 5000 YTL arasında alıcı buluyor. Bu fiyatlar, hırsızların evlerden çalıp sattığı silahlarda daha da aşağıya düşüyor.

    Uykusuyla meğer bizi uyutmuş

    Sayın Bakan uyumasıyla medyanın ve kamuoyunun gündemindeydi ama bu atamalardan ve yanıtlardan anladığımız Sayın Bakan uyumuyormuş. Sayın Bakan uykusuyla gündeme gelerek bizi uyutuyormuş. (CHP Milletvekili Berhan Şimşek)

    Dünyanın hiçbir yerinde hayatın idame ettirildiği su, hava, toprak bu kadar kirletilmez. O nehircikler, derecikler, çaylar, bir başka ülkenin insanlarının elinde olsa, serenat yapılan gondollar yüzerdi. Oysa bizim derelerde pislik yüzüyor. (Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç)

    Başkasının düşüncesine, kimliğine saldırılmadığı sürece bir insan Kürt olabilir fakat Kürtçülük yapamaz. Laz olabilir fakat Lazcılık yapamaz. Ermeni olabilir, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır ama Ermenicilik yapamaz. Yaptığı zaman Birinci Dünya Savaşı gibi büyük çatışmalar çıkar. (Sivas Valisi Hasan Canpolat)

    Leyleğin ömrü laklakla, bu iktidarınki lafla geçmektedir. (DYP Lideri Mehmet Ağar)

    Ya Başbakan bu ülkede yaşamıyor, ya da Başbakan’ın Türkiyesi bilmediğimiz başka bir Türkiye. (DSP Genel Başkanı Zeki Sezer)

    Erkek şiddetine hutbeli mücadele

    KADIN
    ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, göreve yeni başlamasına karşın art arda ataklarda bulunuyor. Çubukçu, arkadaşımız İpek Arıoğul’a, ‘aile içi şiddet’ konusunda ilginç bir projesini aktardı. Çubukçu, aile içi şiddetin, asıl muhatabı olan erkeklerin değil, sadece kadınların olduğu mekanlarda konuşulduğunu gözlemiş. Çubukçu her hafta 15 milyon erkeğe ulaşabilen tek kurumun Diyanet İşleri Başkanlığı olduğunu düşünüyor. Bu amaçla Diyanet’ten aile içi şiddetin önlenmesi için destek istemiş. Diyanet hutbelerinde, vaazlarda bu konuya yer verecek. Belki de böylece şiddete başvuran erkekler, kul korkusuyla değil Allah korkusuyla bu çağdışı tutumdan vazgeçecekler. Ne diyelim, inşallah...
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı