Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cindoruk ve Sarıgül olayı!

DARBE tartışmaları sevimsiz bir şekilde sürüyor, bu arada Başbakan “Erken seçim falan yok” diyor... Diyor ama Türkiye’de seçim tartışmaları çoktan başladı bile...

Erkene alınmasa bile en geç bir buçuk yıl sonra, 2011 yılının yaz aylarında genel seçim var.

Şu anda yüzde 10 seçim barajını aşması kesin olan 3 parti bulunuyor: AKP, CHP ve MHP.

12 Eylül 1980 darbesinden sonra Turgut Özal döneminde, istikrar adına konulan yüzde 10 seçim barajı aslında büyük adaletsizlik yaratıyor.

Bu adaletsizlik, Meclis’teki partilerin işine yaradığı ve onlara avantaj sağladığı için, antidemokratik seçim yasasının değiştirilmesi düşünülmüyor bile...

Meclis’e dördüncü bir parti girebilse, ülke siyasetinde dengeler çok değişecek.

Peki, yüzde 10 seçim barajını geçebilecek 4’üncü parti var mı? Şu anda yok ama bu mümkün... Ancak birlik olmak, ittifak yapmak gerekebilir. Peki, bunu yapabilirler mi?

* * *

Şu anda iddialı iki çalışma var:

* ANAP ve DYP’yi Demokrat Parti çatısı altında toplayan Cindoruk hareketi.

* Parti kurma aşamasında olan Mustafa Sarıgül hareketi.

Türkiye’nin en deneyimli, en düzgün siyaset adamlarından olan Cindoruk “Seçimlerde çok iyi sonuç alacağız. 8 yıldır ülkede rejimi değiştirmek isteyen siyasi bir iktidar var. Ülkeyi adım adım Ortadoğu’ya sürüklüyorlar. Bizim yeni bir anayasaya, yeni seçim ve partiler yasasına, demokratik açılıma ihtiyacımız var” diyor.

Metropol Araştırma Şirketi’ne göre oyları yükselişte olan Sarıgül de iddialı konuşuyor:

“Biz, dertlere derman olmak üzere yola çıktık. Fırtına estire estire Ankara’ya gideceğiz. Bu yürek meselesidir. İddia ve inanç meselesidir. Bugün Türkiye’de karışıklık ve adaletsizlik var. Herkesin özgürlükleri kısıtlanmış durumda. Ben bunu yıkacağım.”

* * *

Başarı için birlik olmak gerekir ama Cindoruk ve Sarıgül aynı çatı altında buluşabilir mi?

Cindoruk bu konuda şöyle konuşuyor:

“Benim evimin bulunduğu bölge, Sarıgül’ün başkan olduğu Şişli Belediyesi’nin sınırları içinde... Bu nedenle Sarıgül’ün çalışmalarını, halkla diyaloğunu, becerilerini, başarılarını iyi biliyorum. Sevimli, becerikli, saygılı bir insan. Eğer arzu ederse bizim partimize gelebilir. Ona yerimiz var. Kapımız açık. Mücadelemizi beraberce yaparız.”

* * *

Sarıgül de şöyle diyor:

“Biz, tek başına iktidar olacağız. Cindoruk çok sevdiğim ve takdir ettiğim bir siyaset adamıdır. Türk demokrasi tarihi için çok önemli bir isimdir. Cindoruk’un rütbeye ihtiyacı yok. Onda hizmet heyecanı var. Cindoruk’un başımın üstünde yeri var diyorum. Devlet adamıdır. Demokrasi âşığıdır. Bizim partimizde arzu ettiği bütün görevleri alabilir ama Cindoruk’un, DP’de, Mesut Yılmaz Bey’le birlikte bir şey yapması mümkün değildir.”

* * *

Birlikten kuvvet doğar ama partiler arasında bu birliğin sağlanacağı yok. Cindoruk, Sarıgül’e, Sarıgül de Cindoruk’a “Bizim partiye gel” diyor. Sonuç yok! Olamaz da...

Ya diğer partiler? Sadettin Tantan’ın partisi... Abdüllatif Şener’in partisi... Rahşan Hanım’ın yeni partisi... Masum Türker’in DSP’si... Milli Görüşçülerin partisi, vs...

Onlar da oyları ufak ufak da olsa böleceği için, yüzde 10’luk seçim barajı nedeniyle, Meclis yine üç partiye kalabilir. Yani “eski hamam eski tas” olur! Bu nedenle her parti başkanının, güç birliğini ciddi biçimde düşünmesi gerekiyor.

 

X