Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Cinnah fısıltıları

    Hürriyet Haber
    21.02.2005 - 01:46 | Son Güncelleme:

    Kulağına üfleyenler yanlış yaptırıyor

    TBMM’
    deki AKP kulisinden içeri doğru başınızı uzattığınızda Türk insanının eskiden daha mutlu olduğunu iddia eden DPT araştırmasının bu mekanda pek geçerli olmadığını hemen fark edebiliyorsunuz. Erkan Mumcu’nun ayrılmasıyla birlikte 366 milletvekiline düşen AKP’nin kulisindeki manzaralar, Hürriyet’in Ankara Parlamento Bürosu’nun gözlemlerine göre, şöyle özetlenebilir:

    ERKEN REHAVET

    Atalet ve isteksizlik iktidar parti milletvekillerinde genellikle ikinci seçim döneminde görülür. Oysa bu ruh hali AKP kulislerini son 3-4 aydan beri rehin almış bulunuyor.

    AKP milletvekillerinin toplu göründüğü tek yer salı günleri grup toplantılarının yapıldığı eski senato salonu. Toplantıya Başbakan Tayyip Erdoğan katılıyorsa, grubun tamamına yakınını orada görebiliyorsunuz. Erdoğan gelmezse, grubun yarısı da arazi oluyor.

    Genel Kurul’da tasarı ve teklif görüşmelerine düzenli katılan AKP’li sayısı 50’yi geçmiyor. CHP’nin birçok düzenlemeye etkin muhalefet yapmaması AKP’lileri daha fazla rehavete itiyor.

    CEP’TEKİ ALARM

    Genel Kurul görüşmelerinin açılmasını sağlayan AKP’lilerin büyük bölümü odalarında olmayı tercih ediyor. Bu vekillerin gözleri, cep telefonlarında. AKP Grubu tarafından ‘Acil oylama var, derhal salona gelin’ mesajını gören vekiller Genel Kurul’a, ‘arkalarından polis kovalayan eylemciler’ gibi koşarak geliyorlar.

    Ve farklı eğilimlerin bir araya geldiği kalabalık bir grup olmanın getirdiği güçlükler. Seçimlerden bu yana 2.5 yıl geçmiş olmasına rağmen AKP’liler arasında tam bir ‘kaynaşma’ ortamı oluşmadı. Her vekil, kendisini rahat hissettiği 5-6 kişilik küçük gruplarla arkadaşlık etmeyi tercih ediyor.

    ERİŞİM SORUNU

    Milli görüşü temsil eden vekiller, ‘türban ve imam hatip’ gibi konularda tabana verdikleri sözleri yerine getirememekten şikayetçiler. Milliyetçi kökenliler, hükümetin Kıbrıs ve Irak politikalarını eleştiriyorlar. Liberal kökenliler ise bürokrasideki yanlış atamalardan yakınıyor.

    Tüm bu milletvekillerini buluşturan önemli bir ortak payda var. O da, Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüşememek. Başbakan’ın grubu değil danışmanları dinleyerek politika üretmesi en belirgin ortak şikáyet. ‘Omzuna yakın olup, kulağına üfleyenler Başbakan’a yanlış yaptırıyor’ sözü neredeyse slogana dönüşmüş durumda.

    İstifa sinyalini 4 ay önce vermişti

    Mumcu, 27 Ağustos 2002’de ANAP’tan istifa ettikten sonra düzenlediği basın toplantısında su içerken objektiflere böyle yansımıştı.

    KÜLTÜR Bakanlığı görevinden ve partisinden istifa eden Erkan Mumcu, aslında kopma sinyalini 4 ay önce vermişti. Üstelik bu sinyali belki de AKP’den önce CHP fark etmiş, şifreyi de Meclis’te CHP’liler çözmüştü. Mumcu geçen yıl 21 Ekim’de TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı ‘veda hutbesi’ gibi konuşmasında, ‘Bir işi öyle çok fazla uzun yapmak caiz değildir, iyilik getirmez. Sonra, o işten başka bir iş yapamadığınızı zannederler. Başka işleri de yapabildiğinizi gösterebilmeniz lazım’ demişti. Mumcu’nun kürsüden söylediği bu sözler üzerine CHP’li Muharrem İnce oturduğu yerden, ‘Tarzınızda bir değişme olmuş, veda konuşmasına benzedi’ diye laf atmıştı. İnce sözlerini ‘Bizim dönemde de bakan yaparız!’ esprisi ile noktalamıştı.

    Türkiye, uzaydan AB’de görünüyormuş

    AKP
    hükümetinin AB tam üyelik hedefini ağırdan almaya başladığı yolundaki eleştirilere sakın kulak asmayın. Avrupa dosyası, özellikle Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün aklından hiç çıkmıyor. Geçenlerde kendisini ziyaret eden ve uzaya giden ilk Fransız kadın kozmonotu olan Fransa’nın AB Bakanı Claudie Haignere ile yaptığı uzay sohbeti bunun açık kanıtıydı. Gül sordu:

    ‘Uzaydan bakıldığında Avrupa’nın sınırları nerede bitiyor?’

    Haignere,
    gülümseyerek ‘Merak etmeyin’ diye yanıtladı:

    ‘Türkiye de Avrupa’nın içinde gözüküyor...’

    KORKMAMIŞ

    Gül, Haignere’
    ye ‘Uzaya giderken korktunuz mu?’ sorusunu da yöneltti. Fransız Bakan şu yanıtı verdi:

    ‘Kapsüle girdiğinizde sadece iki şeye konsantre oluyorsunuz. Önce geri sayımın ne zaman başlayacağını bekliyorsunuz. Geri sayım başladıktan sonra da ‘sıfır’ denilip fırlatılmayı bekliyorsunuz. Bunların dışında bir şey düşünmüyorsunuz.’

    MIR’E ÇIKMIŞ

    Bu arada, Fransız bakan, Gül’e astronot değil kozmonot olduğunu özellikle vurgulayarak, ‘Çünkü uzayda Rus uzay istasyonu MIR’e çıktım’ sözleriyle konuya açıklık getirdi ve Rus uzay araçlarının ABD’ninkinden daha güvenli olduğunu da belirtti. Haignere’nin bu anti-Amerikan dokundurmaları bugünlerde Ankara’da esen rüzgárlarla uyumlu gibi gözüküyordu.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı